Direncin ve umudun 2026’sı
'2026’ya bir avuç umut, tonlarca hasretle girdiğimiz doğrudur. Ancak Smart Solar işçilerinin sobayla grev çadırında yükselttiği mücadele umudunun hepimizin içinde var olduğunu biliyoruz.'

2025 yılı birçoğumuz için çok zor ve biraz karamsar geçti. 2026 ise iç açıcı başlamadı. Asgari ücretin genel ücret haline geldiği memleketimizde pek zamlandı sayılmaz. Faturalar, temel gıda ihtiyaçları, barınma ve sayabileceğimiz birçok kalemi karşılamak na mümkün hale gelmişken kışın ayazında temel ihtiyaçlara gelen zamlar, en asgariyi bile yaşamamıza müsade etmiyor. 

Ekonomik sıkışmışlık ve kadınların ucuz, güvencesiz iş gücü olarak çalışmaya mecbur bırakılması ise sadece Türkiye ile sınırlı değil. 2026’da batı emperyalizminin Türkiye gibi bağımlı kapitalist ülkelere hayal ettiği tam da budur. Ucuz iş gücü cennetlerini oluşturmak. Ve bu cennetlerin sermaye için vazgeçilmezi ucuz işgücü olarak çalışacak kadınlar ve küçük çocuklardır. 

Özetle 2026 sadece yaşadığımız ülke sınırlarında değil tüm dünyada kadınları olumsuz bir biçimde etkileyecektir. Ancak tüm bu karamsar tabloya karşı kadınların direnci ve mücadelesi iç ısıtıcı. Smart Solar işçileri, direnişlerinin 71. gününde yılbaşını Evrensel gazetesi ile birlikte karşıladı. Smart Solar işçisi kadınlardan birinin anlattıkları önemliydi: “Fabrikada devlet aygıtının yardımıyla grev kırıcılık yapılıyor. Jandarma bizim hakkımızı yiyenlerin değil bizim karşımızda saf tutarken, ‘Erkek işçiler neden kadınları öne atıyorsunuz?’ diye bir cümle kullandı. Fabrikamızın yüzde 70’i kadın. Tabi ki biz saf tutacağız, çünkü bizim emeğimiz çalındı. Hakkımızı alana kadar da mücadele edeceğiz.”

2026’ya bir avuç umut, tonlarca hasretle girdiğimiz doğrudur. Ancak Smart Solar işçilerinin sobayla grev çadırında yükselttiği mücadele umudunun hepimizin içinde var olduğunu biliyoruz. “Artık değişmeli” diyen milyonlarca kadın, bugün yan yana gelmenin de yollarını arıyor.

Bu satırlar size evde soğuğa karşı kat kat giyinmişken, iş yerinde kısa bir çay molasında, vardiya servisiyle yoldayken, mahallede kadınlarla yan yana otururken ya da kampüste arkadaşlarınızla buluşmuşken eşlik ediyorsa, bu hâlâ değişimi mümkün gören bir yerde durduğumuzu gösteriyor.

Böylesi bir dönemde, AKP medya, eğitim, sağlık gibi birçok alanda tek adam rejimini kurumsallaştırmaya yönelirken, dergimizin 2026 Ocak sayısı bu kuşatmaya karşı yan yana gelen, örgütlenen ve mücadeleden vazgeçmeyen kadınların yazılarıyla dolu.

***

“Özgür insan, başka türlü karar verme imkânı olan insandır.”

Kadınların özgürlük mücadelesinin cüretkar, inatçı ve üretken emekçisi Rosa Luxemburg’a saygıyla…

Fotoğraf: Pexels


İlgili haberler
Kaygıyı öfkeye, öfkeyi örgütlü gücümüze dönüştürelim

2026’ya girerken kadın işçiler daha uzun mesai, daha düşük ücret ve daha güvencesiz bir hayata zorlanıyor. Yoksulluk, iş cinayetleri ve şiddet aynı düzenin ürünü. Biriken öfke iş yerlerine sığmıyor.

Başkalarının maaşları büyüyor, bize yetinmek düşüyor

Esenyurt’ta bir tekstil işçisi kadın, 21 bin liralık kira, bakmakla yükümlü olduğu ailesi ve okuyan çocuklarla asgari ücretin yaşamaya yetmediğini söylüyor.

DOSYA: AKP’li yılların medyası, derinleşen ayrımcılık

2026'nın ilk dergisinde medyadaki dönüşümü ve kadınların bu dönüşümden nasıl etkilendiğini irdeliyoruz...


Editörden