Nasıl bir sendikaya ihtiyacımız var?
‘Sendikal bürokrasi var diye sendikasızlığı tercih etmek değil, sendikaları taleplerimizi kazanmada bir araç olarak nasıl değerlendireceğimize dair adımlar atmaya ihtiyacımız var.’

Metal sektöründe TİS görüşmeleri sona erdi. Süreç sonunda sendikalı metal işçilerinin ortalama ücreti 27 bin lira civarına yükseldi. İşçilerin kimi ücretleri idare eder buldu, kimisi “kötü” dedi.

MESS görüşmeleri sürecinde neredeyse tüm işçilerin odağı ücretlerin ne olacağı üzerineydi. Böyle olması elbette çok normal. Çünkü geçinmek ve yaşamak hepimizin en büyük problemi. Ama ücretlerle birlikte tartışmamız gereken birçok konu olduğu da oldukça açık. Çünkü “Hiç yoktan iyi” dediğimiz ücretleri alabilmek, kazanılmış haklara sahip çıkabilmek ancak mücadele ile mümkün. Bunun için ihtiyacımız olan şey de birlikte hareket etmek. Bu birliğin bir yanı sendikalı olmak. Sendikalı olmak denince bu sayfalarda da sıkça tartıştığımız, sendika nasıl olmalı sorusu çıkıyor karşımıza.

İŞÇİ MASADA DEĞİŞTİRİCİ OLUYOR

“Nasıl bir sendika olmalı?” diye sorduğumuzda, karşımıza sendikal bürokrasinin olmadığı bir sendikacılık, gerçek bir sınıf sendikacılığı yanıtı çıkıyor. Metal iş kolundaki sözleşme görüşmelerinde gördük ki sendikal muhalefet aslında bizi çok daha kazançlı bir konuma getiriyor. ZF Sach ve Sarkuysan işçileri grev konusundaki dirençleriyle masada birçok şeyin değişmesine sebep oldular. Bu örnek, sendikal bürokrasi gibi bir canavarın karşısında sendikal muhalefetin ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Bugünkü sendikaları sınıf sendikacılığı çizgisine getirecek olan da sendikal muhalefetin güçlenmesidir. Sendikalar işçilerin öz örgütleridir. Sendikal bürokrasiyi kıracak olan da işçilerin ta kendisidir.

SINIF SENDİKACILIĞININ BİR ÖRNEĞİ: BİRTEK-SEN
Sendikal bürokrasiye rağmen örgütlü olmanın gücü birçok kazanımı da beraberinde getirmiştir. Bu yüzden birçok fabrikanın korkulu rüyası, işçilerinin sendikalaşmasıdır. Çünkü birlik güç demektir.
Günümüzde sınıf sendikacılığının örneklerine ender rastlanıyor. Son zamanlarda Özak Tekstil’deki mücadelesini takip ettiğimiz BİRTEK-SEN sınıf sendikacılığının nasıl olması gerektiğinin bir örneği.
Özak’ta örneğini gördüğümüz gibi sınıf sendikacılığının benimsenmesi kadın işçilerin de mücadelesinin güçlenmesini önünü açıyor. İş yerlerinde olması gereken kreşlerden regl iznine, tüm taleplerimiz için birlikte mücadele etmenin, taleplerimizi kazanmanın da önünü açacak bir sendikal anlayış bu.
İŞÇİLERİN DENETLEDİĞİ ŞEFFAF SENDİKALAR

Sınıf sendikacılığından kastımız nedir? Sendikalar, işçilerin öz örgütleri olarak hakları ve talepleri için mücadele ettikleri birlikler olarak ortaya çıkmıştır. İşçilerin patron karşısındaki örgütlülüğünün temsili sendikaların, işçilerle beraber işçiler için hareket etmesi gerekir. Birlikte hareket etmek, yalnızca örgütlü olduğu iş yerindeki işçilerle değil, tüm sektörlerdeki tüm işçiler için işçilerle birlikte hareket etmektir.

Örneğin kamu işçilerinin ek zam talebi karşısında sarı sendikacıların iktidarla beraber talebi bastırma çabasının karşısında işçiler, sendikacılardan maaşlarını açıklamalarını istedi. Üstelik sadece kendi örgütlü oldukları sendikaların yöneticilerinin değil, Türk-İş başkanı Ergün Atalay'ın da maaşını açıklamasını istedi. Elbette bu sınıf sendikacılığına bir örnek olarak gösterilemez ancak sendikaların şeffaf olması gerektiğine işaret eden bir taleptir. Bugün sendikalar salt sınıfın çıkarı için mücadele edebilirlerse ve işçiler tarafından denetlenirse şeffaf olacak, yöneticiler işçilerden aldıkları aidatlarla daha yüksek maaşlarla daha konforlu yaşamayacak. Sendikalar işçilerin haklarını gözeten, işçilerin örgütü olacak.

SENDİKASIZLIK BİR ÇÖZÜM DEĞİL
Sınıf sendikacılığı kadın işçiler için büyük öneme sahip. Sendikaların işçilerin çıkarları için çalışması demek eşitlik temelli olması anlamına da gelecektir. Yani kadın işçilerin öznel taleplerinin sahiplenilmesi, patronların kadın işçilerin taleplerini göz ardı edemeyecek bir örgütlülüğün sağlanmasının imkanlarının yaratılması demek.
Sendikalar bugünlerde sendikal bürokrasi ile sıkça anılıyor olsa da işçilerin kazanımlarını elde etmelerinde oynadıkları rol yadsınamaz. Sendikal bürokrasi var diye sendikasızlığı tercih etmek değil, sendikaları taleplerimizi kazanmada bir araç olarak nasıl değerlendireceğimize dair adımlar atmaya ihtiyacımız var.

Fotoğraf: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
8 Mart’a giderken sömürü dişlilerini mücadelemiz k...

8 Mart Dünya emekçi kadınlar günü yaklaşırken yoksulluk ve eşitsizlikleri yeniden üreten, sömürü çar...

‘Metal işçilerinin eylemleri bize güç oldu’

Dudullu OSB'de ve İMES'te bulunan kadın metal işçilerine MESS grup toplu sözleşmelerinin yansımaları...

Ekmek ve Gül dergisi Şubat 2024 sayısı

Biz de yoksulluğa, ölüme, terk edilmenin öfkesiyle; insanca, eşit, şiddetsiz, rant uğruna kendi tabu...