‘Êzidî kadınların esareti sona ermedikçe hiçbirimiz özgür değiliz’
Şengal katliamının 4. yılında kadınlar Türkiye’nin pek çok yerinde eylemdeydi. Ortak açıklama yapan kadınlar ‘Suçlular hesap verene kadar adalet arayışımız son bulmayacaktır’ dedi.

Êzidî halkına yönelik 73’üncü ferman olan Şengal Katliamı’nın 4’üncü yıl dönümünde zorla alıkonulan Êzidî kadınlar için Diyarbakır, Mardin, Van, İzmir, İstanbul ve daha birçok kentte siyasi parti, sivil toplum kuruluşları ile çok sayıda kadın örgütü ortak açıklama yaptı. Açıklamada, “Biz kadınlar diyoruz ki, bu çete yapılanmasının elinde tek bir kadın kalana kadar hiçbirimiz özgür değiliz” dendi.
3 Ağustos’un “Uluslararası Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü” olması için bir kez daha çağrı yapan kadınlar, bir dakikalık sessiz eylem de yaptı.

DİYARBAKIR
Tevgerên Jınên Azad (TJA) Diyarbakır Sanat Sokağı’nda basın açıklaması yaptı. Açıklamaya Halkların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır milletvekilleri Saliha Aydeniz, Semra Güzel, HDP, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) kadın meclisleri, ile Diyarbakır Barış Anneleri Meclisi ile Dicle Amed Kadın Platformu üyeleri de destek verdi.
Şengal katliamında yaşamını yitirenleri anan kadınlar, katliamı asla unutmayacaklarını vurguladı.

MARDİN
Katliamın yıl dönümü dolayısıyla Mardin’de de Kamu Emekçileri Sendikalar Konfederasyonu (KESK) tarafından basın açıklaması yapıldı. Açıklama KESK Mardin Şube binasında yapıldı. Açıklama öncesi kadınlardan “Jin jiyan azadî” sloganı yükseldi. Okunan açıklamada IŞİD’in Şengal’e dönük saldırılarının 21. yüzyılın en korkunç katliamı olduğu söylendi. Açıklama şöyle devam etti:

‘Adalet arayışımız devam edecek’ “Biz kadınlar diyoruz ki; soykırım ve kadın kırımı bir insanlık suçudur. Suçlular hesap verene kadar adalet arayışımız son bulmayacaktır. 3 Ağustos Kadın Kırımı ve Soykırıma Karşı Uluslararası Eylem Günü ilan edilene kadar da mücadelemiz devam edecek.”

VAN
Van’da ise açıklama TJA bileşenleri öncülüğünde Feqiye Teyran Parkı’nda düzenlendi. Açıklamaya HDP Van milletvekillerinden Muazzez Orhan, Murat Sarısaç, HDP, DBP il ve ilçe eşbaşkanları, yerine kayyım atanan belediye eşbaşkanları, Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri, Ahtamara Kadın Platformu üyeleri ile çok sayıda kişi katıldı. Açıklamada “3 Ağustos Kadın Kırımı ve Soykırımı ilan edilsin” pankartı taşınırken, OHAL’den bu yana ilk defa açık alanda açıklama yapıldı. Açıklama, alkışlar eşliğinde “Şengal halkı yalnız değildir” sloganları ile sona erdi.

İZMİR
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Kadın Meclisi ve TJA, HDP İzmir İl Örgütü binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda açıklama yapan HDP PM üyesi Gülay Gün Bilici, Şengal’de yaşananları hatırlatarak, hâlâ 3 bin civarında kadın ve çocuğunun akıbetinin bilinmediğini vurguladı.

İSTANBUL
Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu tarafından Taksim Tünel’de açıklama gerçekleştirildi. Açıklamaya, HDK Eş Sözcüsü ve HDP Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, HDP, TJA ve çok sayıda kadın katıldı. Kadınların yakalarına taktığı siyah kurdele ile katıldığı açıklamada, ilk önce Êzidî kadınlara yönelik katliamın fotoğrafları sergilendi.

Ardından söz alan Kılıç, “Şengal’e bir saldırı yapılacağı çok önceden belliydi ama ne yazık ki uluslararası güçler yeterli önlemi almadığı için Şengal bu soykırımla yüz yüze geldi. 2014’ün 3 Ağustos’unda havan sesleri yükseldi. Şengal’in köy ve kasabalarından ve ne yazık ki bir kez daha bir fermanla karşılaşıldı. Bütün tarih boyunca 73 Ferman ile katledilen, buna rağmen yaşama sarılan, kültürüne inancını yaşatmak için varlık mücadelesi veren Êzidî halkımız o günden bugüne varlık mücadeleleri devam ediyor” diye konuştu.
Açıklamanın ardından Êzidî kadınların sergilenen fotoğraflarının yarım saat boyunca alanda kalmasına polis tarafından izin verilmedi.


