Suriyeli kadınlar çalışırken neler yaşıyor?
Suriyeli kadınların çalışırken neler yaşadığını ‘Suriyeli Kadınların Çalışma Deneyimleri ve Toplumsal Cinsiyet İlişkileri raporu’ özetliyor…

Göç Araştırmaları Derneğinin (GAR) hazırladığı ‘Suriyeli Kadınların Çalışma Deneyimleri ve Toplumsal Cinsiyet İlişkileri raporu’, Suriyeli mülteci kadınların çalışma deneyimlerini ‘mecburiyet, müzakere, değişim’ başlıklarıyla ele alıyor.  

Lülüfer Körükmez, İlhan Zeynep Karakılıç ve Didem Danış tarafından Henrich Böll Stftung Derneğinin desteğiyle hazırlanan araştırma raporu, Mersin, Gaziantep ve İzmir’de derinlemesine mülakat yapılan 48 Suriyeli mülteci kadınının, ücretli iş gücüne girişlerini ve çalışma deneyimlerini toplumsal cinsiyet perspektifiyle ele alıyor. Araştırmada, yeniden yerleşme sürecinde Suriyeli kadınların ücretli iş deneyimlerinin yarattığı toplumsal cinsiyet normlarına, ilişkilerine ve rollerinin dönüşümüne, ücretli iş, çalışma rejimi ve toplumsal ağlara dikkat çekilirken, görüşülen kadınların tamamına yakınının Türkiye’de geçim sıkıntısı sebebiyle ve “mecburiyetten” çalışmaya başladıklarını belirtiliyor.

TOPLUMSAL CİNSİYET NORMLARI İLE SURİYE’DE KADINLARIN ÇALIŞMA HAYATI…

Türkiye’deki Suriyeliler hayatlarını idame ettirmek için yeterli ücret alabilecekleri, düzenli ve güvenceli işlere erişmekte sorunlar yaşıyor. Bu problem, toplumsal cinsiyet norm ve ilişkileri ve iş gücü piyasasının cinsiyetlendirilmiş yapısı nedeniyle, mülteci kadınlar tarafından daha da ağır deneyimleniyor.

Görüşülen kadınların 17’si Suriye’de gelir getirici iş/işler yaptığını, 31’i ise göç öncesinde çalışma deneyimleri olmadığını belirtiyor. Kadınların bir kısmı Suriye’de öğretmen, hemşire gibi profesyonel meslek sahibi olmakla birlikte diğer bir kısmı tarım işçiliği veya ev içinde parça başı iş gibi güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalıştıklarını belirtiyor. Görüşülen kadınların tamamı ise, Suriye’de geleneksel toplumsal cinsiyet normlarından ötürü, kadınların çalışmasının hoş karşılanmadığını ifade ediyor.

Örneğin, yerinden edilme öncesinde eşi terzilik yapan, kendisi ise ücretli çalışmamış olan ve şimdi İzmir’de yaşayan 35 yaşındaki Yadenur, bu durumu şöyle anlatıyor: “Birinci olarak kadın çalışmazdı, ikinci olarak ev kirası diye bir şey yoktu… Bizde kadının çalışması yasak bir şeydi. Çalışacak olan kişi erkektir, sen evde eşine çocuklarına hizmet etmeye devam etmelisin.”

HEMŞİRELİKTEN ATÖLYEYE…

Halep’teyken hemşire olan 35 yaşındaki Siham, Mersin’e geldikten sonra çeşitli atölyelerde çalıştıktan sonra çocuk bakıcılığı yapmaya başlamış. 3.5 yıldır devam ettiği bu işte haftanın altı günü sabah sekizden bazen gece on buçuğa kadar çalışan Siham, Suriye ve Türkiye’deki çalışma koşullarını şöyle karşılaştırıyor: “Çok uzun çalışıyoruz. Çok uzun. Hem sen izin alacaksın yok, ne yapacaksan yap ama senin izin gününde. Mesela, biz çalışıyoruz Suriye’de hem erken çıkıyoruz hem mesela izin istiyoruz, ‘Tamam’ diyorlar. Suriye’de en fazla on saat. Sabah sekizde girip hastaneye iki buçuk veya üçte çıkıyorduk.”

