DERGİMİZDEN

Ekmek ve Gül Ocak 2022 sayısı

Yeni yılın ilk sayısında Ekmek ve Gül'de kadınlar yoksulluk ve her gün artan zamlar karşısında yaşadıklarını anlatırken mücadele çağrısı yapıyor.

Haydi fırtınanın en önüne

Bu ay ülkenin dört bir yanında ve her alanda haklarımızı savunmak ve daha fazlasını talep etmek için yan yana gelmeye, fırtınanın önüne geçmeye çağırıyoruz hepinizi.

İMES’te kadın işçi olmak: Taciz, fazla mesai, düşük ücret karşısında mücadele arayışı

İMES’te çalışan kadın işçiler kötü çalışma koşullarının yanı sıra tacizden de bıkmış durumda. Tüm zorluklara karşın mücadele ve yan yana gelmek kadın işçiler için artık tek çıkış yolu olarak görülüyor

Sabrımız yüzde hiç, artık serde mücadele var

İkilem basit: Sürünerek hayatta kalmak mı, insanca yaşamak mı? İlk seçenek her gün daha fazla yoksulluğa ve giderek açlığa adapte olma kabiliyeti gerektiriyor. İnsan bedeni, insan gibi yaşamak istiyor

İşçi Semra’nın sorgulamaları: Yarı aç yarı tok, nereye kadar?

Metal işçisi Semra’nın evinde soba tütmüyor, evi de iş yeri de ısınmıyor… İzin yapmak, dinlenebilmek, esnek çalışmanın bunca yoğun olduğu yerde hayal. Çocuğuna ayıramadığı vakit kursağında bir düğüm.

Aslı Börek’te işçinin tadı tuzu yok: Simidi yapanlar her gün simit alamıyor

‘Simiti, pastayı, böreği, galetayı, peksimeti üreten bizler bunları yemeyecek duruma gelmişsek daha ne duracağız. Sönen kadınların hayatı olmasın.’

100 TL’lik sütyeni 10 kuruşa yapanlar

Parça başı işle her hane neredeyse dumanı tüten bir fabrikaya dönüşüyor. Kocaeli’de tekstil atölyelerine parça başı çalışan kadınlar 10 kuruşa 100 liralık sütyen yapıyor…

Birleşik mücadele için temel olan işyeri çalışması

‘Önemli olan her işyerini kendi özgünlüğü içinde ele almak ve meslek, kadro, unvan, sendika, siyasal görüş ayrımı yapmadan en geniş emekçi kitlesini bir araya getirmek...’

Sağlıkçılar haklarına yan yana gelerek sahip çıkabilir

Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim Araştırma Hastanesi İşyeri Temsilcisi ve SES İzmir Şube Yöneticisi Hülya Ulaşoğlu, sağlık emekçilerinin grev ve eylem süreçlerine dair gözlemlerini yazdı.

Nuran prenses oldu(!) Ya diğerleri?

‘150 yıl evvelinin ‘8 saat çalışma, 8 saat dinlenme, 8 saat canımız ne isterse’ talebi bile fazla görülüyor gelinen noktada, konuşmayalım da ne yapalım?’

Ataşehir Belediyesinde kadın işçiler servis hakkından vazgeçmiyor!

Ataşehir Belediyesi yönetiminin servisleri kaldırmak istemesine karşı belediye işçisi bir kadın, sabah karanlığında yaşayacakları zorluklara dikkat çekerken, işçileri bu karara karşı çıkmaya çağırıyor

Beni elemden azat eden ne oldu, anlatıyorum…

‘Biz ki doğarken babamızın soyadını alan, evlenince eşimizin soyadını alan bireyleriz. Bizim sadece ismimiz var. Ama biz bütün bunlara karşı savaşacak ve kazanacak dirence sahibiz.’

Gücümüz emekçi kadınların birliğindedir

Fidan, yemek ücreti dahi almadığı iş yerinde asgari ücretle çalışıyor. Fidan, patronun eline milyonluk harcamaların evraklarını verirken, ona yemek ücretini dahi çok görmesine öfkeli…

Yeni asgari ücret bizi askıda ekmekten kurtaramadı

‘Ben et yemeği çıkınca ya da sütlaç çıkınca paketleyip ya da ekmeğin içine koyarak eve götürüp kardeşlerime yediriyorum. Bu bana çok dokunuyor.’

Geçim sıkıntısı kadınların sırtına nasıl biniyor?

Dersim’de 135 kadınla yüz yüze yapılan ankette ve Kocaeli’de kadınlarla yapılan anket görüşmelerinden izlenimler gösteriyor ki yoksulluk karşısında kadınlar ilk olarak kendi ihtiyaçlarından vazgeçiyor

‘Hakiki olan ateşte sınanır, sahte olanın saflarımızda yeri yok’

Sendikal bürokrasi bir hastalık, şifası: stratejik ve planlı bir örgütleme. Peki, nedir örgütleme?

Kadın esnafa bir dokun bin ah işit

Çiğli’nin dört bir yanında hizmet veren kadın esnafların dükkanları boş, kendileri kaygılı: ‘Önümü göremiyorum’

Telaş yok, sepette ped, yanımızda dayanışma var!

Eskiden birimizin pede ihtiyacı olduğunda herkes hemen çantalara yönelirdi. Herkes yarışırdı arkadaşının ihtiyacına cevap verebilmek için. Şimdi öyle mi?

Mülteci çocuklara kendi adlarını bile çok mu göreceğiz?

Ankara’nın en yoksul ilçesinin en yoksul mahallesinde mülteci çocukların hiçbir çocuğa reva görülmeyecek koşullarda yaşamasının sancısı bu. Bene niye Berna oldu?

‘Duyduğumuz en küçük kaygı dahi politik’

‘İnsanlık tarihi şunu da gördü ki diktatörler de beslediği şiddet de biriken öfkenin karşısında yıkılmanın ve tarihe gömülmenin dışında bir şey deneyimlemedi.’