25 Kasım’da şiddetsiz bir yaşam talep eden kadınlar hakim karşısında
25 Kasım eyleminde Taksim Tünel’de gözaltına alınan 168 kadının davası Çağlayan’da başladı. Kadınlar adliye önünde, şiddetsiz yaşam talebinin suç olmadığını vurguladı.

İstanbul’da 2024 yılı 25 Kasım’ında Taksim Tünel Meydanında düzenlenen 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü eyleminde gözaltına alınan 168 kişinin yargılandığı dava bugün İstanbul Çağlayan Adliyesinde görülmeye başlandı.

Yargılanan kadınlar, salonun küçüklüğü bahane gösterilerek savunmalarını yapmaları için ikişer ikişer mahkeme salonuna alındı. Kadınların avukatlarından İstanbul Barosu YK üyesi Avukat Yelda Koçak, böyle bir ortamda adil yargılanma hakkından söz edilemeyeceğini belirterek, "Her davada yargılanan sanığın diğer sanığı dinlenme hakkı var. Sonuçta beraat dahi olsa adil yargılanma hakkı ihlal ediliyor” dedi.

Yaklaşık 30 kadının savunması dinlendi. Kalan kadınların savunmaları ise daha sonra gerçekleşecek olan duruşmalarda dinlenecek. Kadınlar ve avukatları, savunmalarında şiddete karşı mücadele etmenin suç olmadığını vurguladı ve beraatlerini istediler. Bir sonraki duruşma tarihi 8 Nisan 2025 günü olarak belirlendi.

25 Kasım Kadın Platformunun çağrısıyla dava öncesinde adliye önünde kadınlar basın açıklaması yaptı. Açıklamaya TİP Milletvekili Sera Kadıgil de katıldı.

Açıklamada, her yıl 25 Kasım'da kadınların şiddete karşı sokaklarda olduğu ve kadın dayanışmasını büyüttüğü belirtildi. 2024'te gerçekleştirilen eylemde yollar polisler, barikatlar ve TOMA’larla kapatılarak şiddetsiz bir yaşam isteyen kadınların ve LGBTİ’lerin engellenmeye çalışıldığı söylendi. Toplanma alanı olan Karaköy'e gelmeye çalışan 168 kadın ve LGBTİ’nin polis şiddetiyle gözaltına alındığı belirtilirken gözaltına alınan 7 kişinin tutuklandığı, iki göçmen kadının ise önce geri gönderme merkezinde tutulduğu ardından sınır dışı edildiği bilgisine yer verildi.
Asıl hukuksuz tutumun kadınlara karşı alındığı belirtilen açıklamada, "Erkek şiddetine, kadın cinayetlerine, trans cinayetlerine, 'şüpheli' denilen kadın ölümlerine, devlet eliyle kadın bedenine yönelen şiddete karşı dünyanın dört bir yanında, aynı gün yapılan, o meydanda da yıllardır gerçekleşen eylemimiz suç değil, hakkımızdır" denildi.

Kadına yönelik şiddete karşı önleyici ve koruyucu politikalar izlemesi gereken devletin, var olan yasaları dahi uygulanmadığı belirtilen açıklamada, 168 kadının şiddetsiz bir yaşamı savunduğu için yargılandığı adliyelerde yüzlerce failin iyi hal ve haksız tahrik indirimlerinden yararlanarak cezasız bırakıldığı hatırlatıldı.

2025'in son üç gününde davası görülen Ayşe Tokyaz cinayetinin hatırlatıldığı açıklamada, "Görevden ihraç edilmiş bir polis olan Cemil Koç’un kız kardeşine zarar vermiş olabileceğini düşünen Esra Tokyaz’ın karakola şikayet etmeye gittiğinde failin mesai arkadaşlarının onu oyaladığını, ‘duygu sömürüsü yapma’ dediğini, telefonuna el koyduğunu, yaptığı şikayetin bilgisini fail Cemil Koç’a ilettiğini, hatta polislerden birinin kız kardeşini arayan bu genç kadını taciz ettiğini öğrendik. Kadınlar bunları yaşama ihtimallerini bildikleri için şiddete maruz bırakıldığında karakollara gidemiyor, gitse de ‘kocandır eve dön’ sözlerini duyacağını ya da devletin kendini yeterince korumayacağını düşünerek şiddet dolu hayatlarını değiştiremiyor" denildi.

11. yargı paketi kapsamında uygulanan infaz düzenlemesiyle de suç kaydı olan erkeklerin serbest bırakıldığı ve hemen ardından Rojda Yakışıklı’nın Okay Gür tarafından katledildiğinin altı çizilen açıklamada, "Ayşe Tokyaz’ın, Rojda Yakışıklı’nın ve adını sayamadığımız binlerce kadının yaşadıkları tesadüf değil; münferit hiç değil. Bu cinayetler, devletin korumadığı, cezasızlıkla güçlendirdiği erkek şiddetinin sonucu" denildi.

Tüm bunlara rağmen kadınların 25 Kasım'da şiddetsiz bir yaşam talep eden kadınların yargılandığı davanın ilk duruşmasında oldukları belirtilen açıklamada, kadınların uğradığı polis şiddetini, erkek şiddetini önlemeyen devletin kadınları yargılanacağı ifade edildi.

Açıklama, "Hem 25 Kasımlarda hem de her gün erkek egemen sisteme, erkek şiddetine, devlet şiddetine karşı sokaklarda olmaya, mücadelemizi sürdürmeye, kadın dayanışmasını büyütmeye devam edeceğiz. Çünkü mücadelemiz birbirimiz için; mücadelemiz eşit, özgür, şiddetsiz bir yaşam için!" ifadeleri ile son buldu.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül


Editörden