MEKTUP

İzin haklarımız o koltuklarda oturan insanların iki dudakları arasında olmamalı

Süt izninde olan anneler ve sağlık çalışanı eşler için verilecek idari izin ve yıllık izinler keyfi izin olmayıp, çocuklarını korumak ve yanında olmak için kullanılmaktadır.

Kendi kaderimize terk edildik!

Bu süreçte çok zor geçiniyorum, günübirlik yaşıyoruz. Devletin aldığı tedbirleri doğru ve inandırıcı bulmuyorum. Televizyonda konuşulanlar ile çevremde duyduklarımın hiçbiri birbiri ile örtüşmüyor.

ölürsem beni maskemle gömün

‘ah kızım diyorum, milletin evde durmaktan canı patlamış, sen daha eve gidip yemek yapacaksın, bekle ki otobüs kalksın. bir de üstüne otur bunları anlat ki millet anlasın eczacı ne çekiyor.’

Karantinanın bize öğrettiği

Karantina dönemi bize bazı şeyler öğretti tabii. Birlikte olmak ne kadar değerliymiş. Bir şey daha, her eve bir kütüphane şartmış. Kitap okumanın bir zenginlik olduğunu da tekrar deneyimlemiş olduk.

bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu

‘eczanede bir koronalı hasta köşesi yapacakmışız öyle bir tebliğ geldi dün. reçete gelince koranalıyı ya da yakınını orada tutacağız. ‘gelme bu yana’ diyeceğiz parçacıklara da, gelmeyecekler.’

Çalışmam yaşamamdan daha önemliymiş

Eğer ben bu ülkenin bir vatandaşıysam, bu ülkede çalışıyorsam, vergimi veriyorsam, benim yaşama hakkım korunmalı. Ama öyle görünüyor ki çalışmam yaşamamdan daha önemli.

A101 çalışanı: Bizim sağlığımızı düşünen yok!

A101 markette çalışan bir kadın anlatıyor: ‘Ekstra performans harcamamızı bekliyorlar fakat bizim virüsten korunmamız için yöneticilerin hiçbir performans yok.’

Kronik hastalığım olmasına rağmen ‘çalış’ diyorlar!

Cumhurbaşkanı kronik hastalara ‘sokağa çıkmayın’ diyor ama insanların ihtiyaçları nasıl karşılanacak açıklamıyor. Endişeliyim. Devlet az da olsa bir destek sunsa ben de evde kal çağrısına uyarım.

Virüsten mi korkalım, işsizlikten mi?

Virüsten mi, işsiz kalmaktan mı, yoksa borçlardan mı korkalım bilemedim vallahi. Sadece “evde kalın” diyorlar ama “bu insanlar ne yiyip içecek, neyle borcunu, kirasını ödeyecek” diye soran yok.

Hayatımız nasıl da pamuk ipliğine bağlı!

Antalya’da yaşayan ve eşi İtalya’da tır şoförü olan Çiğdem: Her görüşmemizde eşim ‘Cenaze arabalarını görmekten psikolojim yerle bir oluyor’ diyor.

Patron bana ‘özgüvenim gelişsin’ diye kitap verdi, ben ona gerçekleri anlatacağım!

Ford Otosan fabrikasında kadınlara “özgüvenlerini geliştirmek” ve “liderlik vasfı kazandırmak” için yapılan eğitimleri ve dağıtılan kitabı, Ford işçisi bir kadın anlatıyor.

Kız kardeşimizi istiyoruz

Gülistan’ın kız kardeşleri olarak ‘Gülistan nerede’ diye sormaya devam edeceğiz. Unutulmasına ve olayın kapatılmasına izin vermeyeceğiz. Bir kadını göz göre göre bilinmezliğe gönderemeyiz!

Suriyeli mülteci Adile: Koronavirüs öldürmezse açlık bizi öldürür

Suriyeli mülteci Adile, koronavirüs tehlikesinden sonra koşulların kendileri için daha da zorlaştığını anlatıyor: Artık iş de yok. Koronavirüs değilse de açlık bizi öldürür...

İş yok, kredi çektim kiramı ve faturalarımı ödemek için

‘Koronavirüs mü, geçim derdi mi diye sorsalar, tabii ki geçim derdi demek zorundayım. Belki virüs bulaşsa iyileşirim.’

Bir kadın işçi yazdı: Dışarı çıkma diyorlar, zaten dışarıda iş de yok

‘Çok korkuyorum. Hastalıktan değil yine aynı şeyleri yaşamaktan. Çocuklarımın karnını nasıl doyuracağım? Faturalarımı, kiramı nasıl ödeyeceğim bilmiyorum…’

Salgına karşı sözde değil gerçek önlemler alınsın

Bizler istiyoruz ki; gerçek anlamda önlemler alınsın, dünyayı etkisi altına alan koronavirüs fırsata dönüştürülüp rantçıların cepleri doldurulmasın.

Ekonomi paketinde ücretli öğretmenlere de kaynak ayrılmalı

Ücretli öğretmenliğe bizi mahkum edenler özel okullarda ve devlet okullarında bizi ucuz iş gücü olarak çalıştırıp eğitimin piyasalaşmasını sağlıyor. Buna dur demeliyiz!

‘Öksürdüğüm için Koronalı ilan edildim, yetmedi işten atıldım!’

Çerkezköy’de bir işçi kadın tozdan öksürünce koronavirüslü ilan edildi, işçilere ücretli izin vermeyi göze alamayan işveren kadın işçiyi işten atmaya çalıştı.

Evde mi kalalım, ofiste mi, aç mı, virüse rağmen işyerinde mi!

Belirsizlik… En çok da insanı korkutan belirsizlik, hastalıktaki belirsizlik, hastanelerdeki belirsizlik, işyerlerindeki, yaşamı idame konusundaki belirsizlik, sahipsizlik, ne olacağım korkusu...

Kargo çalışanlarının sağlığını düşünen yok

Kargo çalışanı bir okurumuz: ‘Siz alıyorsunuz biz taşıyoruz. Sağlık, virüs diyorlar ama kimse bizim için elini taşın altına koymuyor. Sanki orada çalışanların evde çocuğu, annesi, babası yokmuş gibi.’