Savaşa karşı barış, baskılara karşı özgürlük direnişimiz
Tüm dünyada ama özellikle Ortadoğu’da kadınları yok gören bu anlayışın inşasını görmemiz gerekiyor.

Bir tarafta savaş bir tarafta dini dayatmalar altında ezilmişlik. Bu cümleye Ortadoğu’nun kısa özeti diyebiliriz galiba. Özet kısa ama ya yaşamaya çalışması? Hele de kadın olarak.

Yıllardır süren ve bugüne kadar gelen emperyalist ülkelerin paylaşım savaşındaki kuşatmaların altında kalan, kavganın esiri, nedense hep kadınlar ve çocuklar oluveriyor. Ortadoğu’da mesele yalnızca savaş ile de bitmiyor. Bunun yanına her gün bir yenisi eklenen türlü şeriat yaklaşımları ile de halk ve özellikle kadınlar karanlığa gömülüyor. Eğitim, düşünce ve ifade özgürlüklerini bırakın yaşam hakkı elinden alınan binlerce kadın… Yani bir tarafta Hamas gibi gericiliğin pençesi altında yaşamaya mahkum bırakılan bir tarafta da emperyalizmin kanlı dişleri arasında ezilenler yani çoğunluğunu yine kadınların oluşturduğu bir toplumdan bahsediyoruz.

İKİYÜZLÜ İKTİDARLARA KARŞI KADINLARIN ORTAK MÜCADELESİ

Kadın olmak dünyanın her neresinde olursan ol başlı başına zorken hem savaşın hem de dini kuralların altında ezilen kadın olmak daha zor diyor insan. Hayata dair tüm renklerimize kastı olanların gözlerini bu kadar yakından tanıyan ve onların yanında yaşamaya direnen kadınlar yani evet bizden bahsediyorum. Bu sebeple Türkiye’de İsrail’in saldırılarından sonra Filistin halkına destek yürüyüşlerinde gördüğümüz ikili ayrılığa kadınlar olarak daha ciddi yaklaşmamız gerekiyor. Bu yürüyüşlerde açıkça ve keskin bir şekilde görünen iki taraf var.

Bir tarafta Hamas destekçilerinin şeriat söylemleri bir tarafta ise özgür Filistin halkı için direnen bizler. Cihat ve şeriat söylemiyle sokaklara çıkan, yanımızdan yürürken nefretlerini hissettiren Hamas destekçilerinin Türkiye halklarını da bu bataklığın içerisine sürüklemek istedikleri apaçık görünüyor. Tam da bu noktada Türkiye’de yaşayan kadınların “Ne şeriatı ne emperyalist ülkelerin körüklediği savaşları Ortadoğu’da istemiyoruz” söylemlerini ciddiye almamız ve güçlendirmemiz gerekiyor. Çünkü AKP iktidarının tekrar gündeme getirdiği tezkere meselesi ile ülkede yabancı askerlerin “gerekli hallerde” ülke sınırlarına girebilecek olması, Erdoğan’ın “Ey İsrail, sen bir örgüt olabilirsin çünkü Batı’nın sana borcu çok. Ama Türkiye’nin sana borcu yok. Batı, Hamas’ı bir terör örgütü olarak görüyor. Hamas bir terör örgütü değil, topraklarını korumaya çalışan bir kurtuluş ve mücahitler grubudur” şeklinde yaptığı ikiyüzlü açıklaması ile bugün Türkiye’de de yapılmaya çalışılan Filistin benzeri bir atmosferi inşa etmektir. Tezkerenin gündeme gelerek tekrar uzatılması, söylendiği gibi ülke bekasını değil aksine halkların özellikle de kadınların özgürlük mücadelesini engelleyen ve emperyalist ülkelerin bölgedeki faaliyet alanını genişleten bir yaklaşımdır.

Filistin yanlısı tutumunu Hamas üzerinden dile getiren Erdoğan’ın şeriat yanlısı yaklaşımının yanı sıra lanetlediği İsrail hükümetine karşı hiçbir uluslararası faaliyetin ve ilişkinin durdurulmaması da olayın başka bir boyutu gibi görünüyor.

BİR SEVDAYI BÜYÜTÜRCESİNE ÖZGÜRLÜĞÜMÜZÜ BÜYÜTMEK İÇİN…

Türkiye’de ise İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılması, yeni Anayasa paketi ile sürekli vurgulanan aile yapılanmasından tutun da bugün tartışılan Filistin-İsrail savaşı ve tezkere ile kadınları hapsetmek istedikleri çukuru adım adım kazıyorlar. Bugün konuşulan diğer pek çok şey de dahil olmak üzere yapılmak istenen planlar alenen görünüyor. Tüm dünyada ama özellikle Ortadoğu’da kadınları yok gören bu anlayışın inşasını görmemiz gerekiyor. Türkiye’de dünden bugüne kadınlar üzerinden konuşulan her şeyin eyleme dökülen halini Ortadoğu’da çok yakından görüyoruz. Savaşa karşı barış, baskılara karşı özgürlük direnişimizi Edip Cansever’in şiirinden de esinlenerek o karanfili elden ele ve bir sevdayı büyütürcesine özgürlüğümüzü büyütmek için Ekmek ve Gül gruplarımızdan direnen Filistin kadınlarına ulaştırmalıyız.

Görsel: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Filmler ve belgesellerle Filistin

Filistin sineması İsrail tarafından işgal edilmiş toprakalarıda süren direnişe kapı açıyor...

Filistin’de işgal yıllarında kadınlar, sınırları a...

Filistin’de kadın hareketi sınır ötesine de aşan bir süreçte ilerliyor. Lübnan Komünist Partisi'nden...

İsrail ve Filistin’den kadınlar: Savaşı durdurmak...

Filistin’den Women of the Sun ile bir ‘barış koalisyonu" oluşturan İsrail’den Women Wage Peace, yayı...