MEKTUP

Kutsallık dediğin şey nedir?

Manisa’dan bir ebe hemşire: ‘Emeğimiz görmezden geliniyor, çığlıklarımız bastırılıyor, saygınlığımızı yitiriyoruz.’

‘Nitelikli bir eğitim, okurken çalışmamak, mezun olduktan sonra iş bulmak hakkımız’

‘Daha öğrenciyken çalışmak zorunda kalıyoruz. Pandemiyle çalışabileceğimiz sektörlerde sınırlanmış durumda… Dışarıda da evden de çalışırken sömürülüyoruz…’

Il faut connaître l’histoire de mon père afin d’arrêter les tendances fascistes

Pilar a écrit à Ekmek ve Gül l’histoire dure de son père. Elle pense qu’il faut faire connaître cette histoire afin d’arrêter les tendances fascistes qui est de plus en plus présent dans le monde.

‘Dünyada artan faşist yönelimlere karşı babamın hikayesi bilinmeli’

Pilar, babasının anlatmaktan hep kaçındığı hikayesini Ekmek ve Gül’e yazdı. Dileği, dünyada giderek artan faşist yönelimleri durdurmak için bu hikâyenin bilinmesi.

İlmek ilmek ördüğümüz hayatlarımızın değerinin bilindiği günlere...

Bursa'dan Gülnur, İzmir'den 73 yaşında hala çalışan Emine'nin yaşamını anlattığı mektubuna yanıt yazdı.

‘Tam kapanma’da fazla mesai

Metal işçisi bir kadın 17 günlük kısıtlamalarda yaşadığı zorluğu anlatıyor: 'Marketler, işten çıkıp eve gelene kadar kapanıyorlar. Biz ne zaman eksiklerimizi gidereceğiz?'

Bu nasıl bir deprem yardımı?

İzmir depremi sonrası hasar gören evini boşaltmak zorunda kalan Nesli, bir depremzede olarak yaşadığı sorunları kaleme aldı.

Yaz kızım!

'Velhasıl kelam ilkokul 1.sınıftan ortaokul 8. sınıfa kadar kaynaştırma öğrencisi olan öğrencilerimiz gerçekten de kaynadı gitti! Çocuklarımızı denek tahtası gibi kullanan sisteme yazıklar olsun!'

Planlar, hayatlar ve hayaller…

Pandemi sürecinde yaşadığım tüm zorlukların yanı sıra, dış seslerden ve kendimi zorunda hissettiğim şeylerden özgürleşip; hayallerime güvendiğim bir süreç yaşadım.

1900’lü yıllardan farkı yok bugünkü sömürünün

Neredeyse 365 gün çalışıp bir hafta tatil yapamadan, hastalansak yeterli sağlık hizmeti alamadan ölüp gidiyoruz. Aynı 1900’lü yıllar gibi emeğimizin karşılığını alamadan sömürülüyor ve eziliyoruz.

73 yaşındayım, hâlâ çalışıyorum…

‘Bu ekonomik kriz hayatımızdan hiç gitmedi ama hayata bir şekilde tutundum. Hâlâ merdiven temizliğine gidiyorum, çocuklarıma ben bakıyorum.’

Sonunda biri CV’mi gördü!

Yeni mezun gıda mühendisi Güneş, 1 buçuk yıllık işsizliğinde hayatta kalmak için geliştirdiği ‘taktikleri’ anlatıyor ve soruyor: Kafeste düşlemek yeter mi?

Biz çokuz!

19 Nisan’da Evrensel Gazetesinde işsizliğin “bedellerini” anlatmıştı Nergis. Günübirlik işler yaparak kızına bakmaya çalışan Nergis’in şimdi güvenceli bir işi var. Nergis, duygularını anlatıyor.

Bakırköy Belediyesi işyeri temsilcisi: İşçilerin kazanımı örgütlü olmaktan geçer!

‘Patronlar bile sendikalar kurup örgütlenirken işçilerin sendikalı olmaktan çekinmemesi gerekir. İşçilerin de kazanımı örgütlü olmaktan, bir arada olmaktan geçer.’

Bizim de gözümüz kör değil!

Tabii kocaman saraylarda oturanlar açın halini bilmez. Benim evim kadar yemek masaları olanlar halimizi anlamaz. Bizim soframıza üç tabak zor sığarken o kocaman masalara ne koyarlar acaba…

Kadın cinayetleri aileye zarar vermiyor mu?

Esenyalı’dan Fatima ‘ben yaptım, oldu’ kararlarına dair düşüncelerini Ekmek ve Gül okurlarıyla paylaşıyor.

Kadın mühendisin iş görüşmesi notları: Mesleğim ‘etiket’ maaşım asgari ücret mi olacak?

Bir iş görüşmesi anısı, hâlâ ‘erkek mesleği’ diye düşünülen mesleklerde kadınların ayakta kalma çabasını, önlerin konana engelleri, dayatılan düşük ücretleri ortaya seriyor.

Muktedirlere her şey serbest, bizlere her şey yasak!

Muktedirlere her şey serbest bizlere her şey yasak! İşçi emekçi sınıfının mücadele günü olan 1 Mayıs yasak ama çalışırken ölmek serbest…

Görünmeyen emeğimiz, kutlanamayan bayramımız…

Diş hekimi Gamze Burcu Gül’den 1 Mayıs mektubu: ‘Emeğin bayramını yeniden meydanlarda kutlayacağımız sağlıklı günlerin özlemiyle Yaşasın 1 Mayıs!’

Göçük altından sesleniyorum: 3 hafta boyunca ne yiyeceğiz?

Kuaför Nesrin, 3 hafta tam kapanmanın ardından günlük kazançla yaşayanların sözlerini aktarıyor: ‘Yahu tavuğu bile kümese kapatırken önüne yem koyarsın, bize ne yiyeceksin diye soran yok.’