EVDEKİ İŞLER AKSATMADAN ÇALIŞMAYA İZİN VAR

UN Women’ın 2018 yılında yayımladığı rapora göre Türkiye’de Suriyeli kadınların yüzde 85’i çalışmıyor, yüzde 10’unun düzenli bir işi var, yüzde 5’i mevsimlik ya da düzensiz işlerde çalışıyor. Bununla birlikte evde gelir getirici iş yapanların oranı ise yüzde 12.

‘Suriyeli Kadınların Çalışma Deneyimleri ve Toplumsal Cinsiyet İlişkileri Raporu’na göre görüşülen kadınların tamamına yakını, Türkiye’de geçim sıkıntısı sebebiyle, temel ihtiyaçların karşılanması amacıyla, “mecburiyetten” çalışmaya başladıklarını belirtiyor. Kadınların temel rol ve sorumluluğunun çocukların bakımı ve hanenin düzen ve idamesinin sağlanması olarak çerçevelendiği bir toplumsal düzende, kadınların ev içi ve daha önemlisi ev dışında ücretli işe girmeleri, gerilimleri de beraberinde getiriyor. Eşi ve/veya ailesi tarafından ev dışında çalışmasına izin verilmeyen kadınlar ev içinde parça başı işler yapma yoluna gidiyor. Mülakat yapılan kadınlardan altı tanesi ev içinde parça başı işler yapıyor. Evde yapılan işler hanenin geçimini sağlayacak geliri elde etmeye yeterli olmuyor ancak hane bütçesine küçük de olsa katkı sağlıyor. Çalışma yoluyla geçimin sağlanamadığı durumlarda, kurumsal destek veya üçüncü ülkelerdeki akrabalardan yardım arama yoluna gidiliyor, ancak bu mekanizmalar da oldukça kısıtlı…

Antep’te yaşayan 33 yaşındaki Hanım, evdeki işler aksamadığı, bu sayede eşi “Sesini çıkarmayacağı” için evde parça başı terlik işi yapıyor. Çuvallarla gelen terlik evin bir odasına dolduruyor, çocukların ve bazen de komşuların yardımıyla birleştiriliyor. Uçucu maddeler içeren terlikler, özellikle çocuklar için yüksek risk oluştursa da, Hanım yaklaşık iki günde tamamladığı 600 çift terlikten 25 lira anca kazanıyor.

Rapora göre Suriyeli kadınlar çalıştığı yerlerde tacize ve kötü muameleye maruz kalıyor aynı zamanda dedikodu ve baskılar da Suriyeli kadınların çalışırken çokça yaşadığı sorunlardan biri. Bu sebeple birçok kadın bu sorunları bertaraf etmek için ailenin erkek üyelerinin çalıştığı iş yerlerinde çalışmayı tercih ediyor.

Kadınların çoğu eğitim düzeyi ve yaptıkları işten bağımsız olarak, güvencesiz, düşük ücretli ve geçici işlerde çalışmaya devam ediyor. Ve tüm işlerin ortak özelliği; geçicilik ve belirsizlik taşıması. Suriyeli kadınlar çalıştıkları hiçbir iş kolunda kendilerini gerçekleştirmek için veya belli bir kariyer planlaması içinde çalışmıyor ve en iyi işte bile, yarına dair ciddi bir belirsizlik söz konusu…

ÜCRET EŞİTSİZLİĞİ…

Hizmet sektöründe çalışan kadınlar birlikte çalıştıkları ve aynı işi yaptıkları Türkiyeli iş arkadaşlarına nazaran daha düşük ücret aldıklarını belirtiyor. İzmir’de yaşayan 35 yaşındaki Gül, Suriye’de on beş yıl kuaförlük yapmış. Türkiye’de beş yıldır aynı kuaförde çalışan Gül, işe başladığından bu yana diğer çalışanlardan daha düşük ücret aldığını anlatıyor:

“Geçen yıl ben Suriye’ye ziyaret amaçlı gittim ve benim yerime bir eleman getirdi. Ben bir aylığına gittim ve döndüm. Bu kadın benim yerimde çalışıyordu ve ben o zaman 400 lira alıyordum, getirdiği yeni başlayan kadın 650 alıyordu… (İşverenine) ‘Neden bu kadına benim maaşımın yarısı kadar fazla veriyorsun?’ dedim. ‘Sen Suriyelisin, ben senin maaşını artırmam’ dedi. Ve onun yanında dört yıldır çalışıyordum. Çok kahroldum çünkü (işveren) bir butikte çalışıyordu ve kuaför salonunun bütün yükü benim sırtımdaydı. Haftada bir gelip hesabı alıp giderdi. (İş yerinin) Her şeyi, bütün işin, sorumluluğu benim üstümeydi. ‘Sen Suriyelisin ve ben artırmam!’ ben burada çok kahroldum. Çantamı koydum omzuma ve çıktım. ‘Tamam çıkmak istiyorsan çık git’ dedi ve ben de çıktım.”

