Boşanma davam bittiği gün kutlamak için kırmızı oje süreceğim
‘...Yazıyorum, belki benim hikayem bir yerlerde çaresiz hisseden bir kız kardeşime cesaret verir. İnsanca yaşamak hepimizin hakkı. Boşanma davası bittiği gün bunu kutlamak için kırmızı oje süreceğim.’

Soğuk bir kış gecesi öldüresiye dövüp iki çocuğumla kapıya koyup, kapattı suratıma kapıyı. Ayağımda terlikle, küçük çocuk kucağımda, battaniyesini bile alamadım. 

İlk değildi bu, defalarca yapmıştı, sonra hiçbir şey olmamış gibi davranmamı beklemişti. Eğer bunu yapmazsam kötü şeyler olacağını söyleyip dururdu. “Kötü şeyler bana olsun” derdim hep kendime; anneme, babama, ağabeyime olmasın bir şey, çocukları nasıl olsa korurdum ben.

İnsan bedeni güçleniyormuş darbelere karşı, zamanla artık morarmayan kollarımı, yüzümü gördüm, yanmıyordu artık canım. Acıya alışmak buydu sanırım.

Sabah erkenden kalkıp işe gidiyordum, onun işi olmadı hiç, erken uyanmayı sevmezdi, ama benim makyaj yapıp yapmadığımı, koku sürüp sürmediğimi kontrol etmek gibi çok mühim bir işi vardı, eğer bunlardan birini yaptıysam onu gördüğümde büyük bir korkuya kapılır, kabahat işlemiş bir çocuk gibi saklanacak delik arardım, saçımdan tutup yüzüme tükürür, tekme tokat yollardı beni işe. Otobüste cam kenarında yol boyu ağlar, bir mucize olsun diye dua ederdim. Olmuyordu, her sabah uyandığımda bütün bunların kötü bir rüya olmasını umarak uyanır, uyandığımda onunla uyanır, bu defa ölmek isterdim. Keşkeler çok yakarmış insanın canını, pişmanlıklar... Ama bir işe de yaramazlarmış.

30 YAŞIMDAN SONRA BÜYÜDÜM BEN, CESARET KAZANDIM
Aile evine geliyordum arada nefes almaya, 12 yıl olmuş ben bu evden biriyle kaçıp gideli, babam hâlâ konuşmuyordu benimle, nasıl yanıyordu canım, halbuki bilse yaşadıklarımı, tutup kolumdan alacaktı bizi yanına, anlatsam canları yanacak diye korkardım, çünkü öyle derdi bana.

Otururken sırtım göründü diye demir sopayla vurdu bir kere bana, bacaklarıma, kollarıma, sırtıma, meğer ne çok renge bürünürmüş insan bedeni, aynı anda. Önce çok acıyıp sonra yanmazmış..

Kırmızı ojeyi çok severim, çocukluğumdan beri mutlu eder beni birinde gördüğümde, büyüyünce ben de yapacağım derdim. Bunun için de birkaç defa dayak yiyince, bıraktım. “Ojeyi kötü kadınlar sürer”miş, öyle derdi. Çok sabrettim, sabır değildi bunun adı, çaresizlik. Ya da ben öyle sanıyordum, çarem yok sanıyordum.

Bir sabah uyandığımda bıçağı boğazıma dayadı, öldüreceğim seni dedi, neden dedim, ben ne yaptım, halbuki istediği her şeyi yapıyordum, perdeleri kapattı, telefonumu aldı kapattı, kapıları kilitledi, “Tamam” dedim, bu kadarmış, öldürecek beni dedim, çocuklar evde değildi ve önce “Evde olsalardı keşke” dedim, son kez görseydim onları, sonra “İyi ki yoklar, görmeyecekler beni böyle” dedim. O gün beni öldürmedi, saatlerce korkuttu, bağırdı, dövdü, tecavüz etti. Sonra da işe gitmeme izin verdi, bunları kimseye anlatırsan çocukları gözünün önünde öldürürüm dedi, anlatamadım, sustum.

30’umdan sonra büyüdüm ben, yaşımdan dolayı değil, cesaret geldi. Kadınlar tanıdım, okudum, “Her şey bitti” derken yeniden doğan kadınlar. Çilem’i okudum, Nevin’i... Nicelerini. Yaşamak için cesur olmak gerekiyormuş, insanca yaşamak için. Korkular ayağıma pranga olmuştu, bağırmasından, bakışından hep korktum.

BELKİ HİKAYEM BİR YERLERDE ÇARESİZ HİSSEDEN BİR KIZ KARDEŞİME CESARET VERİR
Bir sabah uyandığımda 5 yıllık işimi haksız yere almışlardı ellerimden, bir gün sorsalardı bana “İşini kaybedersen ne yaparsın” diye, “Mahvolurum, ölürüm” derdim. Ölmedim, bütün haksızlıklara inat, dimdik ayakta durdum, binlercesi gibi. Elim ayağım tutuyordu, “Her işi yapar, üstesinden gelirim” dedim. Böyle bir süreçte karşıma çok iyi insanlar çıktı, kız kardeşim oldu bir sürü. İçimdeki cesaret uyanıyordu, artık korkmuyordum. Bir sabah kalktım, evi terk ettim, çocukları anneme bırakıp baroya avukat talep etmeye gittim. Benim için yeniden doğuştu, içimde tarifsiz bir heyecan, bir yandan da kendimle gurur duyarak... Çıkışta beni öldürmeye kalkıştı ve bunun için sadece 9 ay ceza aldı, başka suçtan da cezası olduğu için tutuklandı. 14 aydır hayatımda güzel şeyler oluyor, babamla barıştık, sonunda bir iş bulabildim, 1 aydır çalışıyorum, bebek bakıyorum, ailemle yaşıyoruz, çocuklarla birlikte. Duydum ki haftaya çıkıyormuş cezaevinden, nasıl olur anlamıyorum, çünkü daha 2 sene vardı çıkmasına, sanırım son infaz yasasından faydalandı.

Korku değil içimdeki, çocuklar huzursuz olacak endişesi. Artık korkuya yer yok hayatımda. Yalnız değilim, yalnız değiliz, yüzlerce kilometre uzakta bir yerlerde aramızda çok güzel bağlar oluşan kız kardeşlerim var benim, birbirimizi hiç görmediğimiz. Ekmek ve Gül, bir daha, bir daha teşekkür ederim. Yazıyorum, belki benim hikayem bir yerlerde çaresiz hisseden bir kız kardeşime cesaret verir. İnsanca yaşamak hepimizin hakkı.

Boşanma davası bittiği gün bunu kutlamak için kırmızı oje süreceğim, sevgiyle kalın..


İlgili haberler
Tutunabileceğimiz tek şey işte bu dayanışma

Göz göre göre ölüme itilen Ayşe Tuba’nın davasında katil ‘namus’ dedi, mahkeme dinledi, kadınlarsa g...

Antalyalı kadınlar: Tek çözüm örgütlülük ve dayanı...

Antalya’da işin yorgunluğuna rağmen ev buluşması yapan kadınların en büyük sorunu çalışma yaşamında...

Hayatı değiştiren dayanışma

Kızı istismara uğradığında gördükleri muamele kendini çok çaresiz hissettirmiş Gamze’ye. Gamze’nin ç...