Çocuk istismarında acı tablo: Bu olayları unutma!
Son 20 yılda kamuoyunun gündemine onlarca istismar vakası girdi. Yeterli önlemler alınmış olsaydı, etkin bir soruşturma yapılıp, “münferit bir hadise” diye geçiştirilmeseydi bunlar yaşanmayabilirdi!

Son 20 yıla baktığımızda özellikle çocuğun cinsel istismarı vakalarının çeşitli tarikat ve vakıflarla birlikte gündeme geldiğini görüyoruz. Bu durum adım adım örülen özel bir politikanın sonucu. Ancak çocuk istismarının salt bir inanç grubuyla özdeşleşmesi de doğru değil. Türkiye’de dini odaklarla birlikte askeri ve sivil bürokrasinin koskoca bir ülkeyi çocuklar için nasıl cehenneme çevirdiğini anlamak için örnekleri hatırlamak ve hiç unutmamak gerekiyor.


2002 | N.Ç. DAVASI 

Yıl 2002. Mardin’de 12 yaşında bir kız çocuğu aralarında esnafların, kaymakamlık yazı işleri müdürü, yüzbaşı, muhtar, korucu asker, memur, öğretmen gibi devlet görevlilerinin olduğu yetişkinlerce fuhşa zorlandı. 2003’de N.Ç.’nin şikâyeti üzerine Mardin Savcılığı soruşturma başlattı. 28 erkek şüpheli olarak kayda geçti, 27’si tutuklandı. Soruşturma sırasında 13 yaşında olan N.Ç. pek çok defa tıbbi muayeneye maruz bırakıldı, duruşmalar sırasında defalarca olayı tekrar canlandırmaya zorlandı. 24 Şubat 2013 günü görülen ilk duruşmanın ardından sanık yakınlarının saldırısına maruz kaldı. N.Ç. pek çok defa koruma talep ettiyse de hiçbirine yanıt alamadı. N.Ç.’nin güvenliği gözetilerek davanın başka bir yerde görülmesi talebi mahkemece reddedildi. Bu da yetmedi, tecavüzcü sanıklar serbest bırakıldı. 

Kamuoyu bu yargılama sürecine “utanç davası” dedi. Davanın 8. yılında 3 sanık hakkında beraat kararı verilirken, diğer sanıklara “çocuğun rızası olduğu” gerekçesiyle alt sınırdan ceza verildi; “rızaya dayalı tutma” suçunun zamanaşımına uğradığına kanaat getirildi. Yargıtay da bu kararı onadı. Hükümlülerden birinin oğlu ve yeğeni, on yıl sonra, 2013’te bir başka tecavüz davasının sanığı olarak yeniden karşımıza çıktı.

N.Ç. Malatya’dan Adana’ya, oradan da İstanbul’a, ergenlik yaşına gelinceye kadar şehir şehir çocuk koruma merkezlerinde gezdirildi. N.Ç. dava boyunca bizzat yargı eliyle yaşadığı ihlaller için başvurduğu AİHM tarafından 2021 yılında haklı bulundu. Bir çocuğun ömrü uğradığı istismara karşı adalet arayışıyla geçti.

Elbette insan hakları örgütleri, kadın örgütleri ve bazı siyasi partiler bu duruma seyirci kalmadılar. On binlerce insan İstanbul’da ve pek çok kentte mahkemenin tecavüzcüleri destekleyen tavrını ve sonunda aldığı kararı protesto etmek için sokaklara döküldüler. 

2016 | KARAMAN'DA ENSAR VAKFI YURDUNDA TOPLU İSTİSMAR

Bir gün Karaman’da bir çocuk okula gitmek istemedi. Bunun üzerine ablası kardeşini psikiyatra götürdü. Çocuğa zorla hayvan pornosu izletildiğini ortaya çıkaran doktor durumu savcılığa bildirdi. Ardından civar köy ve uzak yerlerden devlet yurdu olmadığı için Ensar evlerine gönderilen onlarca çocuğun istismara maruz bırakıldığı ortaya çıktı.

