MEKTUP

Boşanmanın tüm yükü kadının sırtına: 'Kadınlar şiddet gördüğü evliliklerine devam etmek zorunda kalıyor'

Boşanma sürecinde olduğu eşi çocukları için 300 lira nafaka dışında hiçbir masrafına destek olmuyor, çocuk bakımının tüm ekonomik yükü Merve’nin sırtında.

Bu kabustan birlikle uyanabiliriz

‘Evliliğimiz boyunca maddi-manevi hor görülen, sömürülen, evlenirken mecbur bırakılan, boşanırken tehdit edilen, öldürülen, korkutulan, nafaka adı altında yoksulluğa mahkûm edilen kadınlarız…’

Nafakayı sosyal yardıma dönüştürmelerine karşıyım, hakkımız yok edemezler

‘İki çocuk okutuyorum, ev kira ve asgari ücretle çalışıyorum, bu şartlarda nasıl geçinebileceksek? Nafaka verildi. İki çocuğa 500 TL uygun gördüler. Tabii onu da alamıyorum. Ödemiyor.’

Bir elin parmakları gibi olduğumuz 8 yıl

‘5 kişi başlayıp bugün binlerce insanı bir araya getiren Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği siz-lerle gurur duyuyorum daha da çoğalacağımız nice yıllarımız olsun.’

Bana kendimi hatırlatan şey

Nazlı, Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğiyle tanıştıktan sonra yaşadığı değişimi Ekmek ve Gül’e yazdığı mektupla anlattı: ‘Mücadelenin içinde olmak bana kendimi hatırlattı.’

Dernekte ekmek dağıtımından izlenimler: Gücümüzü kendimizden aldığımızı görelim

Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği’ndeki dayanışma ağının bir parçası olan ekmek dağıtımı da kadınların çare arayışının bir durağı oluyor.

Öğretmen odaları kaynıyor

Öğretmen odalarından tepkiler yükseliyor: Artan döviz kurları, uzmanlık, başöğretmenlik sınavları…

Fabrikalarda, mağazalarda çalışan üniversite mezunları…

Artık öğrenci değilim, mezun oldum ama hâlâ yarı zamanlı şekilde çalışmak zorunda kalıyorum. Bu işten başka çarem de olmadığı için kabul ettim.

Çocuğun gözüyle ırkçılık

İzmir’den bir Ekmek ve Gül okuru, yakılarak öldürülen üç Suriyeli gencin ardından yazdı…

‘Zifiri karanlıkta okula, işe gitmek istemiyoruz’

Türkiye’de 2016 yılından beri uygulamaya devam ediyor. karanlıkta okula ve işe tedirgin giden kadınlar ve çocuklar durumdan muzdarip: Sinirliyiz, dikkatimiz dağınık, odaklanamıyoruz.

Bütün erkekleri sokaktan toplasınlar o zaman

‘Belediyelere seslenmek istiyorum; insan olmak, vicdan sahibi olmak her şeyden önemli. Sokağın bir köşesinde yatan, bir kuru ekmek yiyip yaşayan bu masum canlara kıymayın…’

Şehir Hastanelerinde sağlıkçı olmak: 'Sinir hastası olduk'

“Gittikçe artan kriz yüzünden işimizi bırakamaz olmuşken üzerine eklenen pandemi nöbetlerimiz ve çalışma saatlerimizin artması psikolojik bunalımı beraberinde getiriyor.”

İşten atılan çağrı merkezi çalışanı: Biz beraberken güçlüyüz!

Tüm zorluklara rağmen elimden gelenin fazlasını yaparak çalıştım. Fakat ayaklarımızın üstünde durmamıza izin verilmiyor. Bugün 'küçülmeye gidiyoruz' deyip çoğunluğu kadın olan işçiler işsiz kaldı.

“Asgari ücreti ‘müjde’ diye açıklayanların oyununu birlikte bozalım”

‘Asgari ücret diye açıklanan miktar ihtiyaçlarımıza cevap vermezken neyin müjdesinden bahsediliyor. Bu düpedüz halkın aklıyla dalga geçmektir.’

Zamlanan etiketleri değiştirirken gözlerim doluyor

Asgari ücretin 4 bin 250 lira olarak açıklanmasının ardından Migros market işçisi bir kadın 'hayatın ucuzlaması lazım' diyerek tepkisini dile getiriyor.

'En azından doktora gidebilmek, sağlıklı beslenebilmek istiyoruz'

Çocukluğundan beri yoksulluğun, şiddetin en ağır yüzünü yaşamış Cennet, çocuklarıyla daha iyi bir hayat yaşamak istediğini anlatıyor; asgari ücretin en az 5 bin lira olması gerektiğini söylüyor.

Korkarak dolaşmadığımız bir Batıkent istiyoruz!

Batıkentli kadınlar mahallelerinde artan uyuşturucu ticareti ve çeteleşmenin önüne geçilmemesine tepkilerini kaleme aldı.

Yüz bin lira alıp ‘Geçinilebiliyor’ demesinler

'Ekmek olmuş iki buçuk lira. Ben çocuklarıma meyve, sebze yedirebilecek miyim?'

Şiddete ‘Dur’ demek için dayanışmaya daha çok ihtiyacımız var

Bizler sürekli şiddete mahkûm ediliyoruz, öldürülüyoruz. Hükümetin kadın düşmanı politikaları devam ettiği sürece ne fabrikada ne de ülkede koşullar düzelecek ne de biz kendimizi güvende hissedeceğiz.

Bugün değişerek eve gidiyorum

Kemalpaşa Belediyesinde kısa bir süre önce örgütlenen Genel İş İzmir 7 Nolu Şube, 25 Kasım vesilesiyle İşçi Kadın Buluşması yaptı. Bir kadın işçi etkinlikten kendine kalanları Ekmek ve Gül’e yazdı.