Medreseler kaçak, bilim yasak
Tarikatların İstanbul’daki üssü olarak anılan Fatih’in Çarşamba semtinde neredeyse her iki binadan birinde kaçak medrese bulunuyor. Medreselerin yer temini genelde Fatih Belediyesinden sağlanıyor.

İstanbul Fatih’e bağlı Çarşamba semti tarikatlar açısından adeta bir üs. İlçede Nakşibendilik yaygın. Çarşamba ise İsmailağa Cemaati’nin merkezi konumunda. Bir günümüzü geçirdiğimiz Çarşamba’da hemen her iki binadan birinde kaçak medrese var.

Fener tarafından yokuş tırmanarak Çarşamba’ya doğru yürürken kimi evlerde Türk bayraklarının yanına Filistin bayrağı asılmış. Meydana giden yolda ünlü Çarşamba pazarı; daha çok balıkçıların önü dolu. Pazarda çarşaflı kadınlar yoğunluğu oluştursa da türbanlı, açık, turist kadınlar da var.

Çarşaflılar sadece Türkçe konuşmuyor, Arapça, Kürtçe konuşanlara da denk geliyoruz. Normal pazarlara göre daha sessiz, tezgahtarlar bağırmıyor. İndirimli çok fazla ürün var. Çantaların ve ünlü parfüm markalarının replikalarının bulunduğu tezgahlar en yoğunları. Fatih Camii’ne uğruyoruz, turistler, fotoğraf çekenler… Çarşaflı kadınlar ise kermes kapsamında börek satıyor. Sadece türbanlı ve çarşaflı kadınlara selam verip “Alır mısınız?” diye soruyor içlerinden biri. Camiden; kılık kıyafetinden, cüppesinin renginden, elindeki değneğinden, sakal şeklinden belli bir Aczmendi mensubu çıkıyor. Gördüğümüz tek Aczmendi bu.


ESNAF CEMAATTEN

Açık kadınlara tuhaf bakışlar yok, daha çok göz göze gelmeme çabası. Esnafın geneli İsmailağa Cemaatinden. Kadın giysilerini çarşaflı kadınlar, erkek giysilerini erkek esnaf satıyor. Turistlere ve kendi cemaat müritlerine hitap eden dükkanlar ağırlıkta. Dükkanlar kadar ilim dernekleri, vakıflar da var.

Semtte inşaatı süren 4 katlı beyaz bir bina karşılıyor bizi. Az ileride belediyeye bağlı yaşam merkezinin girişine asılan pankarttan inşaatın mahalleye açılacak yeni medreseye ait olduğunu öğreniyoruz: İsmailağa Külliyesi, Kız Tekamül Medresesi. “Yüzlerce hanım talebenin yüksek ilim tahsil edeceği” bu medrese “dua ve destekle” tamamlanacakmış. 1 metrekare inşaat 7 bin lira, 1 mikser beton 21 bin 600 lira. 1 kamyon hafriyat 3 bin, bir torba çimento 125 lira, bir tuğla 30 lira... Her sınıftan insana ‘bağış’ çağrısı yapılıyor. Yaşam merkezinin kapısından girdiğimizde halı sahada takkeli-şalvarlı üç-beş çocuk görüyoruz, top oynuyorlar. Çarşaflı bir kadın beyaz tülbentli 5-6 yaşlarında bir çocuğu salıncakta sallıyor. Her biri medrese öğrencisi.

‘YOK PATLAMAYMIŞ, DOĞAYMIŞ…’

Çarşamba’da yol boyunca medresenin bağış kampanyasına ilişkin pankartlar semt meydanlarına evden eve gerilen iplerle asılmış, bina duvarlarını kaplamış. Medresenin kampanyası sadece mahalleyle sınırlı değil, İsmailağa Külliyesi sitesinde de ‘bağış’ toplanıyor. “Kapanmayacak bir ecir kapısı” deyip, üstüne “fırsat” diyor: “Bu fırsat tekrar ele geçer mi?”. 150 kız öğrenci kapasiteli olacak olan bu medreseden önce bir de erkekler için bir külliye medresesi yapılmış, 2019 yılında yapılan Külliye açılışına Fatih Belediye Başkanı Ergün Turan da katılmış. Buradan mezun olanlar medreselerde hoca oluyor.

