“Geçmişte İzimiz Geleceğe Sözümüz Var” şiarıyla, 19-21 Aralık tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilen Eğitim Sen Kadın Kurultayı sonuç bildirgesi, 46 delegenin imzasıyla divana verilen şerh metni eklenmeden yayımlandı.
Kurultayın sonuç bildirgesinde “delegelerin 6 ana başlık altında yürüttükleri atölye çalışmalarının sonucunda ulaşılan ortak iradeyi yansıttığı” belirtilse de kurultayda yaşanan tartışmalar ve divana sunulan şerh metni bazı başlıklarda ortaklaşma olmadığını ortaya koyuyor. Fikir ayrılıkları ve tartışmalar özellikle “Sendikal Mücadelede Kadın” başlığı altında yoğunlaşıyor. Bildirgenin bu başlık altında sıralanan ve ortaklaştığı ileri sürülen önerilerinde kadın meclisleri öne çıkarılarak, “Meclis kararlarının hayata geçirilmemesi disiplin suçu olarak tanımlanmalıdır” deniliyor. Kurultay divanına sunulan şerhte ise kadın emekçilere ulaşmanın önündeki yapısal engellere dikkat çekilerek sendikal demokrasinin iş yeri temelli örgütlenme ile güçlenebileceği, kadın emekçilerin karar alma süreçlerinden uzaklaştığı ve kadın meclisleri gibi yapıların bu kopuşu derinleştirdiği vurgulandı.
Kurultay delegesi 46 kadının imzasıyla divana verilen şerh metninin tamamı şöyle:
“Sendikalarda alınan kararların meşruiyeti, karar alma süreçlerine üyelerin ne ölçüde açık ve kapsayıcı bir şekilde dahil edildiğine bağlıdır. Bu kapsayıcılık, yalnızca kendi üyelerimizle sınırlı kalmamalı; aynı talepleri paylaşan, örgütsüz veya farklı sendikalara üye emekçileri de güçlendirici, birlikte örgütlenme ve mücadele etme iradesini harekete geçirici bir düzeyde olmalıdır.
Sendikal demokrasi, emek örgütleri için hayati önem taşır. Demokrasinin zayıfladığı veya olmadığı yerde, en ağır bedeli öncelikle kadın emekçiler öder. Bu nedenle, karar alma organlarının nasıl oluşturulduğu temel bir ölçüttür. Karar alanlarla, bu kararları uygulayanların aynı kişiler olduğu bir yapıda ancak gerçek bir sendikal demokrasiden söz edebiliriz. İşyerlerinde tüm kadın emekçileri ayrımsız mücadeleye katmayı başaran örnek eylemler de ancak bu yaklaşımla mümkün olmuştur. Sendikalaşmayı ve mücadeleyi yeni kitlelere yaymak da bu sayede olanaklıdır.
Ne var ki, bugün kadın emekçilere ulaşmak, onlarla yan yana gelmek, hatta kısa sohbetler etmek bile son derece zorlaşmış durumdadır. İşyerlerindeki yoğun çalışma temposu, mesai arkadaşlarıyla iletişimi bile zorlaştırırken; kadın emekçiler özelinde yaygın baskı, tehdit, mobbing ve şiddet uygulamaları eklenmektedir. Mesai dışında ise, başta çocuk bakımı olmak üzere ev içi sorumlulukların yarattığı ağır yük, kadınların sendikal faaliyetlere katılımını daha da güçleştirmektedir. Tüm bunlara, kamu emekçileri arasında yaratılmaya çalışılan bölünme ve kutuplaşmanın kadınlar arasına da sızdığı gerçeği eklenince, sendikalar ile kadın emekçiler arasındaki mesafe giderek açılmaktadır.
