22. Gençlik Yaz Kampı Kadın Çalışmaları Atölyesi'nden bize kalan...
İzmir Selçuk’ta gerçekleşen 22. Gençlik Yaz Kampı’nda kadınlar eşitlik, özgürlük ve dayanışmayı tartıştı; forumda taleplerini belirleyip yürüyüşle mücadele kararlılıklarını haykırdı.

15-22 Ağustos’ta İzmir/Selçuk’ta “Özgürlüğe bir adım, yarını bugünden kuralım!” şiarıyla gerçekleştirdiğimiz 22. Gençlik Yaz Kampı’nın en kalabalık ve tartışmalarla dolu geçen atölyelerinden biri Kadın Çalışmaları Atölyesi oldu. Türkiye’nin dört bir yanından gelen genç kadınlar olarak 5 gün boyunca hayatlarımızın içinden, yaşadığımız sorunları ve bunların kökenlerini konuştuk. Kadın ve LGBTİ hareketlerinin ortaya çıkışını tartıştık. “Mücadele ama nasıl?” sorusuna da yanıt bulduk. Herkesin bir işin parçası olduğu, kolektif bir yaşamı beraber ördüğümüz 1 hafta; atölyelerle, panellerle, konserlerle, deniz ve güneşin de tadını çıkardığımız dolu dolu geçen kamp günleri, tarif ettiğimiz “gelecekten çaldığımız bir hafta” yani hayalini kurduğumuz sınıfsız, kimsenin kimseye üstünlüğünün olmadığı, hiyerarşiden, baskılardan uzakta özgür ve eşit bir dünyanın ön gösterimiydi. Atölye bitiminde gerçekleştirdiğimiz forumda, üniversitelerden, liselerden ve mahallelerden gelen genç kadınlar olarak taleplerimizi, kamp dönüşü nasıl bir yol haritası çizeceğimizi tartıştık. Atölye sonunda gerçekleştirdiğimiz yürüyüşümüzde taleplerimizi haykırdık, bir yanımızdaki kız kardeşimizle beraber yürümenin, omuz omuza vermenin gücüyle mücadelemizi büyüttük. Aldığımız forumun çıktılarıyla birlikte yürüyüşümüzün ardından bir deklarasyon metni yayımladık. Peki genç kadınlar olarak bu forumun çıktısı olarak, üniversitelerde, liselerde, mahallelerde, fabrikalarda ve hayatın her alanında neleri gündem edeceğiz, ne istiyoruz? 

•    Kamuda Tasarruf Paketi kapsamında temel ihtiyaçlarımızdan, kampüslerimizde ışıklandırmadan yurtlarımızın nitelik ve güvenliğine, regl ürünlerinin ulaşılabilirliğinden HPV-HIV aşısının maliyetine, yaşamlarımız için oldukça kritik bütçelerden kesintileri kabul etmiyoruz. Emekten ve kadından yana bir bütçe için bulunduğumuz her yerde bütçe taleplerimizi yükseltmeye devam edeceğiz. 

•    Türkiye’nin Ortadoğu’da düzenlediği askeri operasyonların ve emperyalist paylaşım savaşlarının son bulması için barış talebini yükselteceğiz. 

•    Akademide, bilimde ve sanattaki cinsiyetçiliğe karşı eşitlik mücadelesini büyüteceğiz.

•    LGBTİ ’lere yönelik heteroseksist, homofobik ve transfobik baskılara karşı dayanışmayı büyüteceğiz.

•    Özellikle liselerde kız öğrencilere yönelik kılık kıyafete ilişkin baskılara karşı mücadele ederken parasız, bilimsel, demokratik bir eğitim talebimizi yaygınlaştıracağız. Karma eğitimi ortadan kaldırmaya çalışanlara teslim olmayacağız.

•    Üniversitelerde ve liselerde mücadele araçlarımız olan topluluk ve kulüpleri daha çok kız kardeşimizle bir araya gelecek güçlendireceğiz. Tüm kadınların sahiplendiği ve benimsediği alanlar haline getireceğiz.

Atölye katılımcıları anlatıyor

22.Gençlik Yaz Kampı’nın sona ermesiyle de Kadın Çalışmaları Atölyesi katılımcılarına atölye ve kamp hakkındaki düşüncelerini sorduk. 