Çarşamba’nın sokaklarındaki çocuklar daha çok medrese talebesi. Birbirleriyle oynayan, koşturan çocuklar değil, çok sakinler. Neredeyse her iki binadan birinde medrese var. Dışarıdan bakınca çoğunun kurs olduğu belli olmuyor. Kimi binaların sadece bir iki katı medreseye çevrilmiş. Kimi binaların bütünü medrese olarak kullanılıyor. Günün geç saatlerinde bile medreselerin ışıkları yanıyor, içeride çocuklar bir şeyler okuyorlar. İsmailağa Cemaatinde kız çocukları da erkek çocukları da sadece bu medreselerde eğitim görüyor. Müfredatın MEB’le aynı olduğunu söylüyor İsmailağa mensubu bir kadın, ancak laik eğitimden uzak olduklarını vurguluyor. MEB’in okulları için “Yok patlamaymış, doğaymış, yanlış şeyler öğretiyorlar dünya ile ilgili” diyor.

-Bu okullar MEB’e bağlı mı ya da Diyanete?

-Hayır hiçbir yere bağlı değil.

Kaçak yurtların, medreselerin ne kadar çok olduğunu evinin penceresinden gösteriyor kadın; “Bak şurada öğrenciler var, o bina komple medrese. Onun yanındaki apartmanda üst kat sadece kızların. Onun yanındakinde de iki kat var… Şuradaki çatı katı da medrese… Bütün çocuklar buralarda eğitim görür, ilmi öğrenir” diyor.

- Paralı mıdır buralar?

- İmkanı olan gönderir. Para veririz ama öyle çok değil, ayda 1000 en fazla 1500 liradır. Ama yemeği, kalması, her şeyi vardır. Bazen orada kalır çocuklar. Şehir dışından gelen, yurt dışından gelen talebeler de kalır. Parası olmayana da yardım yapılır. Mesela benim çocuğum burada okudu, hafız oldu. Son dönemlerinde param yoktu, bana yardım ettiler. Durumu iyi olan, sevap olsun diye, ‘Ben bir talebeye bağış yapmak istiyorum’ diyerek verir.

Görüştüğümüz kadın, çocukların sadece medreseye gitmediğini, açıktan da liseyi ya da üniversiteyi bitirdiklerini ve meslek edindiklerini söylüyor. Kendi çocuğu hafız ama aynı zamanda grafik tasarım okuyor açıktan. Medreselerde hocaların, özellikle kadınların bir ücret almadığını söylüyorlar.

BELEDİYE YER TESİS EDİYOR
Medreselere Fatih Belediyesi yer tesis ediyor. Tuğlalar, betonlar, malzemeler her şey bağış adı altında yardımlarla toplanıyor, sonrasında da veliler para veriyor kurs için. Ancak cemaatin türlü vakıflar adıyla medreseler için topladığı paralar ne kadardır, gelir gider tablosudur var mıdır, bilinmiyor, paylaşılmıyor. Devlet de takip etmiyor. Medreselerin toplam sayısını kadın da bilmiyor, “Çok, hemen hemen her binada bir medrese var, yabancıların da olduğu medreseler var” diyor.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın son açıklamasına göre ise sadece bu yıl 4-6 yaş grubunda 210 bin kadar çocuk Kur’an kurslarında eğitim gördü. Pedagoglar 12 yaşından önce çocuklara soyut kavramlar içeren din eğitimi verilmesine karşı çıkarken 50 binden fazla nüfusu olan Çarşamba’da binlerce çocuk kaçak kursların karanlığında büyüyor.


YOKSULLUK DA PARA DA BİR İMTİHAN

İsmailağa Cemaati mensubu Ukrayna asıllı bir kadının evine giriyoruz Çarşamba’da. Zamanında bu medreselerde hocalık da yapmış. Ukraynalı kadın, 25 yaşında Müslüman olduğunu söylüyor. “İslam’a hep ilgim vardı. İslam’ı araştırmaya başladım, internetten biriyle Rusça yazışıyordum. Dağıstan’da bir İslam cemaati vardı, onlara ‘Sizin İslam anlayışınız farklı, ben sizin gibi yaşamak istiyorum’ dedim. İsmailağa’ya yönlendirdiler. Öyle geldim sohbetlere. Ruhum huzur buldu. Şimdi 45 yaşındayım, 30 yaşında cemaate girdim” diyor.

“Geçimini nasıl sağlıyorsun?” sorumuza, asgari ücretle bir çocuğa baktığını söylüyor: “Geçimi ben hiç dert etmiyorum. Asgari ücrete çocuk bakıyorum. Emekliliğim de yok. Allah diyor ki, ‘Yolumda olanın rızkına kefilim’, bitti! Sen Allah’ın bu sözüne inanacaksın, aç kalmazsın. Kalırsan da rabbim seni bir şekilde kurtarır. Yoksulluk yaşayanlarınki bir imtihan. Türkiye’de gördüğüm en büyük sorun ise nankörlük” diyor.