ORTAK AÇIKLAMANIN TAM METNİ ŞU ŞEKİLDE:
“Tarihin sayfaları, insanlık için emek verenler kadar, özgürlüğün, adaletin, insan onurunun çiğnenmediği bir yaşamın sağlanması için bedel ödeyenler kadar; soykırım karanlığı ile de doludur. İnsanlık, Srebrenitsa’dan, Arjantin’den, Şili’den, Bolivya’dan, Ermenilerden, Süryanilerden, Halepçe’den, Myanmar’dan, Yemen’den, Kobanê’den, Efrîn’den, Musul’dan, Raqqa’dan, Filistin’den bu yana yaşadıklarından beri tarihin hangi sayfasına karanlığı, hangi sayfasına aydınlığı yerleştireceğini korkunç acılar ve büyük bedellerle deneyimlemiş durumdadır.
Bugün de Êzidî halkına dönük gerçekleştirilen 3 Ağustos soykırımının 4. yıldönümündeyiz. Onbinlerce yıllık tarihine yetmiş üç fermanı sığdıran Êzidîler, 21. yüzyılın en korkunç soykırımına uğramakla kalmadı; binlerce kadın ve çocuk radikal cihadist çete örgütü IŞİD tarafından kaçırıldı; köle pazarlarında satıldı ve halen sayılarının üç bin civarında olduğunu bildiğimiz kadın ve çocukların akıbeti bilinmiyor. Aradan geçen dört yılda başta Ortadoğu olmak üzere savaşın ve silahlı çatışmaların ilk ganimeti görülen kadınlar arasında yine Şengal’in gerçek sahipleri Êzidîler gelmektedir.
3 Ağustos 2014 tarihli soykırımın yanı sıra, Êzidî kadınların IŞİD tarafından ‘savaş ganimeti’ görülerek Arap ülkelerindeki şeyhlere satılması, sistematik cinsel saldırıya maruz bırakılması ya da öldürülerek toplu mezarlara gömülmesi, Êzidî kadın kırımına da yol açmıştır. Benzer şekilde Sünni olmayan Ermeni, Süryani, Şii Şabak ve Şii Türkmen halklara dönük IŞİD’ in saldırıları tüm dünyanın gözleri önünde ve egemen devletlerin korkunç sessizliği içinde gerçekleşmiştir ve halen de devam etmektedir. Daha birkaç gün evvel Dürzi halkının yoğun yaşadığı Suriye’nin Süveyda şehrine IŞİD’in gerçekleştirdiği canlı bomba saldırısında 240 insan katledildi; bir başka saldırıda İsveç’in başkenti Stokholm’de yaşandı, IŞİD’in kamyonlu saldırısı ile 4 sivil katledildi. Bizler biliyoruz ki, bahsettiğimiz bu iki saldırı bile Şengal sonrasının habercisiydi ve ancak dünyanın egemen güçleri ve devletleri, efektif önlemler almadıkları için, savaş politikalarına karşı halkları koruyacak kalıcı ve ciddi kararlar almadıkları için bu katliamlar gerçekleşmeye devam ediyor.
İşte gücünü sadece kendi varlığından ve onbinlerce yıllık inancından alan Êzidî kadınlar, Şengal soykırımının ardından susmak, sessizliğe gömülmek, yaşananları kader olarak görmek, kendilerini ölüme yatırmak yerine; direnişi, özgürleşmeyi, doğup büyüdükleri toprakları canları pahasına savunmayı seçerek kendi Kadın Meclis’lerini oluşturmuşlar ve özgüçlerine sarılarak aslında yaralarını sarmaya gayret etmişlerdir. 73. Ferman göstermiştir ki her zamankinden daha fazla Kürtlerin, Êzidî, Sunni, Alevi, Şabak olarak, yaşadıkları her yerde statü sahibi olmadan her türlü yeni saldırılara maruz kalma riskleri söz konusudur. Tüm halkların olduğu gibi, bu bağlamda uluslar arası hukuk çerçevesinde Êzidî halkının kendi kaderini tayin etme ve statüye kavuşturulması hakkı tanınmalıdır.
