Kalem kalem bütçe: Kadınlara düşen yüzde 1 bile değil!
2020 bütçesi toplumsal cinsiyet eşitliğine dair bir tercihi yansıtıyor: Türkiye’nin yarısını oluşturan kadınları kendileri olma hakkından alıkoyarak bakım ihtiyacı karşısında adeta evlere hapsediyor.

Bu yıl ikinci kez Meclis bütçesi yerine Cumhurbaşkanlığı bütçesi görüşülüyor. Geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bütçe ekonomik kriz koşullarında hazırlanıyor. 2019 ve 2020 yılı merkezi yönetim bütçe kanun tekliflerini karşılaştırdığımızda dikkat çeken birden fazla nokta olduğunu görüyoruz. Bunlardan ilki her iki kanun teklifinin gerekçelerinde gizli.

Önce maliye terimlerine yabancı okurlar için bilgilendirme yapalım:

“Cari transfer harcaması” kamu bütçesinden mal ve hizmet alımlarını finanse etmek için yapılan karşılıksız ödemeleri ifade eder. Bunlar; görev zararları, hazine yardımları, kâr amacı gütmeyen kuruluşlara yapılan ödemeler ve hane üyelerinin burs, yiyecek, barınma, giyecek ve sağlık ihtiyaçlarını karşılamak üzerine yapılan ödemelerdir.

- 2019 yılı bütçe gerekçesinde bütçe disiplini, tasarruf tedbirleri ve sıkı para ve maliye politikalarına yapılan vurguya ek olarak özellikle mal ve hizmet harcamaları ile sermaye giderleri, cari transferler ve faiz giderlerinin azaltılması vurgusu vardı.

- 2020 bütçe kanun teklifi gerekçesinde ise “kamu borçluluğunun düşük düzeyde tutulması”, “harcama yapısının gözden geçirilerek verimsiz harcama alanlarının tasfiyesi”, “para ve maliye politikalarında eşgüdüm” vurgularını görmekteyiz. Bu haliyle 2020’de bizi “kamuda israfı önleme ve harcama kısma politikalarının” beklediğini söyleyebiliriz.

- Her ne kadar “kısıntıya gidilecek” dense de, bütçe dağılımına baktığımızda cari transfer ve faiz harcamaları hâlâ bütçede önemli bir yer işgal ediyor. 2019 bütçesinde toplam merkezi yönetim bütçe giderlerinin ilk üç sırasında, yüzde 40’lık bir payla cari transfer harcaması, ikinci sırada yüzde 25 ile personel gideri ve üçüncü sırada da yüzde 12 ile faiz giderleri yer alıyor. Bu sıralama 2020 yılı bütçe kanun teklifinde de değişmemiş, hatta yüzde 41’lik bir oran ile cari transfer harcamalarının bütçe giderlerinde kapladığı yer büyümüş görünüyor.

