Kadın gazeteciler: Şiddete, tacize, baskılara karşı birlikte mücadele etmeliyiz
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle basın örgütlerinde yer alan kadınlara, kadın gazetecilerin hangi koşullarda Çalışan Gazeteciler Günü’nü karşıladığını sorduk.

Gazetecilerin kararlı mücadelesi ile basın çalışanlarının haklarını yasal güvenceye alan 212 sayılı Kanun’un, 10 Ocak 1961 yılında Resmî gazetede yayımlanarak yasalaşması sonrası “10 Ocak Çalışan Gazeteciler Bayramı” olarak kutlanmaya başladı. Bugün bir mücadele günü olan 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nde kadın gazetecilerin de alanda yaşadıkları es geçilemez.  

Kadın gazetecilerin her türlü ayrımcılığa, tacize, şiddete, mobbinge maruz kaldığı, ancak meslekte hakim olan erkek egemenliğini yıkmak için mücadele ettiği de bir gerçek. Her türlü saldırıyla karşı karşıya olan gazeteci kadınlar bugün seslerini daha çok çıkarırken gazeteci örgütleri de kadınların bu mücadelesinde önemli bir yer tutuyor. Biz de 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle basın örgütlerinde yer alan kadınlara, kadın gazetecilerin Çalışan Gazeteciler Günü’nü hangi koşullarda karşıladığını sorduk. Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İstanbul Şube Başkanı Banu Tuna, Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu Sözcüsü Ayşe Güney ve Türkiye Basın Yayın Matbaa Çalışanları Sendikası (DİSK Basın-İş) Yönetim Kurulu Üyesi Elif Akgül sorumuza yanıt verdi…

‘ÇALIŞAN GAZETECİLER BAYRAMI DEĞİL BİR MÜCADELE GÜNÜ’

Banu TUNA (TGS İstanbul Şube Başkanı): Önce kadın-erkek ayırmaksınız tüm gazeteciler için bir iki söz söylemek isterim. Ülkede yaklaşık 11 bin işsiz gazeteci varken, 67 gazeteci hapishanedeyken “çalışan gazeteci” acı bir tezat haline geldi. Hâlâ çalışabilenlerin çok büyük bölümü de mevcut sansür, baskı uygulamaları ve salgın nedeniyle getirilen kısa çalışma, işten çıkarma yasağı gibi düzenlemelerin yarattığı sonuçlar nedeniyle mutsuz. Mesleğin layıkıyla yapıldığı kurumlar ekonomik baskı ve güçlükler yaşıyor, bu da gazetecilerin yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Genç gazeteciler asgari ücret düzeyinde maaşlarla çalışıyor. 1971’e kadar bugünün adı Çalışan Gazeteciler Bayramı’ydı. Bana kalırsa yeniden bir isim değişikliğine gitmek ve mücadele günü olarak ilan etmek lazım.

Kadınlar söz konusu olduğunda manzara daha da vahim. Bu meslek zaten kuralları erkekler tarafından konmuş, çok uzun süre erkekler tarafından biçimlendirilmiş bir meslek. Kadın medya çalışanı sayısı erkeklere oranla hâlâ çok düşük. Karar verici ve yönetici pozisyonlarda kadın sayısı çok çok az. 2021’de kadınlar hâlâ toplumsal cinsiyet rollerine uygun istihdam ediliyor. Gazeteciliğin erkek işi ve kadın işi diye ayrılan alanları var. Siyaset, gündem, spor, ekonomi gibi servislerde kadın editör, müdür bulmak çok zor. Kadınların kurum içinde ve dışında yaşadığı cinsiyetçi şiddet görmezden geliniyor, ciddiye alınmıyor. Özellikle yerel basında kadın çalışanlar tercih edilmiyor. ‘Geç saate kadar çalışamaz, her yere girip çıkamaz, doğum iznine çıkar, evlenirse kıdem tazminatını alıp gider’ gibi ön yargılarla erkek meslektaşları tercih ediliyor. Kadrolarda küçülmeye gidildiğinde ilk gözden çıkarılan kadın gazeteciler oluyor. Düşük ücretle çalıştırıldıklarından doğum izni bittikten sonra mesleğine dönmemeyi seçen kadın gazeteciler var.

Pandemi döneminde kadınlar özelindeki en önemli sorun evden çalışma sistemine geçilmesi ve okulların fiziki olarak kapatılmasıyla birlikte iş yükünün ağırlaşması oldu. Hem gazeteci, hem anne, hem bakım veren, hem öğretmen olmak zorunda kaldılar.

Kürt basınındaki kadın gazetecilerin üzerindeki baskıdan ayrıca söz etmek gerekiyor. Hemen her toplumsal olayda bu kurumlardan birinin gözaltına alındığını duyuyoruz. En son Ankara Kadın Platformu tarafından düzenlenen ‘Gülistan Doku Nerede eyleminde’ Jinnews ve Mezopotamya’dan kadın arkadaşlarımız gözaltına alındı.

Türkiye’de çalışan gazeteci olmak zor, çalışan kadın gazeteci olmak daha da zor. Kadın dayanışmasından, sendikal mücadeleden güç almamız gerekiyor.