Özgürlüğü birlikte deneyimlemek

Ezgi Yaren Özdemir // İstanbul Üniversitesi öğrencisi

Günümüzde toplumsal hayatta karşılaştığımız sorunlar, kısıtlamalar ve baskılardan uzaklaşıp rahat bir nefes alabildiğimiz, şiarına uygun bir şekilde gerçekten özgür hissettiğimiz 22. Gençlik Yaz Kampı benim adıma güvenli bir alan yaratarak çok keyifli bir hafta geçirmeme vesile oldu. Bu bir haftada katıldığım Kadın Çalışmaları Atölyesi’nde, kadının ezilen cins olmasının kökeni, Marksizm ve feminizmler, LGBTİ hareketi, sosyalizmde kadın gibi çeşitli konuları öğrendik, tartıştık ve fikir alışverişinde bulunduk. Arkadaşlarımız bizim için çeşitli oyunlar hazırlamışlardı. Bunlardan biri rol yapma oyunuydu. Bu oyunda gruplara ayrıldık ve her gruba asgari ücret, eşit işe eşit ücret gibi konular verilerek herkese çeşitli roller verildi ve bize verilen krizi çözmemiz istendi. Çok keyifli ve öğretici bir deneyimdi. Hem Kadın Çalışmaları Atölyesi’nde hem de kamp boyunca sorunların kökenleri ve çözümleri konusunda epeyce bir tartıştık, kafa yorduk ve kurtuluşun hep birlikte sürdürdüğümüz bir mücadeleyle geleceğine inanıyoruz. Benim kamptan ayrılırken üniversiteme ve hayatıma taşıyacağım şey bu bir haftada deneyimlediğimiz gibi bir dünyanın beraber inşa edilebileceğidir. Bu dünyayı inşa ederken bizimle olmak isteyen; şarkılarla, türkülerle, danslarla umuduna umut katmak isteyen herkesle kampüslerimizde ve seneye 23. Gençlik Yaz Kampı’nda buluşmak dileğiyle…


Mücadele hayatımızın her alanında

Bejna PARLAK // İstanbul Üniversitesi öğrencisi
Beş gün boyunca devam eden Kadın Çalışmaları Atölyesi, çevremdeki kadın arkadaşlarımdan aldığım güçle kendi isteklerimi, düşüncelerimi ve mücadelemi hatırlamama katkı sundu. En çok katılım gösterilen atölye olmasıyla, kampın “gelecekten bir hafta çalıyoruz.” şiarını hepimize hissettirdi. Kadın hareketleri, LGBTİ mücadelesi, Marksizm, sosyalizm, tarihte yaşanan olay ve kişiler hakkında sunumlar dinlemek her şeyi derinlemesine anlamamıza yardımcı oldu. Her gün ele alınan farklı konular, yapılan forumlar ve fikir alışverişleri sayesinde yalnız olmadığımızı, her birimizin benzer şeyler yaşadığını bir kez daha anladık. Türkiye’nin dört bir yanından gelen kadınlar olarak hepimizin ortak sorunlarla ve boyutu değişen şiddet ve tacizlerle kavga ettiğimizi gördük. Yalnızca yaşadığımız baskıları konuşmakla kalmadık, bunlarla mücadele edeceğimize ve bu mücadelemizi okullarımıza da taşıyacağımıza dair birbirimize söz verdik. Kimi okullarda aktif rol oynayan kimi okullarda ise yeteri kadar verim alınamayan kadın topluluklarını nasıl daha aktif bir şekilde kadın arkadaşlarımızın bir araya gelebileceği ve güvenli alan olarak adlandırabilecekleri bir yer yapabileceğimiz hakkında çeşitli okullardaki öğrenciler olarak birbirimize danıştık. Başta Cinsel Tacizi Önleme Kurulu (CİTÖK) olmak üzere hepimizin ihtiyacı olan bu toplulukların özellikle 2024-2025 eğitim yılında çoğu okulda meydana gelen taciz olaylarından sonra tekrardan önemini hepimizin gözünün önüne serdi. Son gün beraber hazırladığımız dövizlerimizle ve taleplerimizle gerçekleştirdiğimiz kadın yürüyüşü ise tüm hafta boyunca konuştuklarımızın aksiyona dökülmüş hali oldu. Beraber yürüdüğüm arkadaşlarımdan bu mücadelenin hayatımızın her alanında devam edeceğini öğrendim. Kadınlar olarak elimizdeki en büyük güç dayanışmamızdır ve bunu büyütmek de bizim elimizdedir.