BÜTÇENİN YÜZDE 40’I YARDIMA MI AYRILIYOR, VAKIFLARA MI?
Peki acaba bu yüzde 40 sosyal yardımlar ve burslardan mı oluşuyor? Yoksa çeşitli vakıflar, okçuluk vb. spor klüpleri gibi kâr amacı gütmeyen kuruluşlara yapılan yardımlardan mı? 2020 bütçe teklifinde cari transfer harcamalarının bakanlıklara dağılımına baktığımızda, yüzde 66’sının Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın diğer idarelere yaptığı hazine yardımlarından oluştuğunu görmekteyiz. Bunu Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın cari transfer harcaması takip ediyor, bu da toplam cari transfer harcamalarının yüzde 26’sına tekabül ediyor. Peki bu meblağı hangi kalemlere harcanıyor? Sorunun cevabı için söz konusu bakanlığın yıllık performans programına bakalım.
KADINLARA DEĞİL, EVDE BAKIM YÜKÜNE BÜTÇE
Bilindiği üzere Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, 24 Haziran 2018 genel seçimlerini takiben Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçildikten sonra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın birleştirilmesi sonucu oluşturuldu.
Cari transfer harcamalarının dağılımına dair fikir edinmek için her iki bakanlığın 2019 performans programlarını incelemeliyiz. Fakat bakanlığın sitesinde bu belge erişilebilir değil, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının 2016, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının ise 2018 performans programları erişime açık. Bu belgeleri incelediğimizde de, söz konusu cari transfer harcamalarının evde bakım hizmeti, doğum yardımı, yaşlı engelli yardımı, genel sağlık sigortası prim ödemesi, çocukların aile yanında bakımı gibi harcama kalemlerinden oluştuğuna dair ipucu elde ediyoruz.
Tüm bu harcama kalemlerinin kadınların bakmakla yükümlü oldukları için öngörülmüş ödemeler olduğunu söyleyerek dolaylı yoldan kadınların refahına etki edeceği yorumunu yapanlar olacaktır. Ancak biz kadınların ev içinde yeniden üretim ve bakım işlerini yüklenmelerini kendi özgür tercihlerinden çok, cinsiyetçi iş bölümünün ve ataerkil ilişki ve değerler sisteminin zorlamaları sonucu oluştuğunu biliyoruz. Bu yüzden yaşlı, engelli ve çocuk bakımını aileden ve onun içinde de kadından bekleyen bu “yardım ödemeleri” yerine devletin kendi açtığı ve yerelde de yaygınlaşacak bakım evleri sistemi ile üstlenmesi gerektiğini söylüyoruz. Böylesi bir kamu politikası temelinde kadınların kendi özgür irade ve seçimleri ile evde ya da işte olmaya karar verebilmelerini mümkün kılacak bir sosyal yapı arzu ediyoruz. Böyle bir ortamda kadınların ister bu bakım merkezlerinde, isterlerse de başka özel veya kamu kurumlarında kendi beceri, istek ve vasıflarına göre ücretli çalışan olarak çalışıp çalışmamaya karar verebileceklerini savunuyoruz.
SON 15 YILIN BÜTÇESİ: KİMİN İÇİN, NE PAHASINA?

Bütçe gider kalemlerinin bakanlıklar bazında dağılımını değerlendirmek için son 15 yılın gider bütçelerine topluca bakmakta yarar var.

- 2019’a kadar Maliye Bakanlığı (MB), sonrasında ise Hazine Müsteşarlığı ile birleşerek isim değiştiren Hazine ve Maliye Bakanlığı (HMB) ülkenin gelirlerinin toplanması ve giderlerinin yapılması, mali konuların planlanması ve yönetilmesinden sorumlu bakanlık olarak hep birinci sırada yer alıyor.

- Bunları bütçe gerekçesindeki ifadeyle “nitelikli insan gücü” oluşturarak “güçlü toplum güçlü ekonomi” yaratmaya hizmet etmesi için sorumlu görülen bakanlık olan Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) izliyor.

- Üçüncü sırada 2008, 2010 ve 2011’de olduğu gibi zaman zaman MEB ile yarışsa da, emeğin sosyal risklere karşı korunmasından sorumlu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı (ÇSGB) yer alıyor.

- Dördüncü en büyük bütçeli bakanlık ise son 15 yılda 2006, 2011, 2019 ve 2020’de Sağlık Bakanlığı’nın öne geçtiği istisnalar hariç, Milli Savunma Bakanlığı (MSB) oldu.

- Türkiye’nin son 15 yılının en büyük bütçeli beşinci bakanlığı ise 2006, 2007’de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı (TKİB) ve 2012’de Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı (GTHB) iken 2008, 2009 ve 2010’da Sağlık Bakanlığı (SB), 2011’de MSB ve kuruluşunun hemen ertesi yılından başlayarak 2013-2017 aralığında da Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı (ASPB) oldu.

- Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı birleştirildikten sonra Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı 2019’da üçüncü, 2020 bütçesinde ise ikinci en büyük bütçeli bakanlık olmuştur.


Bu tablonun bize anlattığı şudur; 

- Devlet Türkiye’de hâlâ emeğin yeniden üretimi ve kontrolünde önemli bir sorumluluk sahibidir. Milli Eğitim, Çalışma ve Sosyal Güvenlik, Aile ve Sosyal Politikalar, Aile-Çalışma ve Sosyal Hizmetler, Sağlık Bakanlığı faaliyet alanları bir ülkede emek gücünün fiziki ve sosyal kapasitesinin inşası ve korunması ile ilgili bakanlıklardır.
- Emek gücü ucuzluğu hâlâ Türkiye’nin rekabetçi avantajının en önemli motifini oluşturmakta ve hem yerli hem de Türkiye’de yatırım yapacak yabancı sermayedarın sermayesini yeniden değerlemesi için çekici bir unsur olmaktadır.

