DERGİMİZDEN
Emani’ye olanlar beni tetikledi. Irkçılıkla mücadele etmem gerektiğinin, kadın hakları ve çocuk hakları ile ilgili daha çok çaba sarf edip farkındalık yaratmamız gerektiğinin farkına vardım...
Biz o savaşı 4 yıl önce yaşadık, bitirdik. Şimdi Türkiye’de yeni yaşam savaşları veriyoruz’ diyen mülteci kadınların en büyük mutsuzlukları okul çağındaki çocuklarının çalışmak zorunda olması.
14 yaşındaki mülteci bir çocuk işçi Afef yemek molalarında Türkiyeli işçilerle ayrı ayrı yemek yediklerini, iş arkadaşlarıyla karşılaştıklarında kendileriyle konuşmadığını söylüyor...
Emani’nin adını duymaları bile yetti dövünerek, ellerini sinelerine vurarak konuşmalarına... “Adaletsizlik.” En çok dile gelen kelime bu.
“Küllerimden doğdum” diyor Ayfer, “Eski fotoğraflarıma bak, gözlerimde hep bir hüzün var. Şimdi evet yüküm çok ağır ama her sabah kalktığımda ‘sen çok şey başardın’ diyorum kendime...
Travma yaşayan çocuk rehber öğretmeninin ders ya da nöbet listesine göre mi duygu durumunu şekillendirecek? Ya da öğrenci öğretmene ihtiyaç duyduğunda 30 çocuğun bulunduğu sınıfın kapısını mı çalacak?
Sunucu; küçük kız çocuğunu soruya hazırlamak için soruyor: “Sence develer pantolon giyer mi?” diye. Çocuk da “Hayır develer pantolon giymez ama sadece erkekler giyer” diye cevap veriyor.
Artık Cibali Sigara Fabrikası olmayan bu yabancı binadan kulaklarımda makinaların seslerine karışmış işçilerin sesleri, yüreğime oturmuş bir isyan duygusuyla ayrıldım.
Eşitlik ve adalet ve birliğimiz, birlikteliğimiz güçlendirecek bizi... Dergimizin Temmuz sayısı Evrensel gazetesi ile bayilerde. Kaçırmayın...
Bizi hoyrat bir makasla, yaşamın olağan güzelliğiyle aktığı o güzelim fotoğraftan oymaya çalışıyorlar...
Şiddet ve taciz karşısında “çözüm” olarak “pembe otobüsler” öneriyorlar. Şiddeti önlemek için yapmaya gönüllü oldukları tek şey; toplumu haremlik selamlık hale getirmek.
Sevda’nın sığınma evine ya da geçici bir süreliğine başka bir yerde kalmaya yanaşmamasının altında çok temel bir güdü yatıyor. İfade etmeye çalıştığı şey tam olarak; ‘yaşam hakkının korunması...’
Hep böyle çalıştım ama kimseye boyun eğmedim. Boşandıktan sonra geri evlendirmek istediler beni, ‘Bir kere başımı yaktınız bir daha olmaz’ dedim. Çalıştım, çok çalıştım...
1 erkek, 3 kadını; ben de oturunca dört kadını taciz edebiliyor. O oturmaya devam ettikçe onu görmezden gelmeye çalıştık. Ancak taciz arttı...
Melisa, seni gözlerinden öpüyorum. Ne olur sakın susma! Bana umut oldun. Eğer ben de ses çıkarsaydım eminin birileri de bana sahip çıkardı.
Kadın cinayetleri en büyük yaramız. Her ay onlarca kadın için çeltik atıyoruz ölümlere. Burhaniye’de kadınların her biri bir ağaca isim oluyor.
Pek çok öğrenci kalacak yer sıkıntısı yaşıyor; kafelerde ya da AVM’lerde çalışarak, okul lojmanlarında temizlik ya da ütü yaparak yaz okulu parasını çıkarmaya çalışıyor.
“Çeliğin mazisi hoşuma gidiyor. O sert görünümlü, soğuk madde, ateşle buluştuğunda yumuşayıp şekil alınca hoşuma gidiyor. Dokundukça bana itaat ediyor. İnatçı bir keçiyi yola getirmek gibi.”
“İş kazaları ilk defa yaşanmıyor, son da değil ama işçilerin örgütlü olması yan yana gelmesi gerekiyor. Şimdi bu sıkıntılar içerinde düşünüyorum, acaba tekrar çalışabilecek miyim?”
Dünyada kadınlar arasında yüzde 30’luk oranla en sık görülen kanser türü olan meme kanserini alt etmek erken teşhis ve tedaviyle mümkün! Yeter ki risk faktörlerimizin farkında olalım.
- EN SON
- ÇOK OKUNAN
- ÖNERİLEN
Editörden
Bültenimize abone olun!
E-posta listesine kayıt oldunuz.