Nitekim bu mücadele sayesinde, 2016 ‘da 3 Ağustos tarihinin Kadın Kırımına Karşı Mücadele Günü olarak kabul edilmesi için öncülük yapmışlar, Avrupa’dan Kanada’ya, Avustralya’dan Afrika ülkelerine, Türkiye’den Irak’a kadar dünyanın birçok ülkesinde kadın hareketleri yapılan bu çağrıyı sahiplenmiş, aynı gün aynı dakika tek yürek olarak barbarlığa, vahşete, kıyıma karşı ortak mücadele kararlılığını sergilemişlerdir. Bugünde bu kararlılık devam etmektedir.
Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu olarak, sadece Şengal’in değil, 10 Ekim Ankara Gar katliamının, Diyarbakır’da HDP mitingine 5 Haziran 2015’de yapılan bombalı saldırının, Antep’ deki düğünü kana bulayanların, Suruç’da Kobaneli çocuklara oyuncak götürmek isteyen gençlerin katillerinin peşinde olduğumuzu; adil yargılama yapılması ve katillerle destekçilerine hak ettikleri cezanın verilmesi için çabamızı sürdüreceğimizi tekrar ediyoruz.
Bunun dışında belirtmek isteriz ki, ferman sonrasında en fazla göç alan Türkiye’de zorunlu göçe maruz kalan Êzidîlerin sığındığı DBP’li belediyelerin kamplarının, atanan kayyımlarca kapatılması, adeta hepsinin açık denizlerde, insan ticareti yapanların insafına terk etmek anlamına gelmiş, bir anda evleri gibi benimsedikleri kampların kapatılmasıyla kendilerine ikinci kırım dayatılmıştır. Kayyımlar öncesinde kamplarda kendi inançlarını ve kültürlerini özgürce yaşamalarına olanak sağlanan, sağlık, beslenme ve temizlik gibi temel insani ihtiyaçları merkezi hükümetten hiçbir destek almaksızın karşılanan Êzidîler, bir anda ortada bırakılmıştır. Platform olarak AFAD kamplarına yapmak istediğimiz ziyaretler bugüne kadar her seferinde engellenmiştir.
BM Mülteci Hakları Sözleşmesini imzalayan bir ülkede yaşadığımız bu süreç, sözleşmenin tamamen askıya alındığını göstermektedir. Bunlar bir yana, belirttiğimiz Süveyda katliamı da göstermiştir ki, Ortadoğu halkları ve Êzidîler üzerindeki IŞİD tehdidi devam ettiği sürece, tüm kadınlar da risk altındadır.
Biz kadınlar diyoruz ki, bu çete yapılanmasının elinde tek bir kadın kalana kadar hiçbirimiz özgür değiliz! Biz kadınlar diyoruz ki; soykırım ve kadın kırımı bir insanlık suçudur; suçlular hesap verene kadar adalet arayışımız son bulmayacaktır!
Tarihin karanlık sayfalarına geçen 3 Ağustos, ‘Kadın kırımı ve Soykırıma karşı Uluslararası Eylem Günü’ olarak kabul edilene kadar mücadelemizi alanlarda, uluslararası mecralarda, ulusal üstü yargı mekanizmaları nezdinde sürdüreceğiz. Unutulmasın ki, hesabı sorulmamış kıyımlar, yenilerinin habercisi olabilir.
Bu vesileyle bir kez daha Şengal’de, Rojava’da, Suruç’da, Ankara Garı’nda, Süveyda’da, Stockholm’de yitirdiğimiz kadınları saygıyla, sevgiyle, minnetle andığımızı belirtmek isteriz.
Biz kadınlar; her yerde kadın dayanışmasıyla mücadelemizi yükselterek, 3 Ağustos, Kadın kırımı ve Soykırıma karşı Uluslararası Eylem Günü ilan edilene kadar, Kadın Soykırımını Durduracağız, Yaşamı Özgürleştireceğiz şiarıyla haykıracağız.”
Kaynak: Jinnews
İlgili haberler
IŞİD’in elinden kaçan Êzidî kadın: Birçok işkencey...

Bir yıl 10 gün boyunca IŞİD’in elinde esir kalan E.H.E. isimli Êzidî kadın, kendi imkanlarıyla IŞİD’...

Kadınlar kendilerine dayatılan ‘karanlığı’ üzerler...

IŞİD’den temizlenen bölgelerde işgalden kurtulan kadınlar kendilerine dayatılan çarşafı yine söküp a...

GÜNÜN GÖRSELLERİ: Êzidîler...

Êzidîlere özgü ve 7 gün süren Batîzmê Bayramı (Dünyanın Oluşum Bayramı) kutlanmaya başlandı. İşte Se...