Cemaatlerde bir sınıf farkı olduğunu, cemaatin kimi mensuplarının çok zenginken, kimisinin çok yoksul olduğunu hatırlatarak Cübbeli Ahmet’in lüks hayatını soruyorum. “Hayatın neresine bakarsanız bakın bu fark var. Bu böyle. Biz dünyada imtihandayız. Bu bizim imtihanımız” diyor.

Cübbeli Ahmet’e ilişkin “O da parasıyla imtihanda. Allahü teala ona veriyor. Biz şu anda maddi dünyada yaşıyoruz. Cübbeli’nin de aileden getirisi var, ikinci eşi çok zengin. Kaldı ki, çok kitap çıkarıyor, çok çalışıyor, biliyor musun ki ne kadar uyuyor? Kimsenin malına bakmayacaksın, kıyaslamayacaksın. Manevi taraftan bakmamız lazım” diye ifade ediyor.

İSTİSMARA ‘EN AZINDAN EVLENMİŞ’ SAVUNMASI

“Peki çocuk yaşta evlenme meselesine dair ne düşünüyorsun?” diye soruyoruz. Tek cevap; “Allah korusun!” Hiranur Vakfında yaşanan istismarı hatırlatıyoruz. “Evet duydum, ne düşünebilirim ki… Böyle bir şey olamaz, bu bir iftiradır. Burada bir tuzak, komplo var” diyor. Gelinlikli fotoğrafları hatırlatınca “Burada o kişi şeyhimizi dinlemediği için böyle bir bela başına geldi. Efendi hazretimiz buyurur ki, en küçük yaşında bile olsa kadının hocası (medrese hocası) olacak, yabancı erkeklerle asla yan yana olmayacak. Sen gidip kızının fotoğrafını hocasıyla neden çektiriyorsun? Halbuki şeyhimiz fotoğraflara bile razı değil. Belki sonra evlendirildi, ama o küçükken değil. Böyle bir şey olduğuna inanmıyorum, ama olduysa da çok büyük kötülüktür. Ama cemaatte olmayan, Allah’a inanmayan insanların sapıklıkları yok mu? İlla o adam mı battı? Her gün oluyor bu olaylar. Bu gitmiş bari evlenmiş, aile kurmuş. Kullanıp evlenmeyenler var” savunmasında bulunuyor.

“Cemaatinizde erken yaşta evlendirme yok mu?” sorusuna “Hayır kesinlikle yok” diyor önce. Sonra 15-16 yaşındaki çocukları soruyoruz. “Olabilir, sizin nineniz kaç yaşında evlendi? Sizin anormal gördüğünüz başkası için normal olabilir. Bir kız var 14 yaşında evlenebilir, bir kız var 24 yaşında evlenemez dersin. Olgunluk değiştirir, herkesi aynı kalıba sokamazsınız” diyor.

‘4 KADINLA EVLENME HAKKI VERMİŞ’

Kadının sözlerindeki çelişkiler çok eşli evlilik konusunda da sürüyor: “Allahü teala bunu hak vermiş, erkeğin 4 kadınla evlenmeye hakkı vardır. Ama bizim şeyhimiz, Mahmut Efendi hazretlerimiz, buna müsaade etmedi. Bazı insanların ihtiyacı olabilir. Sonuçta zina yapmıyor, evleniyor. Ama bana sorarsan ikinci eş olarak gitmem. Gidenler var, razı olan gider” diyor.

Kendisi gibi, yabancı uyruklu olup İsmailağa Cemaatine katılan çok varmış, “Özbekistan’dan, Uygur Türklerinden, Rusya’dan, Avrupa’dan gelen, cemaate katılanlar var. Oralarda da cemaat kuranlar var. Almanya’da, Avustralya’da camii kuran, cemaat kuranlar var. Yabancılar için de medreseler, kurslar var” diye anlatıyor.

Ukraynalı cemaat mensubu kadının anlatımlarına göre örgütlenme genelde sohbetlerde oluyor. Erkekler pazar, kadınlar pazartesi günleri Yavuz Selim Camii ve İsmailağa Camii’nde sohbetler yapıyorlar. Bu sohbetlerin herkese açık olduğunu söylüyor.

Mahmut Efendi’nin hayatını kaybetmesinden sonrası yaşanan iktidar mücadelesine değindiğimizde, “Hasan Efendi hazretleri liderimiz oldu, ama biz hâlâ Mahmut Efendi’nin cemaatiyiz. O ne buyurduysa, o” diyor. Anlatımlarında cemaatin müritler sıkıntı yaşadığında maddi yardımda bulunduğunu da söyleyerek aslında bir ekonomik dayanak ilişkisi olduğunu ortaya koyuyor.