Türkiye, bu durumu 12 Mart 2016 tarihinde Birgün gazetesinin “Karaman’da 45 erkek öğrenciye tecavüz!” başlıklı haberiyle duydu. Nakşibendi tarikatından Erenköy Cemaatinin kurduğu Ensar Vakfı ile Karaman Anadolu İmam Hatip ve İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği’nin (KAİMDER) kiraladığı evlerde kalan 9-10 yaşlarındaki en az 45 öğrenci 2012-2015 yılları arasında bir öğretmenin sistematik tecavüzüne maruz kalmıştı. 10’u istismarcı Muharrem Büyüktürk hakkında şikâyetçi oldu. Çocuklar, istismarcı öğretmenin kendilerine şiddet uyguladığını, tehdit edildikleri ve utandıkları için kimseye anlatamadıklarını söylediler. Failin bilgisayarında ve cep telefonunda çocuk pornosuna rastlanması ikinci bir soruşturma sebebi oldu. İstismarcı 4 Mart 2016 günü tutukladı, 29 Mart’ta da meslekten ihraç edildi.

Karaman Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dava sonunda 508 yıl 3 ay hapis cezası verildi. Bu, büyük bir kamuoyu baskısıyla oldu.

İktidar olayın örtbas edilmesi için elinden geleni yaptı. İlk olarak yayın yasağı getirilerek halkın dava hakkında bilgilenmesinin önüne geçilmek istendi. Karaman Valiliği dava boyunca il sınırları içerisinde toplanma, toplantı, basın açıklaması, gösteri yürüyüşü, miting, oturma eylemi, stant açma, çadır kurma gibi etkinlikleri yasakladı. Tüm bunlara rağmen birçok kadın örgütü, çocuk hakları ve insan hakları örgütleri, eğitim sendikaları davanın peşini bırakmadı, pek çok kentte tepki gösterdi.


Dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu’nun olayın duyulmasından sonra sarf ettiği “Bir kereden bir şey olmaz” sözleri de tepkileri büyütmüştü. Çünkü Ensar Vakfı’nda olduğu bilinen ne ilk ne de son istismar vakasıydı bu. AKP iktidarı çocukları korumak yerine birlikte iş tuttuğu cemaati korumak istemişti.

2016-2017- 2019 | İSTİSMAR YUVASI YURTLAR AHTAPOT GİBİ ÇOCUKLARIN HAYATINI SARDI 

2016 Temmuzu. Maraş’ta Süleymancılara ait Hamidiye Erkek Öğrenci Yurdu’nda 10 yaşındaki 4 çocuğun yurtta çalışan bir öğretmen tarafından cinsel istismara uğradığı ortaya çıktı.

Eylül 2017. Adıyaman Besni’de Süleymancılara ait Hayrünnisa Gölbaşı Çocuk Yurdu’nda kalan biri 10 diğeri 11 yaşında iki çocuğun yurt müdür tarafından istismara maruz bırakıldığını öğrendik.

Aynı yılın Aralık ayında, İzmir’in Dikili ilçesinde Süleymancılara ait bir ortaöğrenim erkek yurdunda 11 yaşındaki bir çocuk istismara uğradığını anlattıktan sonra yurttaki görevlinin 7 öğrenciyi istismar ettiği açığa çıktı.

Aralık 2019. Denizli’nin Çivril ilçesinde, bir okulun bahçesinde bir intihar mektubu bulundu. Bu intihar mektubu 12 yaşında bir çocuğa aitti. Çocuk, Süleymancılar tarikatına ait Kervansaray Erkek Öğrenci Yurdu’ndaki belletmen tarafından defalarca tecavüze maruz bırakılmıştı. Üstelik şiddetle susturulmuştu. Çocuk bu durumu yurt müdürüne anlattığında müdür, belletmeni tarikata ait başka bir yurda gönderdiğini, bu olayı unutması gerektiğini söylemişti. Ancak durumu kabullenemeyen küçük, yaşadıklarını bir mektuba yazarak yaşamına son verecek kadar kendini kapana kısılmış hissetmişti. Soruşturma kapsamında yurt mühürlendi, ortaokul öğrencileri de “tadilat” gerekçesiyle evlerine gönderildi. Ancak yurt müdürünün istismarcı birini göndereceği tarikata ait başka yurtların olduğu anlaşılıyor.

