DERGİMİZDEN

Bursa’dan Sovyetler Birliği’ne emekçilerin dinlenme hakkı üzerine

‘Tatil yapmak, yalnızca parası olanların ulaşabileceği bir ayrıcalık mı olmalı? Yoksa işçinin, insan olarak var olabilmesi için toplum tarafından güvence altına alınması gereken bir hak mı?’

Tatilin görünmeyen bavulu

‘Belki de gerçek tatil, bavullar hafiflediğinde değil; birbirimizin yükü hafiflediğinde başlıyor.’

En son ne zaman dinlendiniz?

Kadınlara ‘En son ne zaman dinlendiniz?’ diye sorduk. İşte kadınların kendi sözleriyle dinlenememenin hikayesi.

Savaşın kadın yüzü, kadının savaş dili

Resmi tarih kitaplarında yer almayan kadınların cephedeki hayatta kalma mücadeleleri, kimlik dönüşümleri ve savaşın gölgesinde taşıdıkları ağır insani yükü…

Çilek Bacak: Kozmetik mi, tedavi mi?

Yağmur Yılmaz, bacaklarda koyu noktalarla kendini gösteren “çilek bacak” görünümünün nedenlerini, tavuk derisi ile arasındaki farkları ve bu durumla mücadelede etkili bakım yöntemlerini anlatıyor.

Çocukluğu yeniden tanımlamak

‘Çocukluk işçi sınıfının çocuk emeğine karşı mücadelesiyle, kadınların bakımın toplumsallaştırılması talebiyle ve çocuk hakları mücadelesiyle kurulmuş bir koruma alanıdır.’

Ömrümüzü yedin LGS

Kazanılan puanlar, ulaşılamayan okullar ve artan hayat pahalılığı... LGS maratonu bitse de velilerin ve çocukların kabusu ulaşım, yemek ve harçlık çilesiyle devam ediyor.

Hayal olmaktan çıkan emeklilik: Bir hak mücadelesi

Sosyal güvenlik sistemlerinin tarihsel gelişiminden günümüzdeki neoliberal dönüşümüne kadar emeklilik; bir lütuf veya yük değil, işçi sınıfının alın teriyle kazandığı devredilemez bir haktır.

Çocukları suça iten kim?

Çocukları suça iten koşulları değiştirmeden, cezaları tartışarak kalıcı çözümler üretemeyiz.

Emekliliği böyle hayal etmemiştim

30 yıllık özverili meslek hayatının ardından emekliliğe ayrılan ancak ekonomik koşullar ve ailevi sorumluluklar nedeniyle dinlenmeye fırsat bulamayan bir sağlık emekçisinin hayat mücadelesi...

‘Orta direk’ çöktü, açlar ordusu büyüyor

Uygulanan düşük ücret politikaları ile kamu emekçisi ve emeklisi derin bir yoksulluğa sürüklenirken iktidar bizi görmezden geliyor.

Emekli kadınlar anlatıyor: Geçinemiyoruz

İzmir’de yaşayan emekli kadınlar, artan kiralar, katlanan mutfak masrafları ve bitmeyen bakım yükü karşısında verdikleri yaşam mücadelesini anlatıyor.

Yaraya merhem, karanlığa ışık oluyoruz

‘Ekmek ve Gül’ün kadınları susmuyor. her yeni sayıyla birlikte ekmeğe de güle de sahip olmanın mümkün olduğu bir hayatın umudunu büyütüyorlar.’

Patrona klima, işçiye cehennem sıcağı

Urfa'da bunaltıcı sıcaklar en çok tekstil işçilerini zorluyor. Ütü bölümünde çalışan kadın işçiler zorluklarla baş etmeye çalışırken talepleri görmezden geliniyor.

Emek ucuz, ekmek pahalı

‘İki yıldır bir gün bile bu mobbinge boyun eğmedik. Eğmeyi de düşünmüyoruz. Atılan işçiler geri gelecek ve herkes hakkını, emeğini alacak.’

İsimsizler

Pınar'ın cebelleştiği tüm sorunları ve çocuklara dair duyduğu umudu okurken, bu çaba sadece öğretmenlerin tekil tekil tutumlarıyla sınırlı kalmamalı diye düşünüyorsunuz.

Karanlığa karşı: Sene 1936

Bu dizi yalnızca geçmişin bir kesitini değil, yükselen faşizme, derinleşen ekonomik krize ve toplumsal eşitsizliklere karşı işçilerin ve kadınların omuz omuza ördüğü tarihsel direnişi anlatıyor.

Gülistan doku dosyası: Cezasızlık ağları çözülüyor mu?

‘Gülistan Doku dosyasında ortaya çıkan yeni gelişmeler, cezasızlıkla beslenen ilişki ağlarını açığa çıkarıyor. Hakikat ve adalet talebimizden vazgeçmiyoruz.’

Ekmek ve Gül dergisi Temmuz 2026 sayısı

Bu sayıdaki yazılar savaşın, yoksulluğun ve şiddetin birbirinden ayrı olmadığını gösteriyor. Biliyoruz ki şehirleri yakan gemilerle, hayatlarımızı kuşatan eşitsizlik aynı düzenin eseri.

Howl'un tarafı

Yürüyen Şato’daki gibi, savaş yalnızca cephede yaşanmıyor; kentlerin sokaklarına, mutfaklara, iş yerlerine, evlere kadar sızıyor.

Editörden