DERGİMİZDEN
Sömürüye ve şiddete dayalı bu düzene karşı yüz yılı aşkın süredir eşit işe eşit ücret, insanca yaşam koşulları için mücadele eden kız kardeşlerimizi anıyor; mücadelemizi büyütüyoruz.
Dergimiz de bu sayıda, 8 Mart alanlarında yükselen talepleri kadınların kendi sözleriyle tartışıyor. 8 Mart sonrasında da mücadelenin ateşini büyütmek için tüm işçi ve emekçi kadınlara sesleniyor.
Bugün ‘ateş düştüğü yeri yakar’ söylemini çoktan geride bırakmış durumdayız. Ateşin düştüğü yeri değil, hepimizi yaktığı bir dönemden geçiyoruz.
‘Yaygın, güçlü ve kitlesel 8 Martlar ancak ve ancak işçi ve emekçi kadınların iş yerlerinde, bizzat seçtikleri temsilcilerle doğrudan dahil oldukları mekanizmaların kurulması ile mümkündür.’
Dosyamızda işçi- emekçi kadınların kendi özgün talepleriyle sınıf mücadelesinde nasıl güçlenebileceklerini inceliyoruz.
‘Kadın emekçiler sömürüye, bakım yüküne ve itaate dayalı bu rejimi görünür kılmaktan öte örgütlenerek, greve çıkarak, dayanışmayı büyüterek kuşatmayı kırıyor.’
‘İş yerlerinde kreş, yasalarla güvence altına alınan bir hak. Ancak, bir anda kazanılmadı. Geçmişten bugüne, kadınların çalışmak ve çocukların bakımı için verdiği mücadele ile bugünlere geldik.’
1917’de Petrograd’da işçi kadınların kıtlığa, savaşa ve ağır çalışma koşullarına karşı başlattığı grev, 8 Mart’ı dünya tarihinde özel kılan yegane tarihsel olaylardan biri...
Farklı şehirlerden kadın işçiler Mecliste 8 Mart öncesi bir araya geldi. Uzun vardiyalara, düşük ücretlere, tacize ve grev kırıcılığına karşı deneyimlerini paylaştılar.
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları Tuzluçayır’da savaş kaygısını büyüttü. Kadınlar hem olası füze tehdidini hem de savaşın yoksulluk ve göç üzerinden hayatlarına etkisini tartışıyor.
Akın Gürlek’in geçmiş kararları ve bugünkü vurguları, önümüzdeki dönemde hak alanlarının daralabileceğine işaret ediyor...
Savaş politikalarının yükünü en ağır biçimde sırtlanan kadınlar için barış hayati bir meseleyken, açıklanan son komisyon raporu kadınların somut taleplerine sağır kalıyor.
İşçi kadınlar, 8 Mart’a giderken çalışma koşullarını ve taleplerini yazdı...
Sağlık emekçisi kadınlar için nöbet listeleri sadece bir çalışma programı değil; kreşsizliğin, personel eksikliğinin ve ev içi yükün omuzlarda birleştiği politik bir gerçekliktir.
Mamaklı ev işçisi Yeter’in hikayesi yoksullukla, güvencesizlikle ve emeğini en yakınındakine bile kanıtlamak zorunda kalan milyonlarca kadının sessiz mücadelesiyle ortaklaşıyor.
'Bize öğretmek istedikleri bu: Yerini koru, ses çıkarma, şanslı olduğuna inan. Dayatmak istedikleri şey ise net: Şans maskesi giydirilmiş bir çaresizlik.'
Koroda, halk oyununda, kitap kulübünde… Ergazi’de kadınlar, birlikte öğreniyor ve dayanışıyor.
Yıllardır olduğu gibi bugün de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle Mamak sokaklarında yürüyeceğiz. Halaylar çekip dergimizin sayfalarını birlikte karıştıracağız.
‘Biz kadınlar daha fazla kız kardeşimizi kaybetmek istemiyoruz ve hesabını sormaya devam edeceğiz. Bahar Taş'a ne oldu? Rojin'e ne oldu? Gülistan Doku'ya ne oldu?’
'Adalete güvenim vardı' diyor Ayşe, ancak şimdi onun da yok olduğunu dile getiriyor. Bu sözler bir hayal kırıklığını içerse de aslında sistemsel bir soruna işaret ediyor.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN




