Geçmişte, işyeri komisyonlarına, kadınlarla doğrudan toplantılara, birlikte talep oluşturmaya ve karar alma süreçlerine onları ortak etmeye daha fazla önem verildiğinde, daha çok kadın emekçi sendikal sürece katılabilmiştir. Oysa bugün bu işleyiş büyük ölçüde zayıflamıştır. Kadınların katılımını sağlamak, onlara bulundukları yerden, yani işyerlerinden ulaşmak ve orada birleştirmek için gerekenleri kararlılıkla yapmaktan geçer. Bu, üyeleri yalnızca merkeze veya şubelere çağıran bir anlayışla değil; işyerlerinde kadınları mücadeleye ve işyeri organlarına çekecek somut planlar geliştirmek, onların rahatlıkla katılabileceği ve kendini ifade edebileceği koşulları yaratmak, somut ve acil talepler etrafında bir sendikal mücadele hattı örmekle mümkündür.
Bu bağlamda, sendika tüzükleri ve organları en sade, anlaşılır şekilde; işyeri organlarına dayalı, işyeri temsilcileri ve şube yönetimleri temelinde şekillenmelidir. İşyeri organları ile şube organları arasına 'meclis' gibi ek yapıların sokulmaması gerekir. Kadın meclisleri gibi oluşumlar, kuruluş biçimleri bile karmaşık olan, daha fazla katılım vaadiyle kurulmalarına rağmen pratikte işlemeyen ve nihayetinde kadınların geniş kesimlerini karar alma mekanizmalarının dışında bırakan organlara dönüşmüştür. Meclis yapısının sendikalara uygun olmamasının temel nedeni, bir sendikanın genel çalışma yönteminin meclis olamayacağı gerçeğidir.
Sendikal mücadelenin en geniş, en katılımlı ve en demokratik yöntemi, tüm emekçileri aşağıdan yukarı kapsayan işyeri temsilciliği, işyeri organları ve buradan yükselen temsiliyettir. Asıl olan, bu yöntemin etkin bir şekilde hayata geçirilmesidir. Bunun gerçekleştirilemediği yerde, alternatif olarak üretilen hiçbir yapı (meclisler de dahil) onun yerini tutamaz. Meclis önerisi, daha demokratik olduğu iddiasıyla ortaya atılsa da, uygulamada çok daha daraltıcıdır. En merkezde, en kolay katılım sağlayabilen ve politikleşmiş üyelerin, diğer üyeler adına tartışıp karar verdiği bir mekanizma haline gelme eğilimindedir. Bu ise dışlayıcıdır ve sendika ile üye arasındaki mesafeyi daha da açan bir sonuç doğurur.
Sonuç olarak, kadın emekçilerle gerçek bir bağ kurmanın ve onları mücadeleye dahil etmenin yolu, işyerinden kopuk, sembolik ve dar katılımlı yapılar değil; işyerinden başlayan, somut talepler etrafında örgütlenen, tabandan yukarı işleyen gerçek bir sendikal demokrasiyi inşa etmektir. Kadın meclisleri gibi organlar, bu amaca hizmet etmediği gibi, var olan sorunları derinleştirme riski taşımaktadır.”
Fotoğraf: Ekmek ve Gül
İlgili haberler
Eğitim Sen 3. Kadın Kurultayının ardından
‘İş yerlerini odağa alan, emekçi kadınları karar süreçlerine aktif biçimde katan bir mücadele programı oluşturmadan kadın mücadelesini büyütmek mümkün değil.’
Eğitim Sen Kadın Kurultayından emekçilerin gerçeğine: Sendikal mücadelede uyarı zili
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, sembolik başlıklarla yetinen değil, kadınların gerçek yaşamlarından beslenen ve onların örgütlü gücünü açığa çıkaran bir sendikal mücadeledir.
Eğitim Sen 3. Kadın Kurultayı'na giderken: 'Örgütlülüğümüz önündeki engelleri birlikte aşalım'
'Bir araya geldiğimiz her bir kadınla yaşadığımız bu zorlukları konuşarak, tartışarak ve sorunlarımızı ancak örgütlü bir mücadeleyle biraya gelerek aşabileceğimiz gerçeği ile buluşturmamız gerekiyor.'
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN

