GAZETECİLİK SUÇ DEĞİLDİR, TÜM TUTUKLU ARKADAŞLARIMIZ SERBEST BIRAKILSIN

Ayşe GÜNEY (Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu-Jinnews Editörü): 10 Ocak Çalışanlar Gazeteciler Günü maalesef çalışan gazetecilerden çok her türlü baskıya maruz kalan, ötekileştirilen, emeği sömürülen gazetecilerden söz etmek daha doğru olacaktır. Çünkü dünyada, bölgede ve ülkemizde işsiz bırakılan gazeteci ordusuyla karşı karşıyayız. Baskıcı, otoriter rejimler günümüzde en çok basın ve ifade özgürlüğünü hedef almaktadır. Gerçeğin peşinden koşan gazetecileri de baskı altında tutarak, sindirmek istemektedirler. Birçok basın kurumu ekonomik, siyasal baskılarla ya kapatılmış ya da kapatılmanın eşiğine getirilerek, birçok gazeteci işsiz bırakılmıştır. Tekçi, milliyetçi ve cinsiyetçi rejim, toplumsal tüm kesimlere dayattığı gibi gazetecilere de tek tipleşmeyi dayatmaktadır. Kendisinden olmayanı, eleştirel bakanı, muhalif olanı yok etmeye odaklanan bir yönetim gerçekliği her geçen gün daha fazla baskısını artırmaktadır. Bölgedeki gazeteciler tüm bu baskıların en ağırını yaşıyor. Bunun için çok uzaklara gitmeye gerek yok. Helikopterden atılan yurttaşların haberini yapan gazetecilerin tutuklanması bu baskının geldiği düzeyi gözler önüne sermektedir. Keza kadın gazeteciler, baskının en katmerini yaşamaktadırlar. Türkiye, kadın gazetecilerin gözaltına alınmasında ve tutuklamasında da dünyada başı çekiyor. Bir yandan baskılar artarken, diğer yandan biz gazeteciler de gözümü kırpmadan gerçeğin üzerine yürümekteyiz ve hakikati açığa çıkarmaktayız. İktidar korkuyla hareket ederken, biz gazeteciler cesaretle tüm karanlığın aydınlatılması için mücadele etmekteyiz. Gün dolaysıyla bir kez daha vurgulamak isteriz ki gazetecilik suç değildir, tüm tutuklu arkadaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.

ŞİDDET BİÇİMLERİNİ ORTAYA ÇIKARTALIM, ADINI KOYALIM, KURUMLARIMIZIN DIŞINA İTELİM

Elif AKGÜL (DİSK/ Basın-İş): Söz konusu gazetecilik olunca yine en güvencesiz gruplardan biri kadın ve LGBTİ gazeteciler oluyor. Hem haber merkezlerinde kendilerine yer bulabilmeleri adına hem de yönetici vasıflarını kazanmaları adına ve bu vasıflara devam etmeleri adına büyük mücadeleler verirken, kadın gazeteciler ilk gözden çıkartılanlar oluyor. Başka bir mesele esnek çalışma. Gazetecilikte bir normal haline gelen esnek çalışma en çok yine kadınları etkiliyor. Bu ‘normal’ içinde özellikle ücret eşitsizliği de en çok biz kadın gazetecileri etkiliyor. Son dönemde gazeteciler içinde bir #metoo hareketlenmesi oldu yeniden. Medya içerisinde bunları çok tartışmıyoruz ama konuşmamız, tartışmamız gerekiyor. Haber merkezlerinde ara kadrolarda kadınlar aktif olmasına rağmen hakimiyet yine erkeklerde. Biz ne kadar bunu değiştirmeye çalışsak da ‘meslek ustaları, üstatlar’ vs. diye bilgilendirdiğimiz kişiler ve onların hegemonyası ile beraber çalışıyoruz. Kadın gazeteciler olarak biraz daha örgütlenmemiz gerekiyor ki en başında alandaki bu patriyarkaya karşı da mücadele edelim. Bu şiddet biçimlerini ortaya çıkartalım, adını koyalım ve kurumlarımızın dışına itelim.

Fotoğraflar: Manşet görseli Pixabay, Banu Tuna/Ekmek ve Gül, Ayşe Güney/Ayşe Günay Arşivi, Elif Akgül/Tansu Pişkin-Bianet.

İlgili haberler
Coalition For Women in Journalism’dan kadın gazete...

Kadın gazetecilerin maruz kaldığı tehditlere ve hakaretlere dikkat çekmek için bir kampanya başlatan...

Kadın gazeteci: Ofise metrobüsle gidip gelmek zoru...

Salgın sürecinde evden çalışamayan bir gazeteci anlatıyor: “Sosyal mesafeyi koru, zaten metrobüse bi...

Kadın gazeteciler için TGS’de ne değişti, TGS’yle...

Sendika içerisinde cinsiyet eşitliği demek medya sektörü içerisinde kadın ve LGBTİ+ bireylerin daha...

Kadın gazeteciler ‘medyada cinsiyetçi dile hayır’...

TGC Kadın Gazeteciler Komisyonu 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle hazırladığı videoyla ‘Me...