KADINLARIN GÜÇLENDİRİLMESİNE AYRILAN PAY YÜZDE 1 BİLE DEĞİL!
Aslında merkezi yönetim bütçe kanun teklifinde somut harcamalara dair bir veri bulmak, görmek pek mümkün değil. Her bütçe yılını takiben Ocak ayında her kamu kurumunun resmi web sitesinde kamu oyu ile paylaşılmak zorunda olan performans programına baktığımızda şunları görüyoruz:

- Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2018 performans programında kadına yönelik ayrımcılığın önlenmesi için hedeflenen şiddetle mücadele, kadınların güçlenmesi ve kadın istihdamı konularındaki faaliyetler için ayrılan 155.005.000 TL bakanlık bütçesinin ancak yüzde 0.47’sine denk geliyor. Yüzde 1 bile değil!

- Bakanlık bütçesinin yüzde 64’ü sosyal yardımlar ve yoksulluğun etkisini azaltıcı faaliyetlere, yüzde 19’u çocuk, engelli ve yaşlılara yönelik aile odaklı bakım hizmetlerine ayrılıyor. Bunun tercümesi şudur; “Kadınlar evde kalsın, çocuk, hasta ve yaşlı baksın, yoksul hanelere gıda, giyecek, yakacak yardımı yaparız, çocuk, hasta, engelli ve yaşlısına evde bakan kadınlara ödeme yaparız ama bu işleri devletten beklemeyin, kadınlar evde bunu yapabilir.”

- Bakanlık bütçesinin sadece yüzde 7’si kendi deyimleriyle “ihtisaslaşmış bakım” yani ev dışında kamuya ait bakım merkezlerinde yapılacak engelli, yaşlı ve çocuk bakım hizmetlerinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması amacına ayrılmış durumda.

Tüm bunlar kadınlara, toplumsal cinsiyet eşitliğine ve kadın ile erkek arasındaki iş bölümüne dair bir tercihi yansıtıyor. Ve o tercih Türkiye nüfusunun yarısını oluşturan kadınları kendileri olma ve kendi tercihlerine göre yaşama hakkından alıkoyarak, en sevdikleri çocukları, engelli, yaşlı veya hasta yakınlarının bakım ihtiyacı karşısında vicdani bir zor işlevi görerek, evlere adeta hapsediyor.

2020 yılı için toplam 1 trilyon 950,5 milyar lira olması planlanan bütçe giderlerinin bakanlıklara dağılımı şöyle açıklandı:
- Hazine ve Maliye Bakanlığı: 468,3 milyar lira
- Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı: 125,8 milyar lira
- Milli Eğitim Bakanlığı: 125,4 milyar lira (Kendi içindeki dağılımda doğrudan eğitime ayrılan pay azaldı, dini eğitime ayrılan pay artırıldı)
- Milli Savunma Bakanlığı: 53.8 milyar lira (İhtiyaç halinde ek kaynaklar ayrılmak üzere)
- Diyanet İşleri Başkanlığı: 11.5 milyar (Bakanlık olmamasına rağmen bütçesi 16 bakanlığın 8’inin bütçesinden fazla)
- Kadın-erkek eşitliğinin sağlanması için çalışmalar yapması beklenen Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesinde yer alan Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü’ne ayrılan bütçenin her yıl daha da azaldığı bilinse de bu yılki bütçesi henüz açıklanmadı.


İlgili haberler
Bütçeden kadınların payına ne düştü?

Yeni Ekonomik Program’daki dengeleme sürecinin en temel destekçisi olarak söylenen bütçede, ‘Kadınla...

Yüceer: Bütçede eşitlikçi bakış hiçe sayılıyor

CHP’li Candan Yüceer 11. Kalkınma Planından ‘toplumsal cinsiyete duyarlı’ kavramının çıkarılmasının...

Bütçeden kadınlara ayrılan pay yalnızca binde 9!

2020 yılı bütçesinde Kadının Statüsü Genel Müdürlüğüne ayrılan pay binde 9’a düşerken en yüksek artı...