CEMAATLER SIK SIK İSTİSMARLA GÜNDEME GELDİ
Kapalı devre ilişki ağına sahip tarikat ve cemaatler ülke gündemine sık sık istismarla geldi. AKP iktidarının verdiği desteklerle büyüyen tarikat ve cemaatlerdeki istismar vakaları sürekli “münferit” olarak ifade edildi. Sık yaşanan istismara rağmen iktidar cemaat ve tarikatlara kalkan olmayı sürdürdü. Son 13 yılda gündem olan istismar vakalarından bazıları şöyle:
• İsmailağa Cemaatinde ‘El maruf’ sorumlusu olan Adem Sayar 16 yaşındaki akrabasına istismarda bulundu.
• Karaman’da Ensar Vakfında kalan çocuklar istismara uğradı. Yıllarca süren istismar 2015’te ortaya çıktı.
• Bitlis’te Ensar Vakfı Gönüllüsü Din Kültürü Öğretmenleri O.S. ve M.Ö. vakıf evlerinde kalan 9 kadına baskı ve şantajla nitelikli cinsel saldırıda bulundu.
• Adıyaman’da imam hatip lisesi öğrencilerinin kaldığı yurtta 18 öğrenci müstahdem tarafından cinsel istismara maruz bırakıldı.
• Denizli’nin Çivril ilçesinde M.S. isimli bir çocuk Süleymancılar’a ait yurtta cinsel istismara uğradı.
• Ümraniye’deki Fıkıh-Der’e ait yatılı yurtta kalan 6 öğrenci cinsel istismara uğradı.
• Erzurum Palandöken’de Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Kur’an kursunda 7 çocuk yurtta görevli belletmen H.A’nın istismarına maruz kaldı.
• Kocaeli’nin Gölcük ilçesinde İsmailağa Cemaati üyesi olan ve kendini “hoca” olarak tanıtan Ömer S, bir kişiye cinsel istismarda bulundu.
• İsmailağa Cemaatine bağlı Hiranur Vakfı Kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel, 6 yaşındaki kızı H.K.G’yi evlilik adı altında yıllarca 29 yaşındaki müridi Kadir İstekli’nin sistematik istismarına terk etti.
• Niğde’de bir Kur’an kursunda 5 yaşındaki çocuğa kurs görevlisi Ahmet Faruk Yörükoğlu istismarda bulundu.

ÖLÜM, İNTİHAR, ŞİDDET
İntihar, ölüm ve şiddet de cemaat ve tarikatların “normalleri” arasında.
• Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde müftülüğe bağlı Kur’an kursunda meydana gelen yangında 6 çocuk hayatını kaybetti.
• Adana Aladağ’da Süleymancılara ait öğrenci yurdunda çıkan yangında 12 çocuk yanarak can verdi.
• Muş Merkez Karşıyaka Kur’an kursunda tuvalet kapısının koluna asılmış bir şekilde bulunan 12 yaşındaki Mehmet Halit Yavuz hayatını kaybetti.
• Erzurum’un Palandöken ilçesinde Hacı Bahattin Evgi Erkek Yatılı Kur’an Kursunda yaşları 10 ila 12 arasında değişen 14 çocuk istismar ve şiddete maruz kaldı.
• Urfa Eyyubiye’de 12 yaşındaki Abdülbaki Dakak bir ahırda asılı olarak köydeki çocuklar tarafından bulundu. Ailesi Ceylanpınar’da yaşayan Dakak’ın Menzil Cemaatine yakın isimlerin eğitim verdiği bir kaçak Kur’an kursunda yatılı kaldığı öğrenildi.
• Amasya’da Büyükağa Kur’an Kursunda bir görevli idareden izin almadan pide yedikleri için 20 öğrenciyi sopalarla dövdü.
• Urfa’da Rufai Tarikatına ait olduğu öne sürülen bir tekkede yaşları 4-5 arasında değişen çocukların karnına şiş sokularak zikir çekildi.
• Kayseri’nin Hacılar ilçesindeki Hacı Şükrü Baktır Kur’an Kursu’nda Yavuz Ç. isimli görevli iki çocuğu demir çubukla dövdü. Çocuklardan birinin kolu kırıldı.

Fotoğraflar: Hilal Tok / Evrensel

İlgili haberler
Cemaatte çocuk istismarına iyi hal indirimi

Ordu’da Süleymancılar Cemaati’ne ait bir erkek öğrenci yurdunda 12 yaşındaki çocuğu istismar eden ku...

İl Milli Eğitim önünde istismara karşı nöbet: "Tar...

45 çocuğun istismara uğramasıyla ilgili hakkında soruşturma açılan Sultanoğlu’nun Urfa İl Eğitim Müd...

Tarikat, cemaat, AKP ve geleceğimiz

Çocuklarla evlenmenin meşrulaştırılması, taciz ve tecavüzün suç listesinden çıkarılması, kadınların...