SURİYELİ OLDUKLARINI SAKLAMAK ZORUNDA KALIYORLAR
Raporda mülteci kadınların iş yerlerinde ayrımcı ve ırkçı yaklaşımlarla çok sık karşılaştığı belirtilirken, Türkiyelilere göre düşük ücret, laf atma ve doğrudan aşağılamanın yanı sıra, bazı iş yerlerinde kadınların Suriyeli olduklarını saklaması istendiği, zaman zaman da kadınların bir önlem olarak bunu kendiliklerinden yaptığı vurgulanıyor. Esnaflık yapan kadınlar ise, yine ırkçılık, ayrımcılık ile mali ve bürokratik zorluklar nedeniyle işlerini devam ettirmekte zorlandıklarını dile getiriyorlar.


EVDE PARÇA BAŞI İŞ…

Evde parça başı iş yapan kadınlar ise bütün güne yayılan, fiziksel ve ruhsal olarak tüketici, çok düşük ücretli ve çoğunlukla sağlık problemlerine yol açan işler yapmak zorunda kalıyor. Boncuk işleme, yemiş ayıklama, terlik birleştirme gibi farklı işleri kapsayan parça başı işlerin zorluğu ve ücreti de farklılık gösteriyor, ayrıca iş karşılığında alınan ücret evin geçimini sağlamaktan çok uzakta. Haneye destek olmak amacıyla, ev işleri ve çocuk bakımıyla birlikte sürdürülen bu işlere zaman zaman çocuklar da yardım ediyor. Antep’te yaşayan 33 yaşındaki üç çocuk annesi Nur, Suriye’de evlenmeden önce kişisel ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla parça başı boncuk işleme işi yapmış, ancak evlendikten sonra eşi izin vermediği için bırakmış. Türkiye’ye geldikten sonra geçim sıkıntısı sebebiyle tekrar evde boncuk işleme işine başlamış ancak üçüncü çocuğu doğduktan sonra boncukların küçük çocuk için tehlikeli olması sebebiyle yine bırakmış. İzmir’de yaşayan 26 yaşındaki Doa ise mahalleye dağıttığı işlerden, parça başı bir lira komisyon alıyor. Doa zaman zaman kendisi de boncuk işlediğini belirterek ücretin yapılan işin niteliğine göre değiştiğini anlatıyor. En son aldığı işin parça başı on lira olduğunu ve kadınlara dokuz liradan verdiğini, ancak yedi liradan gelen işlerde işi yaptırmakta zorluk yaşadığını belirtiyor. Kendi dağıttığı işlerle ilgili olarak; “Yazık, gözleri bozuyor, sırt ağrıtıyor ve doğru düzgün parası yok. Marien, bir ayın beş günü çocuklarıyla birlikte çalışıp 300 lira aldıysa bu para değil. Çocuklarına bile yetmez. Pazara bile gitse o parayı koyar geri gelir. Evin kirasını bile karşılamıyor. Ve bütün gün yoruluyor. Bana [işi bitirip] geri getiriyor. Ben bütün gün, çoluk yok çocuk yok, bir parçada kalıyorum. Bütün gün çalışsan 15 liradan daha az para kazanıyorsun.”

Parça başı iş yapan kadınlar, kazandıkları paranın yeterli ve düzenli olmadığını, yeterince satış yapamadıklarını, kazandıkları paranın kendileri ve çocukları için insanca bir hayat kurmalarına yetmediğini, ihtiyaçlarını karşılamadığını ifade ediyor.

