DERGİMİZDEN

Ekmek ve Gül Ağustos 2020 sayısı

Ekmek ve Gül dergisinin yeni sayısında kadınlar, İstanbul Sözleşmesinin iptal edilmek istenmesine karşı ‘haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz’ sözünü büyütüyor…

Nar çatladı, kuyu taştı…

Kadınların seslerini duyurmaya vesile olmaya, onların çağrısını yinelemeye devam edeceğiz. Çünkü kadınlar için nar çatladı, kuyu taştı… Artık bu saldırılara sabrımız kalmadı!

İstanbul Sözleşmesi bir eşik; o eşiği biz kadınlar geçeceğiz

İstanbul Sözleşmesi, esasen kadınların eşitlik haklarını tümüyle ortadan kaldırmak isteyenler karşısında “eşitlikten vazgeçmiyoruz” sözünü ortaklaştıran somut bir gündem olması dolayısıyla önemli.

Kastları kadınların “haklarımıza sahip çıkmalıyız” diyen birliğine…

Kadınlar arasındaki “haklarımıza sahip çıkmalıyız” duygu ortaklığı apaçık. Kastları da buna… Çünkü bugün haklarına sahip çıkan kadınlar, yarın tüm yaşamsal sorunları için de bir araya gelirler.

Dayanışma sarar yaralarımızı…

Zor günlerden geçerken Esenyalı Kadın Dayanışma Derneğinde yıllarca birlikte mücadele eden kadınlar olarak ‘Dayanışma sarar yaralarımızı’ dedik ve yine birbirimize sarıldık…

Kadın cinayetlerindeki ‘stratejik sessizliği’ kırmak

Kadından kadına vicdani köprüler yetmiyor. Erkek şiddeti gibi ataerkiden beslenen toplumsal ve yapısal bir sorunu sadece vicdan ve sorumluluk çağrılarıyla aşamıyoruz. Peki ne lazım?

‘Mücadelemizi büyütelim, İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkalım’

İstanbul Sözleşmesi’nin kaldırılmak istenmesine karşı Türkiye’nin dört bir yanından yükselen ‘Haklarımızdan ve hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz’ sesine Edremit’te yaşayan kadınlar da ses kattı.

İstanbul Sözleşmesi, YÖK tutum belgesi ve üniversiteli kadınlar

İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için mücadele ederken birliktelikler oluşturmayı, Cinsel Taciz Önleme Birimleri kurulması, aktif hale gelmesi için güçlü bir mücadele örmeyi önümüze koyabiliriz.

Oyun çağımızda zorla evlendirildik, ceremesini hayat boyunca çektik!

Emine, Ayfer, Fatma, Sevgi, Nursel, Ayşe, Elif… Oyun oynarken evlendirilmiş, küçücük bedenleri ilk anneliği kaldıramamış, başka çocuklar bunları yaşamasın diye ‘asla’ sözünü bırakmamış kadınlar…

Cesaretiyle var olan Gülcan

Ben hastaneye gidemeyen, pazara gidemeyen dört duvar arasında yaşayan bir kadındım. 5 çocuğum da evde doğdu mesela. Ama bugün her şeyi kendi başıma yapıyorum.’

Silahların gölgesinde kadın hayatları

İktidarın silahlı kuvvetleri politikalarıyla uyumlu olarak bulunduğu her yerin tek adamı olma gücünün doruklarında. Bu gücün en görünür ve en görünmez tarafıysa kadınlar ve kız çocuklarının bedenleri.

Hayatımızdan da haklarımızdan da vazgeçmiyoruz!

Bu zamana kadar mücadeleyle kazandığımız tüm haklarımız saldırı altında. Bu saldırılar, hayatımızın ipotek altına alınması, geleceğimizin elimizden alınması demek. Bir tekinden bile vazgeçmiyoruz!

Siz bizim hakkımızı ödeyemezsiniz!

Sağlık sisteminiz pandemi döneminde başarı ‘öyküleri’ yazadursun, burada yazılanların yanı sıra daha sayamayacağımız bir dolu sorun yüzünden hakkımızı ödeyeceğinizi düşünemez olduk artık.

‘Bu ülkede kadın, hayvan, çocuk, yeşil olmayacaksın’

Çankaya’da dört kadın, sokak hayvanlarına bakmak için dişini tırnağına takmış mücadele ediyor. Çevrenin tacizine, hakaretlerine rağmen, hayvanların da bir can olduğu bilinciyle yılmadan çabalıyorlar.

Sıcak havalar pek çok hastalığı tetikleyebilir, önlem alın!

Aşırı sıcaklardan herkese fenalık geldi. Ama kronik hastalıkları olanlar için her şey daha bir zor! Kalp, diyabet, migren, cilt hastalıkları yaşayanlar, çocuklar ve yaşlılar daha dikkatli olmalı.

Siemens’in köle kampından Dardanel’in ‘kapalı çalışma sistemi’ne

Bugün alanında tekel olan Dardanel’in abileri Siemens, Bayer, Nestlé, Opel, Coca-Cola, Krupp gibi kapitalist tekeller, Nazileri yaratan ve faşizmin ekmeğini çokça yiyenlerden.

Devlet neden her seferinde yarı yolda bırakıyor bizi?

Araştırıyorum, hiç mi işçiden yana bir şey çıkmayacak! Devlet düşünmesin, patron düşünmesin, kıdem tazminatımızın da elimize geçmesine engel olsunlar, peki biz işçiler artık ne yapacağız?

Tekstil işçisi: Kısa çalışma ödeneğiyle hak kayıpları yaşadım…

Pandemi sürecinde çalışmadığım sürede verilen kısa çalışma ödeneği yüzünden kaybolan haklarım var… Pandemi bizim suçumuz değil, ama cezasını biz çekiyoruz.

Kıt kanaat geçinen kadınların aradığı çare…

Yaşanılan yoksulluğun da yoksulluktan bıkıp çare arayan kadınların sayısının da her geçen gün arttığını bu derneğe gelen kadınlardan görebiliyoruz.

Çocuk yaşta zorla evlendirilen Sunar: Liderlerin değil, bizim ne istediğimiz önemli!

Erken yaşta zorla evlilikleri mağduriyetlerle, geleneklerle açıklamaya çalışanlara çocuk yaşta zorla evlendirilen Sunar veriyor cevabı: ‘Ben yaşadım başka çocuklar yaşamasın!’