
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi ve İzmir Barış Forumu'nun çağrısıyla bir araya gelen kadınlar barış için taleplerini dile getirdi. Alsancak İskele'de düzenlenen eylemde ayrıca İzmir Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi kuruluşunu deklere etti. Düzenlenen açıklamaya DEM Parti İzmir Milletvekili Burcugül Çubuk, barış anneleri, siyasi parti temsilcileri de katılım gösterdi. Grup adına ortak açıklamayı İpek Sarıca okudu. Barışa en çok kadınların ihtiyaç duyduğunun altı çizilen açıklamada şunlar kaydedildi; "Barış yalnızca silahların susmasıyla değil adaletin, eşitliğin, özgürlüğün yaşanmasıyla mümkün olur. Bir arada yaşamanın koşulları sağlanmadan gerçek bir barış kurulamaz. 1 Eylül Dünya Barış günü yaklaşırken barış için taleplerimizi söylüyoruz; Savaş politikalarına son verilsin. Sınır ötesi operasyonlara, güvenlik bölgelerine değil eğitime, sağlığa bütçe ayrılsın. Sivil alanlar, demokratik haklar korunsun. İfade özgürlüğü, örgütlenme ve barışçıl gösteri yapma hakkını baskılayan tüm hukuki uygulamalar son bulsun. Kadınların barış mücadelesi tanınsın, toplumsal cinsiyet eşitliği gözetilerek kadınların karar mekanizmalarına katılımı güvence altına alınsın. Barış sadece bir hedef değil birlikte yürünecek bir yol, ortaklaşa üstleneceğimiz bir sorumluluktur. Ve bu yol kadınların sesiyle örgütlü mücadelesiyle açılacaktır."
Barışın toplumsallaşması için
Konuşmaların ardından Aysel Önen tarafından okunan metin ile İzmir Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi'nin kuruluşu deklare edildi. Deklarasyonda Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifinin kuruluş bildirgesinin özeti okunurken, 3 başlıkta toplanan temel talepler bir kez daha dile getirildi; "Savaş, kadın bedenlerini ganimet, cinsel şiddeti silah haline getirir. Bugün bu şiddetin bir çok davada tanığıyız. Kürt illerinde korucular, üniformalı erkekler eliyle genç kadınlara yönelirken, kadınlar şüpheli biçimlerde kaybedilirken, ülke genelinde genç erkeklerin çeteleşmesiyle, türlü şiddet araçlarına erişmesiyle yayılıyor. Savaş, kadınların dillerine karşı da savaştır. Kadınların anadillerinde, Kürtçe hizmet alamaması, onları erkeklerden daha fazla toplumsal hayatın dışında itiyor. Şiddete karşı koruyucu, önleyici mekanizmalara anadilinde erişememek kimi zaman kadınların hayatına mal oluyor. Savaş, kimilerini zenginleştirirken en çok da kadınları yoksullaştırır. Ülkenin kaynaklarını tek bir alana kilitler. Bütçenin yaklaşık yüzde 11'i savaşa, savaş sermayesine ayrılırken, cihatçı gruplara dolarla maaş verilirken kreşe 'kamu zararı' deniyorsa, kadınlar adına bir bütçeden bahsedilebilir mi? Kürt bölgesinde istihdam imkanını da niteliğini de savaş politikaları belirliyor. İşsizliğin yoksulluğun diğer bölgelerden daha yüksek, esnek ve güvencesiz çalışan mevsimlik işçilerin de daha büyük çoğunluğunun kadın ve çocuk olması tesadüf değil! Savaş aynı zamanda kayyum demektir. Kayyum kadın kurumlarının kadınların eşit yaşama imkanını kamusal alanda var olmasını güçlendiren hizmet ve mekanizmalarının siyasal alandaki temsiliyetini gasp eder. Savaş; her şeyin terör olarak adlandırılmasına sokağa çıkmanın yasa dışlı gösterilmesine, kadınların LGBTİ+'ların ve işçilerin hakları için mücadele etmesine izin vermez. Bunların ortadan kalması için barışın toplumsallaşması, hukuki, yasal çerçeve oluşturulması ve demokratik siyaset zeminlerinin yaratılması gerektirmektedir" Açıklama, müzik grubu Suzika'nın söylediği ezgilerle sona erdi.
Fotoğraflar: Evrensel
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
Editörden
Bültenimize abone olun!
E-posta listesine kayıt oldunuz.