EV İŞLERİ VE ÇOCUK BAKIM YÜKÜ…

Kadınların ailenin geçimini sağlamak için ücretli işe girmeleri, ev içi işler ve iş yaşamını dengeleme zorluğuna yol açıyor. Genel olarak mültecilerin ekonomik entegrasyonunu zorlaştıran yasal engeller ve dil becerilerinin eksikliği gibi sıkıntılara ek olarak, Suriyeli kadınların kendi ayakları üzerinde durabilmesine engel oluşturan faktörler arasında toplumsal cinsiyet normları ve işyerinde karşılaşılan cinsiyete dayalı şiddet sayılmaktadır. Çalışmaya başlayan kadınların öncelikli olarak karşılaştıkları problem, çocukların bakımı ve ev içi işlerin yapılması ve hanenin düzeninin devamının sağlanması oluyor. UN Women’ın 2018 yılındaki çalışmasında da Suriyeli kadınların çalışmamasının nedenleri arasında çocuklara bakacak kimsenin olmayışı, hastalık/engellilik, evde bakıma muhtaç kişilerin olması ve ev işleri gösteriliyor.

İzmir’de yaşayan 39 yaşındaki Jinan Türkiye’ye evli olan kızlarından biri hariç sekiz çocuğuyla birlikte gelmiş. Bir yıl öncesine kadar çocuklarının üçü küçük olduğu için evde parça başı iş yaparken, son bir yıldır 12, 11 ve 8 yaşlarında olan “kızların aklı erdiği” için onları birbirine emanet ederek ev dışında çalışmaya başladığını anlatıyor. Mersin’de yaşayan Maysun, kendisi ve yetişkin iki çocuğu çalışmak zorunda olduğundan, o zamanlar sekiz yaşındaki oğlunun evde tek başına kaldığını söylüyor.

50’li yaşlarındaki Berçin, ciddi sağlık sorunlarına rağmen, sabah erken saatlerde küçük çocukları ve torunlarıyla birlikte, İzmir’de karton, şişe ve metal toplamak için evden çıkıyor. Berçin, “Dışarıdan eve geliyorsun evde de iş var” diyerek yorgunluğunu anlatıyor. Ev işleri ve çalışma hayatını dengelemenin zorluklarını anlatan, Reyan’ın sözlerinin benzerleri, görüşmeler sırasında üç şehirde de sık sık tekrarlanıyor: “Sabah 6’da uyanıyorum. Eşim işe gittiği andan itibaren temizlik yapıyorum. Bazen eşyalarını hazırlamam gerekiyor, oğlumu okula götürüyorum. Yemeği genellikle (işten) dönünce yapıyorum.”

ERKEKLER KADINLARIN ÇALIŞMASINDAN RAHATSIZ

Özellikle evli kadınlar, eşlerinin geleneksel erkeklik rollerini sürdürememelerinden, yani evin geçimini sağlayamamaları ve karılarının çalışmalarından ötürü, utanç, kızgınlık, özgüven kaybı ve eksiklik hissi yaşadıklarını belirtiyor. Raporda kadınların anlatımına göre bazıları söz konusu olumsuz etkilenmelerin neticesinde eşlerinin kendilerine öfkeli davrandığını veya içe kapandığı aktarıyor. Mersin’de yaşayan genç bir kadın da Suriyeli kadınların göç sonrası çalışması konusunda erkeklerin tepkilerinin çok şiddetli olabildiğini anlatıyor: “Erkekler fakir de olsalar kadınların çalışmasına izin vermiyor. Erkekler şiddet uyguluyor, kadınlar o yüzden çalışamıyor. “Suriyelilerin yoğun yaşadığı bir mahallede kadın kıyafetleri satan bir butikte satış yardımcısı olarak çalışan İbtisam, daha önce çalışmadığını, “babasının çalışmasına izin vermediğini”, bu çalıştığı dükkanın sahiplerini tanıdığı için ses çıkarmadığını söylüyor. Ancak annesi için durum daha karmaşık: “Babam annemin çalışmasına izin vermiyor. Ama o burada tahta sandık boyuyor, süslüyor. Tepsiler, takılar yapıyor. Bazen fuarlara gidiyor. Oraya (satış için) malzeme götürüyor, arkadaşlarının tezgahına bırakıyor ama babama gezmeye gittiğini söylüyor.”

ÇALIŞMA HAYATI GİYİM KUŞAMI DA DEĞİŞTİRİNCE…

Çalışmaya başladıktan sonra, sosyalleşen kadınların giyim kuşamında da değişikler gerçekleştiğine dair ayrıntılar verilen raporda Suriyeli Efsane’nin yaşadıkları dikkat çekiyor… Bir anda başörtüsünü çıkarmaya cesaret edemediği için başını türban biçiminde bağladığını ancak iş yerinde müdahalelere maruz kaldığını söyleyen Efsane, başını tamamen açmanın ise bir yılını aldığını anlatıyor. Bu bir yıl kendini cesaretlendirme ve korkularını yenmeye çalışmakla geçmiş: “Ben hayatımı istiyorum, ben kimseden korkmak istemiyorum dedim.”