Kadın dayanışmasıyla umudu yeniden yeşertmek

Neslihan YAVUZEL // Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi
Bu yıl 22’ncisinin düzenlendiği ama ilk kampım olan Gençlik Yaz Kampı’ndaki Kadın Çalışmaları Atölyesi’ne büyük bir heyecanla bir yandan da son birkaç ay içerisinde kadın bedeni ve kadın hakları üzerinde yürütülen politikaların verdiği rahatsızlık ve öfkeyle 6 gün boyunca katıldım. İlk beş günde atölye yürütücüsü arkadaşlarımızın birbirinden değerli anlatılarıyla en başından kadının toplumdaki konumunu, neden evlere kapatılıyor oluşunu, geçmişten bugüne kadar artarak ilerleyen bu sistemi hep birlikte konuştuk, tartıştık. İlk gün kadının ilk baştaki konumu ve sonrasında adım adım geri plana atılışını, sömürülmesini konuşurken içimdeki öfkeyi tutamayıp sorduğum "Peki buna ne zaman tepki vereceğiz?" sorusunun cevabını 3. günde aldım. Tarih boyunca yürütülen kadın mücadelelerinin eksilerini, artılarını konuşurken bir yandan da umudumun tekrar ve tekrar yeşerişini hissettim. Atölyede sosyalizmin kadın mücadelesine bakışını tartışırken aslında forumlarda yakındığımız, çözülemezmiş gibi hissettiğimiz, birbirinden çok farklı olduğunu düşündüğümüz sorunlarımızın temelinde kapitalist sistemin devasa bir rol oynadığını daha iyi anlamış oldum. Son gün gerçekleştirdiğimiz kadın forumunda farklı şehirlerden sorunlarını anlatan arkadaşlarla bu sorunlarla nasıl mücadele edeceğimizi tartışırken bir yandan da bir kişiden ne olur demeden, kamp alanından çıktığımız ve kampüslerimize, sokaklara, iş yerlerine kısacası bu sömürü düzenine maruz kaldığımız, hakkımız olanın verilmediği, susturulduğumuz her yerde çok daha güçlü bir şekilde haykıracağımıza, atölyeden ögrendiklerimizle çalışmalar yürüteceğimize, okullarımızdaki kulüpleri aktifleştirip büyüteceğimize bir yandan haykırarak bir yandansa sadece birbirimizin gözlerine bakarak söz verdik. Son gün yaptığımız yürüyüşte sesimizin ne kadar gür çıktığını, söz konusu mücadelemiz olduğunda gözlerimizin nasıl da parladığını, ne kadar kalabalık olduğumuzu tekrar kendimize hatırlattık. Son sözlerimi belki de en sevdiğim sloganla bitirmek istiyorum: “Yaşasın kadın dayanışması!”


Kadının ezilmişliği üretim ilişkilerinden

Selen KARAMUSTAFA // Yıldız Teknik Üniversitesi öğrencisi
22. Gençlik Yaz Kampı, ilk kampımdı. Kamp bana çeşitli deneyimler kazandırdı, farklı bakış açılarıyla tartışma, buluşma fırsatı sağladı. En temelinde ise kolektif yaşamın mümkün olduğunu hepimize gösterdiğini düşünüyorum.

Katıldığım atölyeler de bana farklı bir bakış açısı kattı. Özellikle 6 gün boyunca katıldığım Kadın Çalışmaları Atölyesi’nde yeni bilgiler edinme fırsatı yakaladım. Çoğu insanın sandığı gibi kadının ikincil konumunun aslında kadının “doğasından” gelen ya da “doğaüstü” inanışlar gibi yaratılışından kaynaklı bir şey olmadığını, üretici güçlerin gelişmesinin ve özel mülkiyetin oluşmasının kadının tarihteki konumunu değiştirdiğini atölyede görmüş olduk. Sadece sunumlardan öğrendiğimiz bilgiler de değil, sunum sonrasındaki soru-cevaplardan ve atölyenin son günü alınan kadın forumundan, belki o sırada aklıma gelmeyen soruların cevaplarını duyma fırsatım oldu. 

Kadın forumunda çoğu kadının yaşadığı problemleri de konuştuk. Kadınların kapitalist sistemdeki konumunu da burada tekrardan tartıştık. Sonuç olarak kadının ezilmişliğinin aslında bu üretim ilişkilerinden, kapitalizmden yükseldiğini fark ettiğimizi düşünüyorum. Hayatımızı kuşatan tüm bu baskı politikaları sadece kadın düşmanı bir iktidarla sınırlı değil, yıllardır süregelen bu sorunlar toplumun üretim ilişkileriyle doğrudan bağlı olmakla beraber kapitalizm bu sorunu devralıp her gün daha da derinleştiriyor. Bu da demek oluyor ki kapitalizm yıkılmadan kadın ve LGBTİ’lerin topyekûn özgürleşmesi mümkün olmayacaktır. Bu sebeple, bu sistemi değiştirmek için cinsiyet, yönelim, dil ayırmaksızın işçi sınıfının saflarında birleşmeli ve örgütlü bir şekilde mücadele etmeliyiz.

Fotoğraflar: 22. Gençlik Yaz Kampı

İlgili haberler
Kız kardeşim, 22. Gençlik Yaz Kampı’nda buluşalım!

22. Gençlik Yaz Kampı'nda "Özgürlüğe bir adım, yarını bugünden kuralım" şiarıyla buluşuyoruz.

Marksizm, kadın mücadelesi açısından daha değerli...

Ebru Pektaş ile ‘Toplumsal Cinsiyetin Anahtar Kavramları: Cinsellik, Şiddet, Emek’ kitabını konuştuk...

Aile arabuluculuğuna karşı ev ev dolaşmalı

Aile arabuluculuğuna dair bir tartışma yürütüyor Sincan’dan işçi Ayşe. Fabrikadaki arkadaşının şidde...