Bir Kitap: Nazi İşgalinde Sovyet Kadınları
Yüreğiyle, beyniyle, bileğiyle, Nazi faşizmini püskürtülmesinde emeği geçen kadınlar. Bu bir kitaptan çok daha fazla…

Neden ders kitaplarında ve müfredatta 2. Dünya Savaşı’na çok yer verilmez? Niçin biz, Haçlı Seferlerini, Malazgirt Meydan Savaşı’nı, Selçuklu Savaşlarını, Kosova Savaşı’nı, Preveze Deniz Savaşı’nı ve diğerlerini biliriz, öğreniriz, öğretiriz de İkinci Dünya Savaşı hakkında yeterince bilgi edinmeyiz? Hitler’in zulmünü biliriz, Nazilerin insanları toplama kamplarında nasıl yaktığını biliriz. Fakat nedense tüm dünyaya yayılmakta olan Nazi faşizmini kim geri püskürttü, bu akım nasıl durdu yeterince bilmeyiz, ders kitaplarında yok sayılmasını da pek sorgulamayız. Biz neden siyasi algının resmi tarihteki operasyonlarına göz yumar, tarihi tek yanlı, üstün körü öğreniriz?

Svetlana Aleksiyeviç’in tanıklarının ağzından kaleme aldığı Nazi İşgalinde Sovyet Kadınları ile kitap yolculuğumuz İkinci Dünya Savaşı’na gidiyor. Doğrudur, zor kitapların arasında dolandık, yürek paralayan kitap yolculuklarımız oldu. İşte şimdi belki de bu yolculukların en zoruyla karşı karşıyayız. Bu kitap yolculuğunda hıçkırıklar içinde boğulma ihtimali de kitabın sonunu getirememe olasılığı da var. Nazilerden kurtulmak için ne bedeller ödendi ne canlar tükendi, dünya bu beladan nasıl kurtuldu? İşte bundan dolayı önemli. Bu bir roman değil, İkinci Dünya Savaşı’nı anlatan belki de en iyi kaynak. Savaşı erkekler yapar; bazıları için savaş şandır, şöhrettir, kendini gerçekleştirmedir. İsterler savaşmayı. Oysa kadınlar savaşı hiç sevmez, fakat en büyük bedeli de onlar öder. Bu kitapta Nazilerin durdurulmasında büyük rolleri olan, fakat görünmeyen kadınlar yol arkadaşlarımız. Dört yıl boyunca onlar sadece ellerinin hamuruyla tüfek tutan asker değillerdi. Şoför, pilot, doktor, hemşire, tankçı, aşçı, çamaşırcı, keşifçi, ileride geride hep onlar vardı. Sonrasında ne mi oldular? Çoğunlukla kırmızı giymekten, kan görmekten nefret ettiler, et almaya gidemediler. Birçoğu henüz yirmili yaşlarda adet görmeden kesildi, çocuk sahibi olamadı, cinselliği yaşayamadı. Terk edilenler de oldu, evlenemeyenler de. “Keşke bacağımı kolumu kaybetseydim de ruhumu kaybetmeseydim.” diyenler ise oldukça fazlaydı.

Kadınları tanımak mı istiyorsunuz? Buyurun size en iyi kaynak. Yüreğiyle, beyniyle, bileğiyle, Nazi faşizmini püskürtülmesinde emeği geçen kadınlar. Bu bir kitaptan çok daha fazla…

Sayıları bir milyona yaklaşan genç Sovyet kadını 2.Dünya Savaşı’na erkeklerle eşit koşullarda katıldı. Dört yıl boyunca çoğunluğu kırsalda, ön cephede ölesiye savaştı. Kendilerinden önce düşen arkadaşlarının cesetleri düşman eline geçmesin diye sırtlarında taşıdı. Tırnaklarıyla çukur açtı, yara sardı, haber taşıdı, odun kesti. Aç kaldı, ot yedi, yatak, yastık, banyo yüzü görmedi, kadın olmasından dolayı cephede yaşadığı sıkıntıları yanı başındakiler bile bilemedi. Savaş sonrası madalya alan da oldu, taktir gören de fakat daha çok yalnız kalan, terk edilen. Bolşevik kadınını, yüzyıllarca kök salan kadın algısı, ataerkil, feodal bakış açısı, cephede yoldaşlarının arasında da olsa, savaş sonrası da belki de her şeyden daha çok yaraladı...

Nazi faşizmini tüm dünyaya yayılmaktayken, kararlı direngen, öz gücüne inanan, Bolşeviklerin çelikten iradesi onları durdurdu. Sovyet kadınları da bu iradi gecede ölümüne direndi. Bundan dolayı Bolşevik iradenin yaşaması, yaşatılması ve gelecek kuşaklara öğretilmesi gerekiyor.


İlgili haberler
BİR KİTAP: Tom Amca’nın Kulübesi

Tom ve tenlerinin rengi nedeniyle doğduğu andan itibaren satışa çıkarılan, oradan oraya sürüklenen k...

Bir kitap: Çalakalem Kadınlık Halleri

Çalakalem Kadınlık Halleriyle kitap yolculuğumuz uzaklara değil, çevremizde gördüğümüz çatıların alt...

Bir kitap: Ölüm Bir Varmış Bir Yokmuş

José Saramago bu eserinde kapitalist sistemi, dini kullanarak toplumları sömüren politikacıları hici...