Tek bir tarikatın ya da cemaatin dahi onlarca yurdunda istismar suçu işlenmesi, istismarın ne kadar olağan görüldüğünün bir göstergesi. İstismar asla münferit değil, aksine son derece sistematik. İlk vakada gerekli tedbirler alınmış olsaydı sonrasında onlarca, yüzlerce çocuğun hayatı kurtulmuş olacaktı. Eğer bu kadar ayyuka çıkmış bir sorunda tedbir alınmıyorsa bu politik bir tercihtir. Bu tercihin bedelini karanlıkta bırakılmış çocuklar ödüyor.


2018 | KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN HASTANESİ’NDE HAMİLE ÇOCUKLAR VAKASI

2018’de İstanbul’daki Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Ocak-Mayıs 2017 arasındaki 5 ay gibi bir süre içerisine 115 çocuğun hamile olarak hastaneye geldiğini öğrenmiştik. Ve çocuk yaşta gebelikler hakkında tek bir görüşme raporu hazırlanmamış, yasanın gereği yerine getirilmemiş ve suç duyurusunda bulunulmamıştı. Olay, bir sosyal hizmet görevlisinin yerine bir başkasının bakması üzerine ortaya çıkmıştı.

Soruşturma başlatan Sağlık Bakanlığı’nın raporu durumun daha vahim olduğunu ortaya koydu: Hastanede kayıt altına alınan hamile çocuk sayısı 115 değil, 158 idi. Rapora göre 37’si 15 yaş altında olan çocukların; biri 12 yaşında, beşi 13 yaşında, on biri 14 yaşında, yirmisi 15 yaşında, yetmiş biri 16 yaşında, ellisi ise 17 yaşındaydı. Ayrıca, 2016 yılında bin 260 çocuğun hamileliğinin tespit edildiği, bunların 64’ünün ise 15 yaş altında olduğu bilgisine yer verilen rapora göre, bu sayı içinde Suriyeli mülteci çocuklar da yer alıyordu.

Bir yılda bir hastanede bin 260 hamile çocuk!

AKP döneminde hastane dışında yapılan doğumların sadece sözlü beyanla nüfusa kaydettirilebilmesi boşuna değil!

2022- HİRANUR VAKFI’NDA 6 YAŞINDAKİ ÇOCUĞA İSTİSMAR

Tıpkı İsmailağa Cemaati’ne bağlı Hiranur Vakfı olayında olduğu gibi. Cemaat lideri bir baba, muhtemel bir halef seçiyor ve hiç çekinmeden bu anlaşma 6 yaşında bir çocuğun istismara teslim edilmesiyle mühürlenebiliyor. 6 yaşında!

Çocuk eğitimde yok, nüfusta yok! O çocuğun yaşadıklarını “istismar” olarak tanımlayabilmesi bir radyo programı sayesinde! Ama her istismar skandalı sonrası yayın yasakları getiriliyor.

Daha önce hastaneye intikal etmiş; soruşturma açılması lazım ama yok! İstismar delilleriyle ortada olduğu halde savcılık hemen tutuklama kararı vermiyor; istismarcıların tutuklanması için bile halkın ses çıkarması, kamuoyu oluşturması gerekiyor!


Ve bir ülkenin Cumhurbaşkanı, sanki son 20 yıldır tarikat-cemaat yurtlarında yaşanan onlarca istismar vakası ortaya çıkmamış gibi “münferit bir hadise” diyebiliyor!

Çocukların sırf “dindar ve kindar” bir nesil yetiştirmek uğruna tarikat ve cemaatlere bilinçli olarak teslim edilmesi, kız çocuklarının evlilik adı altında istismar edildiği bir aile düzeninin kurulması… İktidarın bekası böylesi bir topluma bağlı! Bu karanlık, 20 yıl boyunca eğitim sisteminde, ceza kanununda, anayasada ilmek ilmek örüldü.



İlgili haberler
5 MADDEDE SAYIYORUZ: Çocuk istismarında gerçek önl...

Çocuklara cinsel istismar gündem olduğunda hissettiğimiz duyguların başında öfke ve çaresizlik geliy...

Sovyetler’de her çocuk eşit, her çocuk değerli!

Çocukların tüm ihtiyaçlarının karşılandığı, her türden istismarın önlenmesi için devletin seferber o...

DOSYA | Çocuk istismarı politiktir! Karanlık ağlar...

Çocuk istismarını daima gündemde tutmak, sorunu doğru tarif etmek, anlamak ve anlatmak gerekiyor. So...