Antep’te yaşayan 25 yaşındaki Efsane, “dindar” olarak tanımladığı bir STK’de çalışıyor. Başını açtıktan sonraki ilk iş gününün çok zor geçtiğini, geri dönüşler aldığını, 45 yaşlarındaki Suriyeli erkek müdürünün açılmasıyla ilgili kendisine neden bilgi vermediğini sorduğunu anlatıyor. Efsane, “Sağlık nedenleriyle dedim, salladım” diyerek açıklamış. Açıklama istemiş olmasına karşın müdür “bu senin özelin” diyerek konuyu kapatmış. İşyerindeki sorgulama ve olumsuz yorumları aşmış olan Efsane henüz bütün ailesine açıldığını söylememiş. Baba tarafının “daha açık kafalı” olduğunu ancak anne tarafının daha muhafazakar olması nedeniyle sıkıntı yaşayacağını tahmin eden Efsane, daha önce annesine açılabileceğini söylediğinde Mersin’de doktorluk yapan annesi “Bu eve bir daha giremezsin” demiş. Annesine açıldığını ne zaman söyleyeceği sorulduğunda, Efsane şöyle yanıt veriyor: “Bence annem bir süre benimle konuşmayacak, sıkıntılar olacak. Bu sıkıntılar bir yıl sürebilir yani… Ama ben sıkıntıları göze aldım...”

KADINLARIN TEK GELECEK TEMMENİSİ: ÇOCUKLARININ İYİ OLMASI...

Çalışan Suriyeli kadınların hepsinde ortak bir gelecek hedefi ve hayali görülüyor. Rapora göre kadınların çoğu kendi yaşamlarını çoktan geçmiş ve çocuklarının geleceği için çabalıyor.

Mersin’de yaşayan 34 yaşındaki Rihab: “Çocuklarım için çalışıyorum. Onlar ne istiyorsa onu gerçekleştirebilmeleri için elimden geleni yapıyorum.”

Mersin’de yaşayan 48 yaşındaki Hülya: “Çocuklar büyüdükçe hayallerimiz küçülüyor. Benim hayalim sadece çocuklarımı büyütüp, ayaklarının üzerlerinde durması.”

İzmir’de yaşayan 37 yaşındaki İlkay: “Şu an çocuklarımız eğitim almadılar. Ben onların eğitimlerini tamamlamalarını isterim, eğitim almalarını isterim. Mesela kocam Suriye’de hocaydı, yine hoca olması isterdim, bu bizim hayatımızı başka yapardı. Biz Avrupa’ya gitmek için kayıtlıyız, sıra bekliyoruz, gitmeyi de istiyoruz. Olsa çocuklar için çok daha rahat. Kaç yıldır çalışıyorlar! Küçüklüklerinden beri çalışıyorlar. Büyüdüklerinde bu onlar için o kadar büyük bir yük olacak ki! Çok büyük bir mesuliyet taşıyorlar. Hayatlarında şu ana kadar bir şey görmediler, bir yaşantı yaşamadılar.”

İzmir’de yaşayan 45 yaşındaki Revan: “Ben çocuklarımın geleceği için ve kendi geleceğim için çıkmayı ve üçüncü ülkeye gitmeyi istiyorum. Çıkmazsa sigortası maaşı ve çalışma izni olan bir iş ararım ve daha sonra da vatandaşlık. Ama Suriye’ye geri dönüş fikri yok.”

İlgili haberler
BM: Korona izolasyonu mülteci kadınlar ve kız çocu...

Karantina önlemleri nedeniyle mülteci kadın ve çocukların şiddete maruz kalma riskinin daha fazla ol...

Mülteci kadınlar: Savaşta öleceğiz diye geldik, şi...

Küçükçekmece’den Çağlayan’a, ‘Bizi virüs değil açlık öldürecek’ diyen, salgını dahi Suriyelilere bağ...

Suriyeli mülteci Adile: Koronavirüs öldürmezse açl...

Suriyeli mülteci Adile, koronavirüs tehlikesinden sonra koşulların kendileri için daha da zorlaştığı...