İlk 25 Kasım’ımdan notlar: Kadınların kolektif direnişinin anıtı
İlk defa 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü eylemine katılmış İrem, eylem anında hissettiklerini kaleme aldı.

Umut ve kararlılık dolu bir kalbin en derin arzusuyla, 25 Kasım'da karanlığa ben de meydan okumaya karar verdim. İlk adımımı attım, bir eylemin ortasında buldum kendimi. Mecidiyeköy Meydanı talepleri, direnişi ve yılmaz bir umudu barındırıyordu. Sokağa dökülen kadınların çığlıkları, geçmişin yankılarına karışıp onlara dayatılanlarla çarpışarak adeta yeni bir direniş şarkısı söylüyordu. Toplumsal sessizlik, bu melodideki notaları boğamıyordu; aksine, kadınların bir araya gelişi, umudu daha yüksek bir perdede çalıyordu. Sokaklar kadınların adımlarını birleştirdiği, hüzünleriyle ve umutlarıyla dans ettiği bir sahneye dönüşmüştü. Bu sadece bir eylem değildi; bu, kadınların geçmişteki sessiz çığlıklarının, unutulmuş hikayelerinin ve toplumun hala görmezden geldiği acıların bir buluşma noktasıydı.

‘KADINLARIN GÖZÜNDE DİRENİŞİ GÖRÜYORDUM’

Diğer kadınların gözlerindeki kırılmış umutları ve güçlü direnişi gördükçe, bu birlikteliğin değerini daha iyi anlıyordum. Kalabalığın içindeki dayanışmanın sıcaklığı, ilk defa fark ettiğim bir duygu seli beni kucaklıyordu. Bir arada durmanın gücü, sanki bir ateşin çevremizi sarmasına sebep oluyordu. Bu ateş, geçmişin soğuk rüzgarlarını savuruyor, umudu yeniden canlandırıyordu. 25 Kasım, kadınların kolektif direnişinin bir anıtıydı ve ben bu anıtın bir tuğlası olmanın huzurunu yaşıyordum.

Hava karardı ama kalabalık hâlâ ilk anki gibi diriydi. Birbirimizi kaybetmekten korkarcasına sıkıca tuttuk ellerimizi. Belki de bu yüzden adımlarımız daha güçlüydü. 25 Kasım’da, tüm kadınların ortak hikayesinin bir parçası olduk.

‘KALBİMDE TAŞIDIĞIM UMUDU HİSSETTİM’

Hep bir ağızdan haykırdık: “Kadınlar artık susmayacaklar!” ve o an, sanki tüm acıları bir araya getirip bir ateş yakmıştık. Geçmişin gölgesinde, geleceği aydınlatma arzusuyla yanıp tutuşuyorduk. 25 Kasım, sadece bir gecenin tarihi değil, aynı zamanda kadınların ortak direnişinin, birlikte inşa ettiği bir destanın başlangıcıymış. Ben, ilk defa bu destanın bir figürü olarak, kalbimde taşıdığım umudu ve gücü hissettim.

25 Kasım eylemi, kadınların bir araya gelerek oluşturduğu o büyük bir tablonun yalnızca bir fırça darbesiydi ve artık ben de görüyorum bir ağacın kavuğundan uzanan yorgun kadını. Topraktan var gücüyle haykıran kadını duyuyorum. Ne sesini ne de elini 2 odalı dünyasının dışına çıkaramayan kadının sessizliğindeki feryadı biliyorum. Farklı renklere boyanmış fırçalarla beni çiziyorlardı. Uzun uzun bakmama gerek yoktu onlara. Hepsi bendim. Birinde saçım uzun diğerinde kısaydı, birinde gözüm mavi birinde yeşil, bendim. Birinde kıvırcık saçlarım vardı birinde başörtülüydüm, bendim. Birinde Avrupalıydım birinde Filistinli, bendim. Ben 25 Kasım’da farklı bedenlerde yaşayan tek bir ruhun sesiydim.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
25 Kasım 2023 | Dünyada kadınlar sokakta!

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü'nde dünyanın farklı ül...

25 Kasım 2023 | Kadınlar yurdun dört bir yanında ş...

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü'nde kadınlar eşit ve özgür...

25 Kasım 2023 | İzmir'de kadınlar: Emeğimizi sömür...

İzmir Kadın Platformunun çağrısıyla İzmirli kadınlar 25 Kasım'da sokakları doldurdu, yoksulluğa, şid...