Buz dağının gösterilmeyen kısmı: İslahiye ve Nurdağı
6 Şubat depremlerinin üzerinden 5 ay geçti, İslahiye ile Nurdağı’nda insanlar, özellikle de kadınlar kendi çabalarıyla bir düzen oturtuyorlar ve bizi buzdağının görünmeyen kısmına tanık ediyorlar.

Antep’in iki ilçesi İslahiye ve Nurdağı, 6 Şubat depremlerinde önemli derecede can kaybının ve yıkımın olduğu yerler. Depremden zarar gören diğer iller gibi bu iki ilçeye de devlete bağlı resmi kurumlar günler sonra gitti. Ancak bu iki ilçeyi diğer bölgelerden ayıran önemli bir özelliği var çünkü İslahiye ve Nurdağı felaketten sonraki ilk aylarda hükümetin günah çıkarmak için kendine pilot bölge seçtiği yerler oldu. Özellikle 14 Mayıs genel seçimlerinden önce gövde gösterilerinin büyük kısmı Antep’te yapıldı. Bugünse 6 Şubat depremlerinin üzerinden 5 aydan fazla zaman geçti ve iki ilçedeki insanlar, özellikle de kadınlar kendi çabalarıyla bir düzen oturtuyorlar ve bizi buzdağının görünmeyen kısmına tanık ediyorlar. Aşağıda aktaracağımız bilgiler Nurdağı’na ait ama olaylar İslahiye’de de benzer şekilde ilerliyor.

KENTLER ARASI HİYERARŞİ

Kentler arasında hiyerarşik bir durum var ve bu durum sınıf çelişkisinin felaket tanımadığını bir kez daha gözler önüne seriyor. Konteyner ve çadır kentleri üç gruba ayırabiliriz. Bunlardan ilki Bahçelievler konteyner kenti. Burası iktidarın ilçedeki asıl propaganda alanı ve ekonomik durumu iyi olanların bölgesi. İkinci grupta yine konteyner kentler yer alıyor ve buralarda diğer yerli depremzedeler yaşıyor. Aslanlı-3 çadır kenti ise göçmenlerin ve Domların yaşadığı alan.

Depremin 5. ayında hâlâ çözülemeyen sorunlar var ve kadınlar için iş yükü giderek artıyor. Bu sorunlar konteyner kentlerde de devam ederken Suriyeli göçmenlerin ve Domların yaşadığı çadır kentte (onlar da hâlâ konteyner kent yok) durum daha ağır. Ancak iktidarın ve Cumhurbaşkanının hiçbir eksik yok diyerek propagandasını sürdürdüğü ve haberlerin yapıldığı Bahçelievler konteyner kentinde futbol ve basketbol sahalarının beşincisinin yapıldığına tanık oluyoruz. Buzdağının görünmeyen yüzlerinden biri ve bu gerçeğin ta kendisi!

OKULLARIN TATİL OLMASI KADINLARIN İŞ YÜKÜNÜ ARTIRDI

Nurdağı’ndaki depremzede kadınlar psikolojik açıdan yıpranmış durumda. Konteyner kentte kendilerine ait özel bir alanları yok. Aile üyelerinin tamamı iç içe yaşıyor ve sürekli beraber olduklarından dolayı aile içi ilişkiler daha kavgalı bir şekilde ilerliyor. Artan iş yükü de cabası. Depremde bir uzvunu kaybeden eşlerine, aile büyüklerine bakmak, konteynerin ve çevrenin temizliği, yemek, çocukların eğitimi ve bakımı tamamen kadınların üstünde. Okullar tatil olduktan sonra çocuklara bakmak fazladan yük getiriyor. Çocuklar için etkinlik alanı çok zayıf. Farklı bir aktivite olmadığı için alandaki Kuran kursuna heyecanlanıyorlar.

Havalar giderek ısınması ayrı sorunlar getiriyor. Hijyen meselesi çok daha fazla önem kazanıyor ama hijyen malzemelerine ulaşmak hâlâ zor. Yemek için de durum aynı. Devletin sunduğu olanaklar çok kısıtlı STK’ların ulaştırdığı malzemelerin sıklığı ise giderek azalıyor. Ayrıca konteyner ve çadır kentlerde cinsel istismar vakaları giderek artıyor. Alanda güvenlik problemi var. Ayrıca bu konteyner kentlerde aile dini ve rehberlik büroları açılmış. Hatırlatsak depremin ilk haftasını geçtiğimizde de henüz acil ihtiyaçlar karşılanmamışken çocuklar için Kuran kursları açılmıştı.

GÖÇMENLER VE DOMLAR İÇİN DURUM DAHA VAHİM
Göçmenlerin ve Domların yaşadığı çadır kentte durum çok daha vahim. Aslanlı-3 isimli çadır kente yerleştirilen bu gruplar konteyner kente alınmadıkları gibi ulaşabildikleri ihtiyaç malzemeleri de yok denecek kadar az. Sıcaklar artıyor ama kadınların şampuan, ped gibi hijyen malzemelerine ulaşımı çok sınırlı. Çocuk bezi gibi malzemeleri ise STK’lar ulaştırdıkça elde edebiliyorlar. Temizlik konusu genel olarak problemli. Çamaşır yıkayacakları bir leğeni bile bulmakta zorlanıyorlar. Ayrıca güvenlik problemi burada çok daha üst düzeyde. Cinsel istismar vakaları, silahlı kavgalar bu alanda da mevcut. Çocukların eğitim ya da aktivite yapabileceği herhangi bir alan yok. Acil ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri sosyal ticari alanlar dahi yok.
Genel olarak ihtiyaçlar devam ediyor fakat ulaşılabilirlik seviyesi çok düştü. Güvenlik, yiyecek ve temizlik problemleri ana sorunlar. Özellikle göçmenlerin ve Domların hapsedildiği Aslanlı-3 çadır kentinde yaşananlar da eşitsizliğin, yoksulluğun, yokluğun boyutunu gösteriyor. Kadınlar psikolojik açıdan da çok yorgun hissediyor. Aile içi ilişkiler ve yaşadıkları alan eski normalin iş yükünü üçe katlıyor.
Elbette tanık olduklarımız bunlarla sınırlı değil. Çadır bölgelerinin en temiz alanlarından birinde bulunan bir çadırda kadınların çadır önüne veranda yapıp çiçekler diktiğini görüyoruz. Bu da hafızalarımızda onca sıkıntı ve yokluğa rağmen yaşama dair umudu kaybetmemenin fotoğrafı olarak kalıyor.

Fotoğraflar: Ekmek ve Gül

İlgili haberler
Antepli kadınlar yoksulluktan, ayrımcılıktan bıkkı...

Yeşil Sol Parti Milletvekili Adayı Sevda Karaca ile Antep’in pek çok mahallesinde kadınlarla yan yan...

Antepli kadınların #KızKardeşlikKöprüsü buluşması|...

Antep’te onlarca kadın Antep Ekmek ve Gül çağrısıyla ‘Kız kardeşlik köprüsüyle hayatı yeniden kuruyo...

Depremin 5. ayı: Sorunlar hâlâ devam ediyor

Depremin üzerinden 5 ay gibi büyük bir zaman geçmesine rağmen normalleşmeyi bırakın, birçok temel ih...