DERGİMİZDEN

Ekmek ve Gül dergisi Mart 2026 sayısı

Sömürüye ve şiddete dayalı bu düzene karşı yüz yılı aşkın süredir eşit işe eşit ücret, insanca yaşam koşulları için mücadele eden kız kardeşlerimizi anıyor; mücadelemizi büyütüyoruz.

Şiddete, yoksulluğa, savaşa karşı mücadelemiz var!

Dergimiz de bu sayıda, 8 Mart alanlarında yükselen talepleri kadınların kendi sözleriyle tartışıyor. 8 Mart sonrasında da mücadelenin ateşini büyütmek için tüm işçi ve emekçi kadınlara sesleniyor.

Tüm dünyayı saran emperyalist barbarlığa karşı mücadeleye!

Bugün ‘ateş düştüğü yeri yakar’ söylemini çoktan geride bırakmış durumdayız. Ateşin düştüğü yeri değil, hepimizi yaktığı bir dönemden geçiyoruz.

İşçi kadınlar olmadan güçlü bir 8 Mart mümkün mü?

‘Yaygın, güçlü ve kitlesel 8 Martlar ancak ve ancak işçi ve emekçi kadınların iş yerlerinde, bizzat seçtikleri temsilcilerle doğrudan dahil oldukları mekanizmaların kurulması ile mümkündür.’

Dosya| 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ışığında

Dosyamızda işçi- emekçi kadınların kendi özgün talepleriyle sınıf mücadelesinde nasıl güçlenebileceklerini inceliyoruz.

Sömürü, bakım yükü, itaat: Kadın emekçiler kuşatmayı kırıyor

‘Kadın emekçiler sömürüye, bakım yüküne ve itaate dayalı bu rejimi görünür kılmaktan öte örgütlenerek, greve çıkarak, dayanışmayı büyüterek kuşatmayı kırıyor.’

8 Mart’ın en önemli taleplerinden: Kreş hakkı

‘İş yerlerinde kreş, yasalarla güvence altına alınan bir hak. Ancak, bir anda kazanılmadı. Geçmişten bugüne, kadınların çalışmak ve çocukların bakımı için verdiği mücadele ile bugünlere geldik.’

8 Mart’ı 8 Mart yapanlar: Devrimin kıvılcımını yakan kadın işçiler

1917’de Petrograd’da işçi kadınların kıtlığa, savaşa ve ağır çalışma koşullarına karşı başlattığı grev, 8 Mart’ı dünya tarihinde özel kılan yegane tarihsel olaylardan biri...

‘Arkasına saklanacak çok bahane vardı ama…’

Farklı şehirlerden kadın işçiler Mecliste 8 Mart öncesi bir araya geldi. Uzun vardiyalara, düşük ücretlere, tacize ve grev kırıcılığına karşı deneyimlerini paylaştılar.

Garibana ‘Ya savaşta öl ya da açlıkta’ deniliyor

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları Tuzluçayır’da savaş kaygısını büyüttü. Kadınlar hem olası füze tehdidini hem de savaşın yoksulluk ve göç üzerinden hayatlarına etkisini tartışıyor.

‘Yeni’ Bakan, eski gündem: Kadınlar ve LGBTİ’lere yönelik kuşatma

Akın Gürlek’in geçmiş kararları ve bugünkü vurguları, önümüzdeki dönemde hak alanlarının daralabileceğine işaret ediyor...

Rapor var, güven yok: Kürt işçi-emekçi kadınlar bu sürecin neresinde?

Savaş politikalarının yükünü en ağır biçimde sırtlanan kadınlar için barış hayati bir meseleyken, açıklanan son komisyon raporu kadınların somut taleplerine sağır kalıyor.

8 Mart’ta ekmek ve gül için mücadelemiz var!

İşçi kadınlar, 8 Mart’a giderken çalışma koşullarını ve taleplerini yazdı...

Nöbet listesinde kadın olmak: Hastane koridorlarından 8 Mart alanlarına

Sağlık emekçisi kadınlar için nöbet listeleri sadece bir çalışma programı değil; kreşsizliğin, personel eksikliğinin ve ev içi yükün omuzlarda birleştiği politik bir gerçekliktir.

Ev işçisi Yeter: Bir gün benimle işe gelince bir daha ‘Nerede kaldın?’ demedi

Mamaklı ev işçisi Yeter’in hikayesi yoksullukla, güvencesizlikle ve emeğini en yakınındakine bile kanıtlamak zorunda kalan milyonlarca kadının sessiz mücadelesiyle ortaklaşıyor.

Konuşmamız gereken şeyler var Aysel!

'Bize öğretmek istedikleri bu: Yerini koru, ses çıkarma, şanslı olduğuna inan. Dayatmak istedikleri şey ise net: Şans maskesi giydirilmiş bir çaresizlik.'

Ergazi’de kadın dayanışmasının durakları: Mutfaktan sahneye, evden kitap kulübüne

Koroda, halk oyununda, kitap kulübünde… Ergazi’de kadınlar, birlikte öğreniyor ve dayanışıyor.

Mamak’ın baharını kadınlar getirecek

Yıllardır olduğu gibi bugün de 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü vesilesiyle Mamak sokaklarında yürüyeceğiz. Halaylar çekip dergimizin sayfalarını birlikte karıştıracağız.

Bahar Taş’a ne oldu?

‘Biz kadınlar daha fazla kız kardeşimizi kaybetmek istemiyoruz ve hesabını sormaya devam edeceğiz. Bahar Taş'a ne oldu? Rojin'e ne oldu? Gülistan Doku'ya ne oldu?’

Ayşe’nin hikayesi: 25 yıllık şiddete rağmen yalnızlığa terk

'Adalete güvenim vardı' diyor Ayşe, ancak şimdi onun da yok olduğunu dile getiriyor. Bu sözler bir hayal kırıklığını içerse de aslında sistemsel bir soruna işaret ediyor.

Editörden